Bilişim Dünyası 15 ARALIK 2014 / 12:01

Aydın Köksal’ın 50. meslek yılı

BThaber’in 1000. sayısı için, 50. meslek yılını, 30 yıllık şirketi Bilişim Ltd’in başında dolduran Prof. Dr. Aydın Köksal’la bir söyleşi yaptık. TBD’nin Kurucusu ve Onursal Başkanı hocamızla, Bilişim 2014, TBD 31. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda konuştuk...

Feyziye Özberk’in bir "nehir söyleşi" olarak kaleme aldığı “Aydın Köksal: Bilime, Bilişime ve Türkçeye Adanmış Bir Yaşam” başlığı altında Kaynak Yayınları’nın “İz Bırakanlar Dizisi”nde yayınlanan yeni yapıtını imzalıyordu.

- Aydın Hocam, Türkiye bilişim tarihinin en önemli kişilerinden birisiniz; Türk Bilişim Toplumu’na kazandırdıklarınızı kuşkusuz herkes biliyor, ama yine de kuş bakışı bir değerlendirmeyi 50. Meslek yılınızda bir de sizden duymak isteriz.

- Elektronik Y. Mühendisliği diplomamı Haziran 1964’te aldığıma göre, doğru, bu yıl 50. meslek yılımı doldurdum. Bununla birlikte, sizin sorduğunuz türden bir soruyu insanın kendisinin yanıtlaması uygun düşmez sanırım. Kasım 2012’de TBD’ce yayınlanan Bilişim Devriminde Türkiye: 1971-2011-2051 başlıklı kitabımda “Düşlerimin hepsi gerçekleşti” diye yazdım, ama her şeyi hep el birliğiyle gerçekleştirdiğimizi de belirttim. Benim hakkımdaki bu soruyu başkalarına sormalısınız!

- Yine de sizden bir yorum istiyoruz... Örneğin birçok ödüller aldınız, bunlara ilişkin birkaç söz söylemez misiniz?

Aldığım ödüllerden biri bende iz bırakmıştır. 1980 yılında, TÜMÖD Tüm Öğretim Üyeleri Derneği’nin yalnızca bir kez verdiği Dr. Necdet Bulut Fen ve Mühendislik Ödülü için jüri üyelerince belirtilen dört maddelik gerekçe şöyleydi: “Bilgisayar Mühendisliği öğretimini başlatmış, bilişim terimlerini üretip yerleştirmiş, DPT’de bilişimin Türkiye'nin kalkınması için kullanılmasına katkı vermiş, TBD'yi kurarak bilişim mesleğini örgütlemiş olması gerekçesiyle”... TBD-TÜBİSAD Yaşam Boyu Hizmet Ödülü’nün de ilk kez verildiği 1996 yılında sahibi oldum. 2003'ten beri ise Genel Kurul’un oybirliğiyle TBD Onursal Başkanı sanını taşıyorum.

- Dili, sözcükleri çok seviyorsunuz; iyi ki de öyle... Sayenizde BT'nin İngilizce egemenliğini aştık. Türkçeye kazandırdığınız 2.500’ ü aşkın sözcükten birkaçının öyküsünden kısaca söz edebilir misiniz?

- Bu konudaki anılarıma, değerlendirmelerime, bilgi işlem, bilişim, bilgisayar, donanın, yazılım, iletişim gibi sözcüklerin ortaya çıkış öyküsüne, Türkçenin, matematiksel yapısıyla nasıl güçlü bir bilim ve öğretim dili olduğuna ilişkin görüşlerimle birlikte, birçok kaynakta daha önce yer vermiştim. Bu amaçla Cumhuriyet Kitapları’nca Ekim 2010'da yayınlanan ve 44 yılda yayınladığım 270 başlık arasından seçilmiş 41 yazıdan oluşan, Adı Bilgisayar Olsun başlıklı Seçki’ye başvurulabilir.

Bu konuya, yaşamöyküm ve düşüncelerimle birlikte 2014’te Kaynak Yayınları’nda Feyziye Özberk imzasıyla yeni çıkan Aydın Köksal başlıklı “Nehir Söyleşi”de de yer verilmiştir. Bu iki kitap şu anda satıştadır.

            - “İz Bırakanlar” dizisinin 8. Kitabı olarak Kaynak Yayınları’nca yayımlanan “Aydın Köksal: Bilime, Bilişime ve Türkçeye Adanmış Bir Yaşam” başlıklı 446 sayfalık bu yeni yapıtın herkes için yol gösterici olacağına inanıyoruz. Sizin değerlendirmeniz nedir?

