Bilişim Dünyası 08 OCAK 2015 / 14:15

Akıllı şehirlere giden yolda neredeyiz?

Akıllı şehir kavramının içindeki zenginlikleri düşündüğünüzde -eğer düzgün eğitirseniz /çabalarsanız- neredeyse işsizlik sorun olmaktan çıkacaktır. K. İhsan Mutlu ile akıllı şehirler kavramını masaya yatırdık.


Hakkında her gün onlarca yorum yapılıp makale ve kitaplar yazılan “Akıllı Şehirler” kavramı, standartlarının oluşturulmasıyla (ISO 37120) ete kemiğe bürünürken ülkemizdeki durumu gözden geçirme sorumluluğumuz var diye düşünüyorum. Ancak, yerimizi sağlıklı olarak saptamadan önce, şu anda çıtanın nerede olduğunu ve kapsamını incelemekte yarar var.

Öncelikle “Akıllı Şehirler” standardının (ISO 37120-2014) içeriğini başlıklar halinde gözden geçirelim.

Bunlar sırasıyla;

  1. Ekonomi

  2. Eğitim

  3. Enerji

  4. Çevre

  5. Mali durum (Finans)

  6. Yangın ve Acil müdahale

  7. Yönetişim

  8. Sağlık

  9. Sosyal alanlar yaratma

  10. Güvenlik

  11. Korunma

  12. Katı atıklar

  13. İletişim ve Yenileşim

  14. Ulaşım

  15. Şehir planlama

  16. Atıksu

  17. Su ve kanalizasyon



Bu standartlar oluşturulurken aynı CERN’de olduğu gibi herhangi bir çalışma grubunun içinde değiliz. Devamlı gelişime açık olan bu alanda sadece seyirci mi olacağız? Bu geliştirmeler sürerken –en azından- mimarlarımız, şehir planlama ve tasarımcılarımızın eğitimi başlamış olmalıydı.

Peki, söz konusu standardı şehir yönetimleri nasıl kullanabilirler?

  • Hizmet performansını ve yaşam kalitesini değerlendirmek

  • Şehir bütçesindeki önceliklerin tespiti

  • İşletmenin/Çalışmaların şeffaflığını artırmak

  • Bölgesel ve küresel kriterlerle çalışmaları kıyaslama

  • Açık veri ve uygulamaların desteklenmesi

  • Altyapı yatırımları için kamu ve özel fonlardan kaldıraç olarak yararlanma

  • Sürdürülebilir ve esnek enerji tüketim yönetimi




Tabii ki, daha bir çok madde sıralanabilir. Bugünden başlayarak, aydınlığa giden bu yolda geri kalmadan, ilerleyememenin sebepleri ne olabilir? Bu “Akıllı Şehir” oluşumunda en önemli unsurun eğitim/öğrenim olduğunu hatırlatmalı bize. İnsan gelişimindeki en önemli göstergenin eğitim olması burada da ağırlığını duyuruyor. Unutulmamalı ki, bilişim alanındaki her gelişme yüzlerce yeni iş alanının açılmasını  sağlıyor. Bir de “Akıllı Şehir” kavramının içindeki zenginlikleri düşündüğünüzde -eğer düzgün eğitirseniz /çabalarsanız- neredeyse işsizlik sorun olmaktan çıkacaktır.

Bu vesileyle, içinde bulunduğumuz durumu bir kez daha irdeleyelim. Yeni açıklanan “Yetenek Açığı” verilerine göre (ManpowerGroup Talent Shortage Survey 2014) ülkemizde bu açık %63 olup yeni yılla birlikte %5 artmış bulunmakta. Yetenek açıkları veya diğer bir deyişle ‘eleman bulmada karşılaşılan güçlükler’ sırasıyla; Nitelikli işçiler, Mühendisler, Teknisyenler, Satış temsilcileri, Muhasebe ve Mali işler personeli, İcra Yönetimi, Satış yönetimi, BT personeli, Ofis destek elemanları, Sürücüler’ den oluşmaktadır. Bu arada genç işsizliğinin % 16,2 olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Önceki satırlarda da açıklandığı gibi bir takım meslekler yok olurken onların yerini çağa uygun yeni meslekler almaktadır ve görünüşe göre bu değişim büyük bir hızla devam edecektir. Ne diyelim , acil ve çağdaş eğitim şart!!!

