Bilişim Dünyası 06 ARALIK 2015 / 16:49

2016’da katılım daha yüksek olacak

Türkiye’nin en dijital şirketlerini belirlemek için hayata geçirilen Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasına yönelik kurumsal ilginin istikrarlı gelişim göstermesi bekleniyor. Çünkü dijitalleşme bir tercih değil, kurumsal stratejinin artık ayrılmaz bir parçası.Accenture Dijitalleşme Endeksi’ne göre “Dijitalleşme Öncüleri” olarak tanımlanan, yüzde 80 üzerinde puan alan şirketler dijitalleşmeyi şirket stratejilerine yansıtmak konusunda diğerlerine göre çok daha iyi bir performans sergiliyor. “Tüm Türk şirketlerinin dijitalleşme trendiyle ortaya çıkan yeni fırsatlara, zorluklara ve risklere karşı hazır olması önemli” saptamasını yapan Accenture Türkiye Genel Müdürü Tolga Ulutaş, eklemeden geçmiyor: “İyi haber şu ki, Accenture Dijitalleşme Endeksi’ne katılan tüm şirketler bu trendin farkında. Görüştüğümüz BT, teknoloji ve dijital alanlarında çalışan yöneticilerin yüzde 92’si dijitalleşmenin faaliyet gösterdikleri sektörlere ciddi etkisinin olacağına inanıyor.” Türk teknoloji liderlerinin farkındalık seviyesi; 2014 yılında Almanya’da yapılan ve katılımcıların yüzde 78’inin dijitalleşmenin etkisinin “yıkıcı” ya da “çok güçlü” olmasını bekledikleri ve dijitalleşmenin etkilerini yadsıyanların oranın yüzde 3’te kaldığı Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasıyla da benzerlik gösteriyor.
 
Dijitalleşme eşittir fayda
Bu benzetmeyi yapan Tolga Ulutaş, dijitalleşme farkındalığı konusunda bir başka küresel araştırmaya da dikkat çekiyor. Accenture olarak bir süre önce 20 ülke ve 12 sektörden 1000 üst düzey yöneticiyle yapılan bir başka araştırma, yöneticilerin yüzde 58’inin dijital teknolojiyi öncelikli olarak süreç verimliliğini artırmak ve maliyetleri azaltmak amacıyla; üçte birinden daha azının ise büyümeyi desteklemek ve yeni müşterilere ulaşmak için kullandığını gösteriyor. Bunun temel nedeni pek çok yöneticinin operasyon ve süreçleri kolaylıkla dijitalleştirirken, dijitalleşmeye bağlı riskler sebebiyle müşteri karşılama kabiliyetleri için dijital teknolojileri kullanmaya çekinmesi.
Dijitalleşme; gelirini artırmak, müşteri ilişkilerinde kaliteyi yükseltmek ve daha yalın ve etkin bir operasyona sahip olmak isteyen şirketler için önemli bir kaldıraç. Accenture analizi, şirketlerin rekabette öne çıkmalarını sağlayan sektörlere özgü bazı özellikler olduğunu ama Dijitalleşme Öncüleri’nin bazı ortak özelliklerinin de ‘sektör bazlı’ olmadığını ortaya koyuyor. Bunun sonucunda dijitalleşmeyi stratejilerinin parçası yapan firmaların bir adım önde olduğu da görülüyor. 
 
7 ülkede çalışmalar devam ediyor
Farklı sektörlerin dijitalleşme durumlarını ve sektörlere göre farklılıkları açıklamak için 104 şirket 17 sektör grubuna ayrıldı. Burada sistematik bir sınıflandırma yaklaşımı benimsendi. Avrupa Topluluğu’nda ekonomik faaliyetlerin istatistiki sınıflamasına (NACE Rev.2) dayanarak değerlendirilen şirketler, sektör gruplarına göre sınıflandırıldı. Tolga Ulutaş’a göre, finansal hizmetler, hizmet faaliyetleri, perakende ve motorlu kara taşıtlarının imalatı, dijitalleşme anlamında en yüksek performansı gösteren sektörler oldu. Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı ve inşaat sektörleri ise Türk şirketlerinin ortalamasının altında kaldı. 
Accenture Dijitalleşme Endeksi üzerine halen 7 ülkede çalışmalar sürüyor. Örneğin; Almanya’da bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen çalışmaya ek olarak, İsviçre ve Avusturya’da da benzer çalışmalar tamamlandı ve bu yıl içinde sonuçların açıklanması bekleniyor.  
 