- Sağ olun ama... 2000'den bu yana daha çok zaman ayırdığım bu kitap çalışmalarında, hızlı bir değişim dönüşüm çağına ilişkin tanıklığın, benimle birlikte toprağa akmaması için çaba göstermek dışında kesinlikle yol gösterme gibi bir amaç gütmediğimi belirtmek isterim. İnsanlarla iletişim kurmak kolay bir iş değil, yine de Marques’in dediği gibi “anlatmak yaşamaya değer.”
            - Türkiye’yi dünyada nerede görüyorsunuz? Sizce BT'nin Türkiye’ye sağlayacağı katma değer nedir? Türk Bilişim Kesimi’nin günümüzdeki en önemli sorunları nelerdir? Bunları aşmak üzere ne yapmalıyız?

- Bu konudaki görüşlerimi Bilişim dergimizin Şubat 2014’te yayınlanan 162. sayısında “Yerli Yazılım Sektörü Nereye Gidiyor?” başlıklı dosyada ayrıntılı biçimde açıklamıştım. Bu dosyaya, Bilişim’in 2013-14 Seçkisi’nde de yer verildi. TBD’nin 16 Mart 2013’te yaptığı 29. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda oybirliğiyle benimsenen 7 maddelik “Yazılım Üretim Sektörü Bildirgesi”nde de bu konular özetlenmişti. Bu metne dayanak oluşturan ayrıntılı gözlem ve çözümlemeler ise, 2012’de, 2023 için TÜBİSAD, 2051 için TBD tarafından yayınlanan birbirinden bağımsız başvuru kaynağı iki kitapta ayrıntılı biçimde sunulmuştu: (a) Atılım için Bilişim, Türkiye Ekonomisi için Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü Atılım Stratejisi 2023, Prof. Dr. Erol Taymaz vö., Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), İstanbul (247 sayfa); (b) Bilişim Devriminde Türkiye, 1971- 2011- 2051, Prof. Dr. Aydın Köksal, Türkiye Bilişim Derneği (TBD), Ankara (360 sayfa).

Burada kısaca özetlersek, bilişimde sağladığımız yapabilme bilgimizle, özellikle nitelikli yazılım ürünlerimizle, sektörümüzün Türkiye’yi Orta Gelir Tuzağı’ndan kurtaracak itici güce sahip olduğunu düşünüyorum. Öte yandan Türk yazılım üretimi kesiminin gelişmesini baltalayan en önemli engel, bugün hâlâ yabancı ürünlere olan hayranlığımızdır. Yasa, eşit nitelikte yerli ürünlerin yüzde 15 daha pahalı olsa bile yeğ tutulmasını öngördüğü halde, uygulamada karar vericiler genellikle tercihlerini yabancı ürünler doğrultusunda kullanmaktadırlar.

Türkiye’de bütün düşünsel ürünler gibi yazılıma da olması gerekenin çok altında bütçeler ayrılmakta, yazılım bakım süreçlerine ise hiç önem verilmemektedir. Yazılım bakım sözleşmesi yapılsa da, yasaya bu amaçla konmuş bulunan 22.a ve 22.b maddeleri kullanılmak yerine açık ihaleye gidilmekle iyelik (telif) haklarına saygı gösterilmemekte, böylece, hem eldeki teknik birikim yağmaya açılmakta, hem de müşterileri ellerinden alınan firmalar devlet eliyle çökertilmektedir.

Yüksek düzeyde kendi teknolojisini yaratarak “yapabilme bilgisi” edinmiş nitelikli yazılım üreticisi firmalarımız, Türksat vb. “Devlet Tekelleri” yoluyla da çöküntüye uğratılmaktadır. Öte yandan, rekabet ortamına açık kamu ihalelerinin azaldığı bir ortamda, birtakım deneyimsiz “kamikaze” firmaların, ihale şartnamelerindeki boşluklardan yararlanıp önerilen bütçeler ve sürelerde hiçbir zaman gerçekleştirilemeyecek işleri üstlenmekten çekinmediklerini de görüyoruz.

Devletin görevinin, yerli üretimin gelişmesi için elverişli rekabet koşullarının bulunduğu, özellikle “devlet eliyle tekelleşmenin önlendiği, iyelik (telif) haklarının güvence altına alındığı adaletli bir hukuk düzeni”nin yaratılması olduğu açıktır.

