Dosya 2016'ya Teknoloji Bakışı 27 ARALIK 2015 / 10:17

Mobil teknolojiler güçleniyor, güçlendikçe işlev kazanıyor

Bir zamanlar herhangi bir konuyla ilgili birilerine yazı yazmamız gerektiğinde oturup, elimize kağıdı – kalemi alıp mektubumuzu hazırlar ve gönderirdik. Sonrasında “internet” ve kişisel bilgisayar kavramlarının ortaya çıkmasıyla beraber yerini elektronik postalara bıraktı. Artık yazdıklarımız anında gidiyordu. Bir sonraki aşama ise taşınabilir bilgisayar – Wi-Fi ikilisi oldu. Bu gelişmeyle beraber e-postalarımızı görüp cevaplamak için ofise gitmemize gerek kalmadı. Herhangi bir kafeye oturup Wi-Fi şifresini isteyerek, dizüstü bilgisayarlarımızla her işimizi halleder hale geldik. Bu aşamanın bir sonrasında gelen akıllı telefonlar ise hiçbir yere bağlı olmaksızın ve yanımızda hiçbir ekstra cihaz taşımaksızın tüm e-postalarımızı kontrol edip, cevaplamaya başladık.
Yukarıdaki örnekte iş dünyasının sadece “mektup” alışverişi kısmının son yıllardaki gelişimini görüyorsunuz. Ofiste günlerce cevabın gelmesini beklerken (üstelik kaybolma ihtimali de varken) artık cebimizdeki bir cihazla dünyanın her yerinde, her an e-postalarımıza ulaşabiliyoruz.

Akıllı telefonlar
Akıllı telefonlar bugün her yerdeler, herkesin cebindeler. Üstelik günden güne daha da güçleniyorlar. Güçlenen çipler, geliştirilen ve küçültülen yeni sensörler gündelik hayatlarımızı olduğu kadar iş hayatımızı da etkiliyor. En basitinden kamera gelişimini düşünelim. Eskiden hepimizin evlerinde filmiyle, flaşıyla, pek iyi olmasa da olsa birer fotoğraf makinesi bulunurdu. Günümüzde sadece daha profesyonel fotoğraf çekmek isteyenler fotoğraf makinesi satın alıyor. Geri kalan herkes akıllı telefonunun kamerasını yeterli buluyor ve eskiye oranla çok çok daha sık bir şekilde fotoğraf çekiyor. Günden güne daha da gelişen akıllı telefon kameraları, artık bazı durumlarda profesyonel fotoğraf makinelerini bile geride bırakabiliyorlar. Bundan birkaç ay önce 3000 dolarlık profesyonel bir fotoğraf makinesinin gündüz video çekimlerinde bazı akıllı telefonların gerisinde kaldığı ortaya çıkmıştı.
Akıllı telefonların sürekli performans takviyesi alan işlemcileri, GPU’ları ve RAM’leri ise bu cihazların bambaşka boyutlara taşınmasına imkan sağlıyor. Performansı artan cihazlara daha fazla sayıda işlev yüklenebiliyor. Ayrıca bu işlevler, eskiye nazaran çok daha karmaşık olabiliyor; ne de olsa arkasında canavar gibi 4 çekirdekli işlemci var. Karmaşık yapıdaki, ciddi bir işlem gücü gerektiren uygulamaları akıllı telefonumuzda gerçekleştirebiliyoruz. Hatta güçsüz bir masaüstü bilgisayarları bile süründüren video montaj işlemlerini –biraz kırpılmış bir şekilde de olsa- mobil cihazımızda yapabiliyoruz.
Mobil sektörün çılgın bir şekilde büyüyor olması, fırsatları kovalayan yazılımcılar için de bir ekmek kapısı oldu. Bir şekilde “tutan” uygulamalar milyonlarca dolar kazanç sağlayabildiği için yazılımcılar sürekli, bol miktarda uygulamayla karşımıza çıkıyorlar. Devasa yazılım şirketleri kendi mobil uygulamalarını geliştirerek müşterilerinin yanında mobil dünyada da olmaya çalışıyorlar. Bugün Microsoft bile tüm Office programlarını Android ve iOS gibi aslında rakip olduğu platformlara sunuyor.
Tüm bunların yanı sıra şirketlerin kendi içlerinde çalışmak için kullandıkları kapalı kullanım uygulamalar da mevcut. Sadece çalışanlara verilen uygulamalar, telefonun gücünü kullanarak bulunduğu sektöre göre ciddi anlamda mobilite sağlıyor. Mesela eskiden sahada çalışan ve bir şekilde yöneticilerine fotoğraf göndermesi gereken bir mühendis fotoğraf makinesini alıp, fotoğrafı çekip, dizüstü bilgisayarına götürüp, e-posta ile gönderimi gerçekleştiriyorken artık telefonuyla tüm bu işlemleri birkaç saniye içerisinde halledebiliyor. Hatta falcılar bile evinden, oturduğu yerde gelen Türk kahvesi fotoğraflarına bakarak fal bakıp sonuçlarını müşterilerine iletebiliyorlar. Bu örnekler, sektörlerdeki iş yapma biçimlerinin ne kadar değişebileceğini gösteriyor.

