Bilişim Dünyası 15 OCAK 2012 / 15:23

Aranan iletişim köprüsü bulundu

Sosyal medya ilgisi katlanarak büyüyor, irili ufaklı tüm şirketler bu dev yapıda yer alma çabasında. Yer almak tamam, ama marka bilinci ve tüketici ilgisi yaratmak konusunda acaba ne kadar başarılılar? Ya da, bunların ne kadar önemli olduğunun bilincindeler mi? 41? 29!’un kurucusu ve ajans başkanı Alemşah Öztürk’e göre, bazıları bilincinde, ama bazıları değil. 2007 yılında kurulduklarında, bu alanda çalışmaya başlayan ilk ajanslardan biri olduklarını, ilk Facebook projelerinden birini Beko için ‘Sürpriz Yılbaşı Hediyen Burada’ ile yaptıklarını söyleyen Öztürk, “Bu, alanında önemli bir ‘ilk’ oldu” dedi.
Bundan sonra birçok marka için uygulama geliştirmeye devam ettiklerini, Facebook’un sayfa ve grup yapısını oluşturmasıyla beraber, içerik ve proje geliştirmede sosyal medyayı da servislerinin arasında konumlandırdıklarını belirten Öztürk, o günden bugüne sosyal medyaya bakıştaki değişimi şöyle anlattı:
“2010 ve 2011 yılları, tüm markaların sayfalarının kurulması çalışmalarıyla geçti, hayran kazanma çabalarını gördük yoğun olarak. Ama şimdi gündemimiz; bu hayranlarla bir şey yapmak, onların markaya geri dönüş yapmasını sağlamak. ‘Sosyal CRM’ dediğimiz, veri yaratma ve proje geliştirme aşamasına geldik. Artık strateji ve sahip olunan mecrayı iyi yönetmek gerekiyor. Markalar sosyal medyanın kritik ve pazarlama stratejilerinde önemli olduğunu fark ettiler. Hem bütçesel hem zihinsel olarak buraya daha fazla enerji harcıyorlar.”

Tüketiciyi ‘gerçekten’ tanıma zamanı
Öztürk, geleneksel medyaya yapılan marka harcamalarının payının giderek sayısal medyaya kaydığına dikkat çekerek, bunun özellikle bazı sektör ve markalarda daha da yoğun olduğuna işaret etti. Birçok markada, TV’den sonra ikinci mecranın internet olduğunu ifade eden Öztürk, “Sayısal çok büyük bir mecra ve buradaki yapıların birbiri ile konuşabilmesi önemli. TV izlerken atılan bir Twitter mesajı, markanın da bu mesaja yanıt verebilmesi, yani sohbetin içinde olabilmesi gerek” örneğini verdi. Markaların sosyal medyadan temel beklentisi, tüketiciyi daha iyi tanımak. İkincisi, tüketicinin zihninde yer alabilmek. Bunun sürekli güncellenen, paylaşımı destekleyen içerikle olabileceğine, üçüncü sırada ise müşteri ilişkileri yönetiminin geldiğine dikkat çeken Öztürk, bu üç maddenin birbiri ile bütünleşmesinin önemine de vurgu yaptı. Öztürk, bir marka ile çalışma süreçlerini, “Markayı, rakiplerini ve sektörü analiz ederiz ve aklımızda bir fikir oluşur. Markanın bize verdiği bilgilerin katkısıyla sayısal stratejiyi oluştururuz. Markaya, gelecek 1 yıl içinde yapmak istediklerimizi iletiriz” sözleri ile anlattı. Bu kapsamda, sosyal medya başlığında günlük olarak sayfanın beslenmesi ve yönetilmesi, içeriklerin girilmesi, içerik takvimi oluşturulup bunun markayla paylaşımı, özel günlere dair görsellerin değiştirilmesi gibi işler var. Öztürk, bunun dışında düzenli raporlama, kreatif proje sunma gibi çalışmaları olduğunu belirterek ekledi: “Hem aylık hem de çeyrek dönemlerde raporlamalarla ilerleyişimizi markayla karşılıklı kontrol ediyoruz.”

