Bilişim Dünyası 14 EYLÜL 2015 / 00:44

Ar-Ge’yi şirketlerin ayağına getiriyor

Samsung, Ar-Ge ve inovasyon konusunda oldukça önemli bir boşluğu dolduran girişimci ve uygulama geliştiricilere yönelik yeni programları hayata geçiriyor.

Şirketlerin gelişimi için Ar-Ge ve inovasyon şart. Şirketlerin ürünlerinde ve hizmetlerinde gerçekleşen yenilikler genellikle Ar-Ge ekibine bakıyor. Fakat küçük start-up projeleri de elinden tutulup desteklendiğinde şirketler için çok önemli getiriler sağlayabiliyorlar. Bu noktada Samsung Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, start-up projelerinin desteklenmesi konusunda Samsung’un attığı adımlar hakkında sorularımızı yanıtladı.

Samsung’un kurumsal alana yaklaşımı konusunda bilgi verebilir misiniz?

Samsung, 5 yıl kadar önce yılda ortalama 250 milyar dolar cironun 2020’de 400 milyar dolara çıkacağını söyledi. Bunun içindede önemli bir payın kurumsaldan geleceğini söyledi. O zamandan beri kurumsal pazara yönelik ürün geliştirme tarafında ve organizasyon tarafında çalışmalara başladı. Samsung’un bu kararı almasındaki en büyük etken şu oldu. Eskiden şirketler bizde en iyi bilgisayara var diye övünürken, tüketicilerin elinde çok kuvvetli bilgisayarlar gibi çalışan cep telefonları belirmeye başladı. Çalışanlar bunlarla şirketlere gelmeye başladılar ve kendi cep telefonlarını kullanmaya başladılar. Mobil uygulamalar kullanmaya başlandı, sosyal medyayı keşfedildi.  Bu 5 yıl önceki olaylarla Samsung’un kapısı ciddi bir şekilde birçok şirket tarafından çalındı ve birçok soru soruldu. Tüketici ve çalışanların elindeki bu telefonlardan vermek almak istediler ve bu mobil cihazlarda su geçirmezlik, güvenlik gibi bazı özelliklerin olmasını talep ettiler. Samsung bu geribildirimler doğrultusunda kurumsal pazara girdi ve son üç yıldır ülkeler bazında organizasyon yapısını hızlandırmaya başladı. Samsung dünyada birçok tüketici elektroniği konusunda bir numara ve yılda yaklaşık 14,5 milyar dolar Ar-Ge’ye ayırıyor. Samsung’ da 319 bin çalışan var ve bu rakamın dörtte biri Ar-Ge için çalışıyor.

Samsung Ar-Ge’ye neden bu kadar önem veriyor?

Çünkü birinci olmanın büyük bir sorumluluğu var. Samsung tüketicinin nabzını çok iyi tutan ve ona göre Ar-Ge yapan, hatta bunu tasarım ile en üst plana taşıyan bir kuruluş olduğu için kurumsal şirketler pazar hakkında bilgi almak için kapımızı çalmaya başladılar. Samsung’un kurumsal pazara girmesindeki en önemli etkende budur. Daha sonra Samsung gördü ki, çok ilginç trendler geliyor. Akıllı cep telefonu ve akıllı saatlerin iş hayatında merkezde olduğu ve bir yanda da nesnelerin internetinin çok ciddi değişiklikler yaratacağını görmeye başladı. Bu konuda çalışmalarını çok ciddi şekilde arttırmaya başladı.

Peki, Türkiye’de kurumsal alana yönelik neler yapıyorsunuz?

Bu çalışmaları yaparken, biz de 2 yıl önce Türkiye’deki organizasyonumuzu tamamladık. Bu organizasyon kurumsal pazarın gerçeklerini bilen daha önce bu pazarda çalışmış arkadaşlardan oluşuyor. Samsung’un merkezindeki yapılanmaları çok iyi takip ederek ve oradaki kaynakları iyi kullanarak kurumsal pazarda çalışmaya başladık.

Kurumsal pazara baktığımızda, son iki yılda Türkiye’deki ilk 500 şirketin yaklaşık yüzde 80 ile çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Bunun arkasındaki en önemli etkenin de şirketlerin artık dijital dönüşüm yapmaları gerektiğinin farkında olmaları diyebiliriz. Samsung ürünleri şirketlerin bu dönüşümü çok hızlı yapmalarını sağlıyor.