Tabletler
Tabletler de akıllı telefonların ekranlarının yetmediği noktalarda, iş için kullanılabilecek cihazlar arasında yer alıyor. Eğer bol bol Excel dosyaları içerisinde uğraşılıyorsa veya müşterilere sunumlar - videolar izletiliyorsa tabletler de çalışanın ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir pozisyondalar. 3G – 4G destekli modeller yüzde yüz mobilite sağlarken, bataryalarının akıllı telefondan çok daha uzun dayanıyor olmasıyla da tercih sebebi olabilir.

Gelişen iletişim teknolojileri
Mobil teknolojilerin gelişmesindeki en büyük katkılardan biri elbette ki iletişim hızı. İlk telefonlarımızla sadece düşük kalitede ses alış verişi ve minik minik yazı dosyaları (SMS) iletebiliyorken, bir süre sonra “veri” iletimiyle tanıştık. 3G ile daha da hızlanan veri iletişimiyle beraber ortaya çıkan, son kullanıcı dostu ilk iPhone da çok işlevin çok basit bir arayüzde sunulabileceğini gösterdi. Türkiye’de kullanılan 3G teknolojisi de yerini yavaş yavaş 4.5G’ye bırakma aşamasında. 3G teknolojisi fotoğraf, ses ve ortalama bir video iletişimi için gerekli bant genişliğini sağlarken 4.5G ile çok daha fazlası mümkün olacak. Telefonlarımızın inanılmaz piksel yoğunluğuna sahip ekranları için tam uygun videoları internet üzerinden izleyebileceğiz. Belki akıllı telefonlarda oynanan oyunlar, profesyonel arenaya bile aktarılabilir; “mobil e-spor” kavramı ortaya çıkabilir.

Peki ya 2016?
Mobil cihazlar sektörü çok hızlı büyümesinin ve teknolojik evriminin ardından biraz daha yavaşlamış durumda. Firmalar genellikle bir önceki sene çıkardığı telefonların performansını, kamerasını bir miktar daha geliştirip, üzerine ekstra birkaç sensör yerleştirip daha farklı bir tasarımla piyasaya sürüyorlar. Bu senenin de bundan çok farklı olacağını sanmıyorum. Sony, Xperia Z5 Premium modeliyle 4K ekran teknolojisine atılım yapmış olsa da günümüzde 4K ekran o kadar küçük cihazlar için hem gerekli değil, hem de gereksiz kaynak tüketimine sebep oluyor. Dolayısıyla bir “4K furyası” 2016’da yaşanmayacak diye ümit ediyorum. 
ETİKETLER : 1052 mobil teknoloji