Tüketici ne isterse o olur
41? 29!’un müşterileri ile genelde uzun soluklu ilişkileri var. Öztürk’ün buna verdiği ilk örnekler Microsoft, Garanti Bankası, Ülker Grubu ve Unilever içinde birçok marka, Kraft, Nokia, Renault, Mey İçki, Denizbank. Küresel bazda sosyal medyayı en iyi kullanan markaları Coca Cola, Disney, Nike ve Starbucks olarak sıralayan Öztürk, sosyal medyada yapılması ve yapılmaması gerekenleri şöyle anlattı:
“Tüketiciyi dinlemeli. Bu nedenle sayfa içeriğine gelen tepkiler iyi takip ve analiz edilmeli, bu sürekli yapılmalı. Bu, mevsimlik, dönemlik bir çalışma olamaz. Bu doğrultuda içerik üretmek gerek. Kullanıcı sayfaya geldiğinde sürekli yeni bir şeyler görmeli. Marka; tüketiciler içinde kimlerin onu gerçekten sevdiğini bulmalı. Ayrıca tüketici TV, mobil, tablet ve bilgisayarı farklı tüketiyor. Yani bir TV reklamı yapıp, bunu diğer medyalara süremezsiniz. İnsanlar 360 derece iletişimi yanlış anlıyor. Oysa her bir cihaz ve mecra için farklı şeyler yapmak lazım. Sonuçta içerik değil, tüketici içgörüsü taşınabilir. Tüketicinin gücü hafife alınmamalı.”

Dünyaya açılma
zamanı geldi
2011 yılı, 41? 29! için hareketli geçti. Microsoft için Internet Explorer 9 odaklı projelerin sadece Türkiye değil, MENA bölgesinde de tanıtımını yaptıklarını belirten Öztürk, ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisi için hazırladıkları etkileşimli çizgi romanın da çok ses getirdiğini söyledi. Microsoft ve Bedük’ün güçlerini birleştirmesiyle ‘Disco Breaker’ isimli bir web klibi yaptıklarını, Renault Megane için ‘Hedef Megane’ projesini de unutmamak gerektiğini hatırlatan Öztürk, “Cornetto için projelerimize ek olarak, Akbank için yaptığımız bir KOBİ simülasyonu olan ‘Kur & Yönet’ projesi 2011 Midas Awards’ta dünya 1’incisi olmamızı sağladı” hatırlatmasını yaptı.
Sağlıklı büyüme ve güçlü ekibi koruma önceliğiyle çalışmalarına devam edeceklerini ifade eden Öztürk, “Güçlü bir müşteri portföyümüz var. Sosyal medya, konum bazlı uygulamalar ve mobil alanı büyümeye ve biz de bu alanlara yatırım yapmaya devam edeceğiz. Türkiye dışında da büyümek istiyoruz. Endeavor girişimcisiyiz. Birçok küresel markayla zaten çalışıyoruz. Kontrollü ilerlemeyi seviyoruz ve Türkiye çok aktif bir pazar. Ama bu yıl yurtdışı konusunda girişimlerde bulunacağız” dedi.

2012’de bunlar konuşulacak!

Alemşah Öztürk’e göre, içerik bazında sosyal medya ve mobilin yükselişi öne çıkacak.  “Türkiye’de tablet tarafında içerik sınırlı ama bu konuda gelişim olacak” diyen Öztürk, markaların bu konuda harekete geçeceği kanısında. Veri madenciliği ve müşteri ilişkileri yönetiminin de öne çıkacağını vurgulayan Öztürk, “Çok veri üretiliyor ve bunların anlamlı, yani pazarlanabilir hale getirilmesi, NFC, RFID gibi teknolojilerin herkes tarafından tüketilebilir olması önemli. Gerçek zamanlı yapı ve mecraların birbiri içine geçmesi ‘transmedya’ yapısını yaygınlaştıracak” dedi.
ETİKETLER : Sayı:854