Dosya 2016'ya Teknoloji Bakışı 27 ARALIK 2015 / 10:19

İnternete bağlı cihaz sayısı ve türü günden güne artıyor

İnternetin yaygınlığının artması ve kablosuz teknolojinin gelişmesi mobilitenin hayatımızdaki yerinin artmasına sebep olurken mobil internet teknolojisi ve akıllı telefonlar, çevrelerinde çok farklı ve ucu açık bir segmentin oluşmasına sebep oldu. Tabii bunların yanına gelişen sensör teknolojilerini de eklemek gerek. Basit bir akıllı telefonun içerisinde bile onca devre, ekran, kamera, batarya gibi bileşenler bulunuyorken aynı zamanda onlarca sensör bulunuyor. Bundan birkaç yıl önce tek başına cebimize sığamayacak boyutlardaki sensörler cep telefonumuzun içinde yer alıyor.
Akıllı telefonlarımızın, dolayısıyla mobil cihazların bu denli güçlenmesi ve bağlanma yeteneklerinin olgunlaşması, çok çeşitli alt cihazın oluşmasının önünü açtı. Bugün akıllı telefonumuz 3G üzerinden internete, WiFi üzerinden kablosuz depolama birimine, Bluetooth üzerinden ise hem akıllı saate, hem Bluetooth kulaklığa, hem de Bluetooth klavyeye bağlanabiliyor. Üstelik bunların hepsine aynı anda bağlı kalarak hepsini birden kullanabileceği işlevleri yerine getirebiliyorlar. Her ne kadar piyasaya çıkan bazı telefonları “biraz kalın olmuş” veya “çirkin görünüyor” diye eleştiriyor olsak da olaya bir de bu noktadan bakmak gerekiyor.
İştah açıcı mobil pazar için hazırlanan ve hızla geliştirilen teknolojiler, bu teknolojilerin farklı alanlarda da kendine yer bulmasını sağlıyor. Mikroçiplerin, sensörlerin ve radyo bağlantılarının gelişmesiyle beraber akıllı telefonlardan çok daha küçük, çok daha “hedefe yönelik” ürünlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu “küçük ve hedefe yönelik” cihazlar tek başlarına kullanılmak üzere tasarlanabildikleri gibi (3G destekli akıllı saatler), gücünü akıllı telefondan veya başka bir akıllı cihazdan da alıyor olabilirler (adım sayar bileklikler). Ayrıca hali hazırda bulunan bir ürün tipinin içerisine yerleştirilerek, aynı zamanda farklı cihazlarla iletişim kurması da sağlanabiliyor (akıllı buzdolapları).

Akıllı şehir yaklaşımları
Akıllı şehirlerin oluşmasında büyük rol oynayan sensörler, birer “her şeyin interneti” cihazı olarak karşımıza çıkabiliyorlar. Örneğin bir akarsuyun kenarına yerleştirilen cihaz ile o noktadaki nem oranını, rüzgarı ve daha birçok bilgiyi elde edebiliyoruz. GSM şebekesi, kablo bağlantısı veya WiFi gibi bağlantılarla verileri ana merkeze gönderen bu sensör cihazları, gelecekte kendi elektriğini üretecek seviyeye de geleceklerdir.
Çevresel olayların bölge bölge, anlık olarak takip edilebiliyor olması, yerleşim yeri hakkında verilecek kararlar hakkında büyük yol gösterici konumundalar. İnternete, dolayısıyla verilerin toplandığı ve irdelendiği merkeze bağlı olarak çalışan bu tip cihazların kullanımı günden güne artıyor.
Her ne kadar akıllı şehirler kavramı içerisinde internet kavramı denince akla çevre algılama sensörleri geliyor olsa da çok daha farklı kullanım alanları da bulunuyor. İstanbul’daki hemen her bireyin kullandığı İETT otobüsleri ve metrobüsler de “her şeyin interneti” kavramından faydalanıyor. İETT otobüsleri, anlık olarak bulundukları noktaları merkeze iletiyor. İnsanlar, akıllı telefonlarına yükledikleri bir uygulama aracılığıyla bekledikleri duraktan hangi otobüsün ne zaman geçeceğini, beklenen otobüsün o an hangi durağın yakınlarında olduğunu görebiliyorlar. Bu teknolojinin temelinde otobüslere yerleştirilen GPS cihazları yatıyor. Yani internete bağlı otobüsler… Diğer taraftan metrobüsler de kameralar sayesinde yönetiliyor. Duraklarda yer alan kameralar merkeze yoğunluk bilgisi sağlarken, yoğunluğa göre metrobüs gönderimi sağlanıyor.
Tüm bunların dışında Karaman’da, Gaziantep’te ve daha birçok ilde akıllı şehir yaklaşımlarının adımları atılıyor. Belediyelerin akıllı şehirler kavramına geçiş amacıyla nesnelerin internetine yapacağı yatırım, 2016 yılında artış gösterecektir.