Kurumsal ilgi 2016’da katılımın artmasını sağlayacak
Araştırma sürecinde, şirketlerin çalışma ilk defa yapılacağı ve çıktıların neye benzeyeceğini bilmedikleri için biraz çekingen davrandıkları gözlemlendi. Bu saptamayı yapan Tolga Ulutaş, bir taraftan da olumlu geri dönüşleri şu sözlerle tanımladı: “Çalışma hem Türkiye’nin genel olarak dijitalleşme alanında bulunduğu yeri ve gelişme alanlarını gösterdiği hem de şirketlere sadece kendilerine özel hazırlanmış ücretsiz bir rapor alma fırsatı sunduğu için olumlu geri dönüşler aldık.” Öyle ki, 18 Kasım’da sonuçlar açıklandıktan sonra çalışmaya katılmak istediklerine dair başvuru yapan şirketler olmuş. “Bu şirketlere ‘önümüzdeki yılki çalışmada onları da katacağımıza’ dair geri dönüşte bulunduk” bilgisini veren Ulutaş’a göre, bu tarz bir çalışma için yüzde 30 civarındaki katılım oranı, dünyadaki diğer örneklere bakıldığında oldukça iyi bir oran. Bu nedenle beklenti; önümüzdeki yıl çalışmaya daha yüksek bir katılım olması yönünde. 

Danışmanlık desteği ve üst yönetimin katkısı şart
Dijital dönüşüm uzun bir yolculuk ve Ulutaş’a göre şirketler; sektörlerine ve rakiplerine göre mevcut durumlarını ve dijitalleşmenin kendilerini nasıl destekleyeceğine yönelik bir anlayış geliştirerek bu yolculuğa başlayabilirler. Mevcut pozisyon anlaşıldıktan sonra şirketlerin net bir dijitalleşme stratejisi ve bir yol haritası geliştirmesi de gerekli. Bu yol haritasının hayata geçirilebilmesi için üst yönetiminin desteğinin sağlanması, dijitalleşmeyi teşvik edecek bir işletme modelinin ve etkin bir yönetişim yapısının kurulması da Ulutaş’ın dikkat çektiği gereklilikler arasında. Yeteneklerin şirket bünyesine katılması için bu konularda çalışacak Ar-Ge departmanlarının kurulması, araştırma şirketleri ve girişimlerle işbirliği yapılarak mevcut dijital kaynakların ve kabiliyetlerin artırılması, ayrıca yeni yetenekler kazanmak ve dijitalleşme çalışmalarını hızlandırmak için danışmanlık desteği alınması da önem taşıyor. Ulutaş’ın dikkat çektiği bir sonuç da, bu konuda daha fazla adım atılması gerektiğini ortaya koyuyor: “Araştırmamız, şimdiye kadar kapsamlı bir dijitalleşme stratejisini benimsemiş olan Türk şirketlerinin sayısının son derece az olduğunu, ama şirketin tamamına yayılan dijitalleşme hedefinin de başarı ihtimalini artırdığını ortaya koyuyor.”

Kamunun rolü önem taşıyor
Dijitalleşme, Türkiye ekonomisi ve istihdam adına önemli bir fırsat. Bu yönüyle, kamunun rolü de önem kazanıyor. Ulutaş’ın da belirttiği gibi, yatırımları teşvik edecek ve ekonominin dijitalleşmesinin önündeki engelleri kaldıracak ortamın oluşturulması için gerekli düzenlemelerin yapılmasında kamunun özel sektörle işbirliği önemli. Bir süre önce Accenture ve Oxford Economics işbirliğiyle hazırlanan ortak bir çalışmayı örnek gösteren Tolga Ulutaş, şu detayları paylaştı:
“Bu çalışma, dijital teknolojilerin ekonomik faaliyetlere yayılmasının, verimliliği ve GSYH büyümesini belirgin biçimde arttırabildiğini istatistiksel olarak gösteriyor. Bu araştırmada geliştirilen, bir ülkedeki eşit ağırlıklı dört ekonomik faaliyet alanından 50 göstergeyi kapsayan bir endeks olan Dijital Yoğunluk Endeksi’ndeki 10 puanlık bir artış, bugün ile 2020 arasında yıllık büyüme oranlarında gelişmiş ekonomilerde yüzde 0.25, gelişmekte olan ekonomilerde ise yüzde 0.5 artış sağlıyor. Bu da, 2020’de dünyanın en büyük 10 ekonomisinin GSMH’sine 1.36 trilyon dolar eklenmesi demek ve bugün yapılan tahminlerin de yüzde 2.3 üzerinde”
 
 
ETİKETLER : 1049