Dosya 2014'e Damga Vuranlar 29 ARALIK 2014 / 10:56

Yapay zekanın önlenemez yükselişi

2014’ün en önemli tartışma konularından biri de yapay zeka ve insanlar arasındaki ilişki oldu.

60’lı yıllardan beri gerek filmlerde gerekse de kitaplarda karşımıza çıkan bilimkurgu öğeler, günümüzde giderek sıradanlaşmaya başladı. Yapay zekanın akıllı telefonlardan, evdeki klimaya kadar indiğini düşünürsek, yapay zekanın distopik bir unsur olmaktan çıkıp, gerçekliğin kendisini oluşturmaya başladığını görebiliriz.

2014 yılına gelene dek, araştırmacıların ana hedefini konuşabilen bilgisayar, telefon ve robot fikri oluştursa da, günümüzde işin rengi epeyce değişmiş durumda. Araştırmacılar, yapay zekayı fiziksel ihtiyaçlara ihtiyaç duymayan “insan” yaratmak için kullanmayı tercih ederken, bu yılın en önemli tartışma konularından biri de yapay zeka ve insanlar arasındaki ilişki oldu.

Günümüzde aralarında Stephan Hawking’in de aralarında bulunduğu birçok bilim insanı, yapay zeka ve insanlığın geleceği hakkında yorum yaparken, genelde kötümser bir tutum sergiliyorlar. Teknolojinin her yıl giderek daha fazla etkin bir hal aldığı insan hayatı, giderek cihazlara ve onların yapay zekalarına mahkum olmaya başladı.

1968 yılında Philip K. Dick tarafından kaleme alınan “Do Androids Dream of Electric Sheep?” adlı kitapta geçen “moral makinesi” gibi cihazlar, 2014 yılında Facebook’un yapay zeka motoruyla birlikte insanlar üzerinde gerçekleştirdiği moral testiyle gerçeğe dönüştü. Sosyal medya sitesi, kullanıcılarını iki gruba ayırarak, mutlu ve mutsuz içerikleri bu grupların ana sayfalarında yayınlamaya başladı. Daha sonra bu grupları gözlemleyen Facebook, mutsuz içeriklere sahip kullanıcıların bir süre sonra yaptıkları paylaşımların da bu doğrultuda ilerlediğini gözlemledi. Aynı şekilde mutlu içeriklere sahip kullanıcıların paylaşımları da mutlu olmaya başladı. Facebook tarafından gizlice yürütülen bu çalışma sonucu yapay zeka, inan eliyle de olsa insan psikolojisini nasıl kontrol edebildiği konusunda bize epeyce fikir verebiliyor.

Dünyanın en önemli bilim insanları arasında yer alan Stephan Hawking de yapay zekanın hızlı gelişiminin insanlık için bir tehdit olduğu görüşünü savunuyor. Geçtiğimiz ay yapay zekanın insanlık adına büyük tehlike oluşturmaya başladığı belirten Hawking, özellikle robotları silahlandırılmanın ve yapay zekanın insan zekasına yaklaşmasıyla birlikte insanlığı büyük bir tehlikenin beklediğini iddia etti.

2014 yılında Stephan Hawking’in iddiasını doğrulayan gelişmelerin yaşanması, gelecekte yapay zekanın kötü ellerde nasıl bir silaha dönüşebileceğini gösteriyor. Aralarında Microsoft’un da bulunduğu birçok şirket, bina güvenliği için robotları kullanmaya başladılar. Robotlar silahlı olmamalarına karşın, üstün bir yapay zekaya sahipler. Bu sayede tehdit oluşturabilecek durumları hızlı bir şekilde fark edip, gereken önlemleri alan robotlar “şimdilik” zararsız görünüyorlar. Buna karşın savaş endüstrisi için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil.

Güney Kore’nin sınır güvenliği sağlamak için kullandığı silahlı robotlardan sonra, ABD’de de bu konuya ağırlık vermeye başladı. Google'ın sahibi olduğu Boston Dynamics firması tarafından geliştirilen dört ayaklı askeri robot, ABD ordusu tarafından bu yıl içerisinde yapılan ilk denemeleri tamamladı.

Google'ın LS3 adı verilen dört ayaklı askeri robotu, üç seneyi aşkın süren geliştirme sürecinin ardınndan ilk kez denendi. Big Dog adı verilen robot, ABD ordusunda askerler için her türlü arazide malzeme taşımak için geliştirildi. LS3, bir askeri takip etmesi için programlanabildiği gibi, bir el konsoluyla da kontrol edilebiliyor. Robot, bir gün içinde 32 kilometre yol alabiliyor ve 180 kg ağırlık taşıyabiliyor. Big Dog, motorunun çok fazla ses çıkarması nedeniyle şu an sadece lojistik görevler için düşünülüyor. Hali hazırda geliştirilen en iyi arazi robotu olarak tanıtılan Big Dog, robot teknolojisinin aldığı yolu görmek için gayet iyi bir örnek.

Yapay zekanın insanın evrim sürecinin son halkası olacağı şeklinde görüş bildirenler, 2014 yılında yaşanan gelişmelerle, bu düşüncelerinin doğruluğuna bir adım daha yaklaştılar. Geçtiğimiz Haziran ayında 13 yaşındaki bir çocuğun kişiliğini taşıyan yazılım, uzmanlardan oluşan jüriyi insan olduğuna ikna etmeyi başardı.

Bilgisayar biliminin öncüsü Alan Turing tarafından geliştirilen testte, bir bilgisayar 5 dakikalık bir sohbette jürinin yüzde 30'u tarafından 'insan' onayı alırsa, testi geçmiş sayılıyor. Testi geçmek, bilgisayarın insan gibi düşünebildiğini ortaya koyuyor. Bugüne kadar bu rakama ulaşan bir bilgisayar olmamıştı. Eugene Goostman isimli sanal karakter ise yüzde 33 oranında onay olmayı başardı.

Testi bir bilgisayarın geçmiş olması yapay zekanın insan gibi mantıklı cevaplar üretmeye başlayacağının kanıtı olarak görülüyor.

Turing testi nedir?

Yapay zeka ile gerçek insanı ayırmaya yarayan Turing testi, 1950 yılında matematikçi bilim insanı Alan Turing tarafından ortaya atılan bir kavramdı.  Alan Turing'in yazdığı Computing Machinery and Intelligence isimli makalesinde bahsettiği bu kavram daha sonra yapay zekanın temellerini teşkil etti.

Turing makalesinde, 'düşünmenin ifade edebilmek için çok zor olduğunu, önemli olanın, bir makinenin insan taklidi yapıp yapamayacağı olduğunu' yazmıştı. Turing'in çalışması, 1950 yılından bu yana yapay zekanın felsefesi olarak kabul ediliyor. Testte bir dizi soruyla karşıdaki kişinin gerçekten insan olup olmadığı ölçülüyor. Yazılı olarak gerçekleştirilen testi bugüne kadar geçebilen bilgisayar olmamıştı. Test mantığı ile geliştirilen birçok algoritma özellikle internette form doldururken kullanılıyor.

 
ETİKETLER : 1002