Akıllı evler
Evlerde kullanılan cihazlarda, günümüz mobil teknolojilerinin kullanımları günden güne artıyor. Şimdilik en dikkat çekici yenilik, ısıtma sistemleri tarafında. Kombilere bağlanan ek aparatlar, kombinin internet üzerinden kontrolünü mümkün kılıyor. Böylece hem her ısı değişikliği yapmamız gerektiğinde kombinin yanına gitmekten kurtuluyoruz, hem de birkaç gün evden uzak kaldıktan sonra eve geldiğimizde kombi kapalı olduğu için evin ısınmasını beklememize gerek kalmıyor.
Günümüz cihazlarının henüz pek azında tümleşik olarak akıllı çözümler bulunuyor. Dolayısıyla az önceki örneğimizdeki gibi “ek aparat” biçimindeki akıllandırma çözümleri satılıyor. 2016 ve sonrasında internete çok daha fazla elektrikli ev aleti bağlanacaktır. Televizyonlara, buzdolaplarına ve çok daha fazlası internet üzerinden kontrol edilebilir olmasının yanı sıra kullanım oranlarını günlük olarak elektrik idaresine bildirerek elektrik üretimiyle ilgili yol gösterici de olacaklar. Yakın bir gelecekte bu teknolojinin lamba anahtarlarında, hatta ampullerde bile yerini alacağı söyleniyor.

Giyilebilir teknolojiler
2015, giyilebilir teknolojilerin bol bol konuşulduğu ve bazı ürün tiplerinin yavaş yavaş şekillendiği bir yıl oldu. Elbette ki bunlardan en öne çıkanı akıllı saatler oldu. Artık hemen her akıllı telefon üreticisi, bir de akıllı saat üzerine çalışıyor. Akıllı saatler her serisinde büyük yeniliklerle donatılırken, arayüzleri de sürekli olarak şekilleniyor. 2015’in sonlarına doğru piyasaya sürülen Samsung Gear S2 ve Apple Watch, bu cihazların artık kullanılabilir hale geldiklerini gösteriyor. Akıllı saat modellerinin bir kısmı kendi içerisindeki sim kart yuvasıyla tamamen bağımsız bir yapıda çalışabiliyorken, kimisi de Bluetooth üzerinden bir akıllı telefonu “veri merkezi” olarak kullanıyor; akıllı telefon aksesuarı olarak çalışıyor. Akıllı saatler, sağlıkla ilgili çeşitli verilerin sağlanmasının yanı sıra indirilebilen uygulamalarıyla daha farklı işlevler de kazanabiliyorlar. Henüz uygulama alanında dikkat çeken çok fazla bir şey olmasa da 2016 yılında uygulama anlamında büyük yeniliklerle karşılaşacağız. Mobil uygulama geliştiricileri, uygulamalarının akıllı saatlerdeki yansımasının daha kullanışlı olması için ellerinden geleni yapacaklar.
Ucuz bir teknoloji bileşeni olması sebebiyle bir anda patlama yapan akıllı bileklikler de yerlerini yavaş yavaş akıllı saatlere bırakıyorlar. Akıllı bantların bir anda ilgi çeken bir teknoloji olması sebebiyle akıllı telefon üreticileri oldukça hızlı tepki göstererek akıllı telefonlarına adım sayar özelliklerini ekledi. Bu da basit işlevlere sahip modellerin gerekliliğini ortadan kaldırdı.