Son iki yılda Samsung Türkiye olaraktan kurumsal pazarda yapmış olduğumuz çalışmalarda Türkiye’nin en büyük ilk 350 sistem entegratörü bizimle çalışmaya başladı. Ve bu programın adına STEP (Samsung Team of Empowered Partners) dedik. Samsung içinde bütün dünyada bu kadar çok şirketle çalışan ilk 5 ülkeden bir tanesiyiz. Ve Türkiye’de bu arkadaşlar sistem entegrasyonu yapıyorlar. Şirketlerin mobilite ihtiyaçları, tablet ihtiyaçları, yazıcı ihtiyaçları, ekran ihtiyaçları olarak düzenli olarak yanındalar. Türkiye’de hızlı bir dönüşüm gerçekleşiyor.

Start-up’larda gördüğünüz eksikler nelerdir?

Tüm dünyada start-up’laraynı gelişim yolundan çıkıyorlar. Biz Samsung olarak her start-up’ı destekleyemiyoruz. Samsung’un arkasında durabileceği start-up’ları destekliyoruz. Ülkemizdeki en önemli konulardan bir tanesi start-up’ların desteği. Start-up’lar büyük şirketlere erişmekte zorlanıyorlar. Starup’lar birçok etkinlik altında birbirleriyle buluşuyorlar. Yatırımcıları ikna etmeye çalışıyorlar. En büyük hataları birçok şirket nerdeyse sıfır müşteriyle yatırım almaya çalışıyor. Bizim start-up’lara verdiğimiz destek bu yönde çok önemli. Satış ekibimiz start-up’lara müşteri getirmeye başlıyor. Hali hazırda müşterisi bulunan start-up’ların yatırımcı bulması da ciddi anlamda kolaylaşıyor. Türkiye’de start-up ekosisteminin sağlıklı gelişmesi çok önemli. Çünkü bu start-up’lar büyük şirketlerimizin bulmadığı Ar-Ge ve inovasyonu büyük şirketlerin ayağına getiriyor.

Bundan sonraki gelişim sürecinde neler var?

Samsung şirketlerin hayatını pozitif yönde etkilemeye devam edecek. Olan teknolojileri çok yakından takip ettiği için birçok şirket yöneticisi şirket yönetim kurulları hep çözümü Samsung’dan almaya devam edecek.

Çözüm geliştiriciler SEAP ile dünyaya açılıyor

“Şirketler artık inovasyon yapmak istiyor. İnovasyonun şartları dökülmeye başlıyor. Rekabet etmek için Ar-Ge yapmaları gerekiyor. Şirketlere tehlike iki yerden gelecek. Ya kendilerine çok fazla inovasyon yapan kendi sektörlerinden bir şirket onları değiştirecek ya da bir start-up değiştirecek” diyen Tansu Yeğen, Samsung’un SEAP çalışmaları konusunda ise şu bilgileri verdi:

“Biz Samsung içinde dünya çapında Samsung Enterprise Alliance Program’ına son 2 yıldır ağırlık verdik. Ve bugün 100’e yakın şirket buna dâhil. Ve bu şirketlerin hepsi ya start-up ya da start-up’ın üstü aşamalarda bulunuyor. Çok farklı fikirleri olan, hepsi Android platformunda çözümler geliştirmiş içinde akıllı ev çözümü, mobil ödeme çözümü, sağlık çözümü ve medyaya dâhil çözümleri olan çok geniş bir kapsam. SEAP programında tüm dünyada yaklaşık 1600’ün üzerinde partnerımız var. Türkiye’de yaklaşık 100 şirket bu program dâhilinde. Biz Samsung olarak 157 ülke içerisinde ilk 5 içerisindeyiz. Bu da Türkiye’deki start-up ekosisteminin ne kadar iyi çalıştığını gösteriyor.

Samsung olarak amacımız; Türkiye’deki dijital değişimi sağlayan ve destekleyen başrol oyuncularından biri olmak. Hem Samsung ürünleri hem de inovasyon tarafındaki bilgilerimizi paylaşıp kurmuş olduğumuz SEAP programı altında, Türkiye’de her alanda değişik inovatif fikirleri olan şirketleri Samsung merkezi desteği ile daha iyi duruma getirmek ve 70 kişilik bir ekiple Türkiye’de hakkettikleri pazara kazandırmak üzere çok yoğun bir çalışma üzerindeyiz.

Bu destek verdiğimiz şirketler bizim SEAP dünya web sitemizde kayıtlı oluyorlar. Örneğin; Almanya’daki bir yönetici belli bir konuda çözüm aradığında Türkiye’deki bu şirketlerin ismi öncelikli çıkıyor ve bu şirketler bizim Samsung merkezimizle düzenli olarak iletişimde olup yeni gelişen teknolojiler hakkında düzenli bilgiler alıyorlar. Bizim etkinliklerimize katılıp, kendi seslerini duyurabilme şansına kavuşuyorlar. Biz bu arkadaşları tamamen pazara hazırlıyoruz.”

 
ETİKETLER : 1038