Bilişim Dünyası 30 EKİM 2016 / 15:52

Analitiğin önemini fark etmekte gecikmeyin!

Büyük veri kavramının ön plana çıktığı günümüzde analitik rekabet hızla artıyor. Kurumların doğru zamanda doğru kararlar ve aksiyonlar alabilmeleri için analitik dönüşüm bir gereklilik.  
Büyük veri gizemli bir dünya. Veride öngörüsel analitik ise önemini artırıyor. IoT ve M2M gibi kavramlar da büyük veri algısını değiştirecek. Önemli olan verinin çeşitliliği, hacmi, büyüklüğü değil, bu verilerin kuruma nasıl fayda sağlayacağı ve  AIMS Genel Müdürü Dr. Tülin Güzel, “Biz öncelikle kurumların iş hedef ve ihtiyaçlarına yönelik bir analitik strateji oluşturuyoruz ” açıklamasını yaptı. Şirketlerin raporlama, basit analizlerden öngörüsel analizlere geçtikçe buzdağının görünmeyen yüzünü keşfetmeye başladığını anlatan Dr. Tülin Güzel, oysa yüklü yatırımlar yapılarak verilerin toplandığı, depolandığı, güvenliğinin ve bakımının aksatılmadığı bir dünyada analitiğin öneminin fark edilmesi gerektiği kanısında. “Tüm yatırımın esas geri dönüşü sağlanan noktası analitik” tespitini paylaşan Dr. Tülin Güzel, sorularımızı yanıtladı:
 
AIMS Analitik Bilgi Yönetimi Çözümleri olarak sunduğunuz hizmetler hakkında bilgi verir misiniz?
AIMS bünyesinde yazılım, eğitim, danışmanlık ve destek başlıklarında çözümler sunuyoruz. Şirketlerin kendi ihtiyaçlarına uygun ve devamlılıklarını sağlayacak çözümlere bilfiil kendilerinin karar verebilmesi de odağımız. 1998 yılından beri terzi usulü analitik yaklaşımımız var. Bu yönümüzle, müşterilerimize vizyon katıyoruz. 2000 yılında Türkiye’de ilk veri madenciliği eğitimini sunan şirketiz. O günden bugüne eğitim hep önceliğimiz. Türkiye’de analitik dünyanın şekillenmesi için 1998 yılından beri çalışmalar yürütüyoruz. Söz konusu dönem büyük veri farkındalığının zayıf olduğu, örneklemle veri madenciliği uygulamalarının öne çıktığı, ama tüm veriyi analiz etme olgusunun olmadığı bir dönemdi. SPSS’in istatistik analiz çözümleri ön plandaydı ve 1999’da SPSS, dünyanın ilk veri madenciliği çözümü Clementine’ı satın aldı ve büyüme kendini gösterdi. Bu başlıkta ikinci dönüm noktası Amerika’da 11 Eylül 2001 saldırısı oldu. FBI, topladığı yüklü veriyi analiz etmede eksik kaldığını bu saldırı ile kabullendi. Yani veriyi depolamak değil, analizin gerekliliği anlaşıldı. 2009 yılında IBM, ‘SPSS firmasını satın aldı. Biz SPSS Turkiye adı altında 2009’dan 2012 yılına kadar distribütör olarak çalışmaya devam ettik. Sonra da yeni çözümleri portföyümüze eklemeye başladık ve IBM Çözüm ortağı olduk.
 
Nasıl bir strateji ile bunu yapıyorsunuz? 
Kurumlara diyoruz ki; “Eğer karar süreçlerini yönetemiyor ve belli zamanda kararlar alamıyorsanız bunun maliyeti sizin için çok büyük olur.” Aynı bir sörfçü gibi dalgalara karşı hareket etmek yerine bu dalgalara uyumlu hareket etmesi iş dünyasına da başarı getirir. Bu yatırımın geri dönüşü de temelde ayakta kalabilmek. Aksi halde, şirketin yok olması kaçınılmaz. Şirketlere süreci ve yapılması gerekeni bu şekilde anlatıyoruz. Zira sonuç net. 1998 yılından bugüne kurumsal hayatta farkındalık büyük ölçüde oluştu. Burada önemli olan, doğru zamanda alınan doğru kararlar ve bunları uygulamaya geçirebilmek. Biz de kurumlarda hem analitik anlamda doğru zamanda doğru kararlar alınmasını sağlıyor hem de bunların aksiyona çevrilmesi tarafında danışmanlık hizmeti sunuyoruz.
 