Yeni nesil akıllı binalar
Gerek evlerin, gerekse işyerinin / işyerlerinin bulunduğu binalarda kullanılan akıllı teknolojiler, binanın yönetimini kolaylaştırırken buralardaki yaşam kalitesini artırıyor. Bina içerisinde tüm mekanik, elektrik ve elektronik aksamlarının bir merkez tarafından kontrol edilip yönetilebiliyor olmasının yanı sıra, her an her noktada bulunan kameralar da binanın güvenliğinin kolay bir şekilde kontrol altına alınmasını sağlıyor. Sıcaklıkların, binanın ayrı noktalarında otomatik olarak ayarlanabildiği akıllı bina sistemlerinde sensörler ve bu sensörlerin bağlı olduğu merkeze ilettiği veriler büyük rol oynuyor.

Akıllı arabalar
Mobil teknolojilerin etkilediği bir sektör de otomotiv sektörü oldu. Akıllı arabaları, kısaca “akıllı telefonla bağlantı kurabilen, internete bağlanabilen” olarak tanımlamak mümkün; fakat bu tanımlama yeterli değil. Zira akıllı araç yaklaşımlarına baktığımızda ortada çok etkileyici teknolojilerin bulunduğunu görüyoruz.
Öncelikle akıllı telefonla bağlanabilirlik yeteneğinden bahsedelim. Günümüzde yeni model orta ve üst seviyede pek çok araçta, akıllı telefon ile bağlanabilirliğin aktif olduğunu görüyoruz. Kimi araçlarda şarj etmek ve Bluetooth üzerinden görüşmek yapmak mümkünken, bazı araçlar bu basit işlevlerin çok daha fazlasını sunabilecek şekilde tasarlanıyor. Bunlardan en dikkat çekeni ise bir kazanın yaşanması halinde bildirim gönderilmesi. En yakın polis merkezine anında bildirilen kaza, özellikle sağlık durumları için çok daha hızlı aksiyon alınmasını sağlıyor. İnternet bağlantılı akıllı arabalar, aynı zamanda yol durumları hakkında bilgi sahibi olarak güvenlikle ilgili uyarılar verebiliyor. Mesela X yolunda hız limiti 50 km/s ise bu hızı geçtiğimiz anda uyarı verilebiliyor.
Şimdiki en yüksek teknoloji ise otonom arabalarda. Bir dönem, arabayı park edilecek alanın yanına çekip, arabaya park etmesi için komut verirdik. Araba da en düzgün şekilde park işlemini gerçekleştirip kendini kapatırdı. Şimdi ise aracı, katlı otoparkların kapısında bırakıp “git, park ol” diyerek otoparka gönderebiliyoruz. Araç, bir park alanı bularak kendini oraya yerleştirebiliyor. Üstelik akıllı telefonumuzla komut verdiğimizde araç, motorunu çalıştırıp kendisini bıraktığımız yere gelebiliyor.
Günümüzde bu tip teknolojiler mevcut fakat konu “araba” olunca güvenlik gerekçesiyle herhangi yeni bir teknolojinin araçlara ulaşması çok daha uzun vakit alabiliyor. Bu yüzden 2016’da çok heyecan verici bir akıllı araç – internete bağlı araba teknolojisiyle karşılaşmama ihtimalimiz de var.
ETİKETLER : 1052