Bir de bir kaç yıldan bu yana sıkça telaffuz edilen “şehirleşme hızı” sebebiyle ülkeler çalışmalarını geleceğin bu gerçeğine hazır olabilmek için sürdürüyorlar.   Birleşmiş Milletler, en geç 2050 yılında toplam nüfusun %70’inin şehirlerde yaşayacağını öngörüyor. Günümüzün gerçeklerine bakılınca bunun daha erken gerçekleşeceğine inanç artıyor.  Bu bağlamda, şehirlerin daha karmaşıklaşması kaçınılmaz olduğundan standardizasyon çalışmaları “daha akıllı standart yapısı” oluşturabilmek için sürdürülüyor. Yapılmakta olan çalışmalara ortak olmak, çabaları ortaklaşa sürdürmek ana hedeflerimizden biri olmalı ki burada Türk Standartları Enstitüsünün (TSE) değerli yönetici ve üyelerine çok önemli görevler düşüyor.

Yukarıda açıkladığım gelişme ve yenilenen hedeflere bakarak ülkemizin neredeyse her çabasını yetersiz bulmak mümkün. Ancak, konuyu olumlu tarafından ele alıp nelerin yapılması gerekiyor diye beyin fırtınası yaparcasına düşünürsek;

İdari alanda:

- Ekonominin sağlıklı yönetimi

- Eğitim kalitesinin artırılıp eğitmen eğitiminin çağa uygun seviyeye getirilmesi

- Yerel yönetimleri düzenleyen kanunların gözden geçirilerek kaynak yönetimi yetkilerinin artırılması

- TSE ve BTK’nın ortak bir ekip kurarak “Akıllı Şehir” standart çalışmalarına katılımın ve gerekli kriter düzenlemelerinin sağlanması

Teknik alanda:

-Genişbant tanımında düzeltme ve çağa uygun bir hızın (Avrupa Birliği ülkeleri bunu 40-100 Mb olarak hedefliyor) sağlanması. UHD’nin söz konusu olup bant genişliğinin 40 Mb’i aşamadığı bir ortamdan süratle çıkılması lazım. Pazar bunu istiyor ama arz yok. Yani para hazır hizmetin sunulması bekleniyor.

- Her zaman belirttiğim gibi “Akıllı Şehirler”in olmazsa olmazı olan Eve Kadar Fiber (FTTH) uygulamalarında AB’deki gelişmeler (ITU-T G.987);

2010 yılı ve sonrası

-XG PON1  TDM: İndirme 10 Gbps ve Yükleme 2.5 Gbps  Mesafe: 100 Km  Üleştirme oranı <1:128

2015 yılı ve sonrası

-NG PON2  TWDM GPON: İndirme 40 Gbps ve Yükleme 10 Gbps  Mesafe: 60 Km  Üleştirme oranı <1:256

-2020 yılı ve sonrası TDM GPON: İndirme 40-100 Gbps ve Yükleme 10 Gbps  Mesafe: 100 Km  Üleştirme oranı <1:128

-2025 yılı ve sonrası için Yakınsanmış WDM/TDM PON: İndirme 100 Gbps ve Yükleme 10 Gbps

Kişi başı indirme: 10 Gbps ve yükleme 1-10 Gbps’den fazla. Mesafe: >100 Km  Üleştirme oranı <1:1024

AB için belirlenen yukarıdaki hedefler bizim için de yol gösterici olmalı. Ama güncel gerçeğimize baktığımızda, bir taraftan ‘Türkiye fiberde en hızlı büyüyen 3 ülkeden biri’ beyanatları verilirken İstanbul gibi bir şehirde yerel yönetimin hatalı tutumu sebebiyle 3 yıldan beri  yasal kazı yapılıp fiber döşenemiyor. Geçenlerde ‘Fiber “savaşa” hızlı müdahale’ haberini okuyunca bayağı umutlandım. Bitmek bilmeyen dileklerimin başında gelen bu sorun umarım kısa zamanda çözülür.

Her yazımda olduğu gibi, kısa bir anlatıyla konuyu kapatmak isterim.

Fizikçi  ,matematikçi  ,kimyacıdan  oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır.
Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Bu arada hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1metre kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Veee sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı: -"Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış".
Fizikçi: - "Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş."
Matematikçi: - "Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış."
Bu sırada ev sahibi içeri girer, ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.
Adam cevap verir. -Boru yetmedi!

Geçenlerde TUİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması-2014 verilerini yayınladı. Eğer dikkatle incelerseniz -sanki dünyanın en pahalı internet kullanıcılarından biri olmamız yetmiyormuş gibi- 26 milyonun üstünde vatandaşımızın ‘enter’ tuşuna dahi dokunamadığı anlaşılıyor. Sayısal Uçurumu (Digital Divide) kapatacağız, Akıllı Şehirlere ulaşma yoluna giriyoruz derken... Hakikaten boru yetmiyecek galiba!

Tüm sorunlarımızın kolay çözülebilir olması dileğiyle saygılar, sevgiler.