Süreçler nasıl işliyor?
Geçmiş veriye bakarak, neler olup bittiğine dair sorulara cevap aldığımız noktaya odaklanıyoruz. Böylece raporlar ve bölümlere dair detaylar oluşturuluyor. Bugün akıllı BI dediğimiz yapı yerine, basit analiz yöntemleri devreye giriyor. Neler oluyor, riskler ve önlem almanın maliyeti nedir, doğru aksiyonlar nelerdir gibi sorulara yanıt verebiliyoruz ve karşı tarafı bilgilendiriyoruz. Basit analiz yöntemleri ile merkezde yapısal olan ve yapısal olmayan veri devreye girebiliyor, performans kriterleri ile çalışma ön plana çıkıyor. Bu süreçte şirkete, sektörüne, ihtiyacına uygun bir modelleme yapılıyor. Yani her kurum için tekil bir çalışma hayat buluyor. Bizim daha da etkin olduğumuz alan ise veriden gerçek değeri alabilme noktası, öngörüsel analitikler. Analitik CRM, Analitik Fraud Yönetimi, Dinamik Talep Tahmini, vb. uygulamalarla şirketlere değer katıyoruz.
Öngörüsel analiz yöntemlerinin üzerine gelen tahmin modellerinin karar alma mekanizmasına entegre edildiği ‘prescriptive’ taraf var. Bir üst noktada kendi kendine öğrenen, cognitive çözümlere geçiliyor. Bu noktada IBM Watson çözümleri devreye giriyor. Tüm sektörlerde bu bakış açısıyla çözümler sunuyor, böylece hemen hemen tüm sektörlerin dilini konuşabiliyoruz. Ama sektörel deneyimden ziyade, şirketi ve onun ihtiyaçlarını konuşmayı öncelikli buluyoruz. Zaten terzi usulü yapımız da burada devreye giriyor. 
 
Verinizi tanıdığınız kadar güçlüsünüz! 
İşbirliği sürecinde şirketin öncelikleri belirleyici. Bu da AIMS’in yol haritası nezdinde iş sürecini belirliyor ve analitik yol haritası tasarımında tüm başlıklar şekillenmiş oluyor. Analitik yol haritası tasarımında ilk adımdan itibaren kullanılan bir proje yönetim metodolojisi var; ‘Cross Industy Standard Procesing Data Mining’, yani ‘CRISPM’. İlk aşamada iş ihtiyaçlarını anlamak, iş hedeflerini, veri madenciliği ve veri analitiği hedeflerini belirlemek, bunları netleştirdikten, yani iş hedef ve ihtiyaçlarını tanımladıktan sonra veriyi anlamak var. Böylece analitik yol haritası tasarımından veriyi anlama sürecine geçiş oluyor. Örneğin, eğer kurumsal veri, bazı iş ihtiyaçlarına ve analitik hedeflere yanıt vermiyorsa, bunları yeniden şekillendirmek gerekir. Bu süreci ‘analitik modelleme’ izliyor. Bundan sonra analitik modellerin test edilme ve sistemle entegrasyonu aşaması var. Bu da analitik karar mekanizmasının devreye sokulması demek. Çok kapsamlı bir metodoloji olan CRISPM, AIMS’e tüm bunları sunuyor. Tüm veri tabanları ile entegre olabilen bu yazılım, işlevselliği ve kurumsal zihniyet değişimini de beraberinde getiriyor.
 
“İK projemize sonuna kadar inanıyoruz”
“Hedefimiz; bu analitik dünyayı büyütmek, farkındalığı daha da geliştirmek ve İK odaklı sosyal sorumluluk projemizi daha da yaygınlaştırmak. Analitik yetkinliğine sahip İK, sadece Türkiye’de değil, aslında küresel bazda sınırlı. Bu yıl istatistiğe gönül verenler için ‘mesleğe kazandırma projesi’ adı altında bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdik, tüm Türkiye’yi kapsayan çalışma yürüttük. Son sınıf öğrenciler ve yeni mezunları bu yapıya dahil ettik, görüşmeleri Ankara ve İstanbul ofislerimizde yaptık. Bir eleme sonrası sınavımızı yaptık, şimdi onların eğitimlerine başlıyoruz. İş garantisi değil, ücretsiz ve kapsamlı bir eğitim sözü veriyoruz. Projemize inanıyoruz ve buna ilerleyen yıllarda devam edeceğiz. İlk çalışmanın ardından, şirketlere istatistik dünyasına hakim olan İK’ya yönelik ihtiyacı göstermek, bu süreçte desteklerini almak hedefimiz. 2017 ve 2018’de bu bakış açısıyla projemiz daha da gelişecek. Çünkü analitik uzmanlar yetiştirmek zorundayız ve her sektörün bu konuda ihtiyacı büyük.”