Treni kaçırmayı bir yana bırakın, “Bilişim Devrimi”ni erken kavramakla, bu doğrultuda attığımız sağlam temellerle öne geçtiğimiz bile söylenebilir. Bu birikimimizi iyi değerlendirmeyi başarırsak, bunu şimdi önümüzdeki yeni bir 40 yılda zenginliğe, gönence dönüştürebileceğimizi kitabımda vurgulamaya çalıştım.

Öte yandan, kamu yöneticilerimiz ülkemizin parlak geleceğine duyarsız davranmayı sürdürürlerse, bu birikimi sağlayan yerli yazılım üretim kesimimizi tümüyle çökertmemiz de bu gidişle olasıdır.

- Yaşamınız boyunca başarılar kazandınız. Bunca işi başarmak üzere gerekli enerjiyi nereden buluyorsunuz? Kimlerden esinlendiniz?

- Nice güçlükler, savaşlar içinden geçerken bir an olsun yılgınlığa düşmeden Türkiye Cumhuriyeti’ni kurup bize armağan eden babalarımızdan, atalarımızdan başka neden esinlenmiş olabilirim?

Özellikle Türkiye’nin bağımsızlığını sağlayıp Türk Aydınlanması’nı gerçekleştirerek, ezilmiş uluslara örnek olan Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncelerinden çok yararlandım... Yeryüzünün dört bir bucağında çağdaş uygarlığa tutunma savaşımı veren bütün ulusların, insanoğlunun başarılarından esinlendim. Yurttaşım sorumluyum... insanım sorumluyum... Bir mühendis olarak bilim teknik yolunda, çağdaş uygarlık yolunda, çalışıp çaba göstermeyip de ne yapacaktım? Bir işe yaramadan, artı değer üretmeden insanlık onurumu nasıl korur, başka nasıl mutlu olabilirdim?

            - Yalnızca genç BT’cilere değil, çocuklara, gençlere ve doğal olarak yetişkinlere neler önerirsiniz?

- İnsanoğlu, ses telleriyle, gülümsemeyi olanaklı kılan yüz kaslarıyla çevresiyle iletişim kurmayı başarabilen tek canlıdır. Uygarlığın temelinde insanoğlunun iletişim yeteneği yatar. Onun bu yeteneği binyıllardır yazıyla, okumayla pekişerek bugünkü çağdaş uygarlığa dönüşmüştür. Okumayan yazmayan toplumu, uzun dönemde bilişim de yazılım da kurtaramaz. Bireyleri kitap okumayan bir toplumun bütün sözde uygarca birikimleri bir gün gelir bilgisizliğin -cehaletin- burgaçlarında erir. Çocuklara, gençlere ve doğal olarak yetişkinlere tek önerim, sorumlu birer yurttaş, sorumlu birer insan olabilmek için, yaşamları boyunca ara vermeden okumalarıdır.

- Dile bu kadar hakim biri olarak edebiyata da yakın olduğunuzu düşünüyorum; Türk ve dünya edebiyatından hangi yazarları seviyorsunuz?

- Burada hangi birini anayım? En iyisi yukarıda andığım son kitabımda Feyziye Özberk’in “Ülkemizden ve Dünyadan İnsan manzaraları” başlığı altında vermeyi uygun gördüğü sayfalara bir göz atmaktır. Gençliğimde Fransız, Rus, Alman, İspanyol klasiklerinden, Yunus, Mevlana, Fikret gibi Türk klasiklerinden etkilendiğim gibi Orhan Veli, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Necati Cumalı, Aziz Nesin gibi çağdaş yazarlarımızdan da etkilendiğimi söyleyebilirim. Bugün hâlâ kitap okumaktan büyük bir tat aldığımı özellikle belirtmek isterim... Gündelik yaşamımda bilişimsiz yapamadığım gibi müziksiz ve kitapsız da yapamam...

- Yeni çalışmalarınız, projelerinin bulunuyor mu? Kişisel yaşamınızdaki bundan sonraki amaçlarınız nelerdir?

- 1985'te kurduğum, önümüzdeki yıl 30. yılına girecek Bilişim Ltd Şirketimizde, projelerimiz sürüyor. İnsan Kaynakları (BilişimHR), Kurumsal Kaynak Planlama (BilişimERP), İş Zekâsı (BilişimBI), Belge Yönetim Sistemi (BilişimBYS) gibi yazılım ürünlerimizin yeni sürümleri üzerinde çalışıyoruz.

Bundan sonraki amacım kuşkusuz Türkiye’nin geleceğiyle ilgilidir: Ulusal düzeyde ülkemin bilişim sistemleri tasarlayıp kurma, yazılım sistemleri geliştirme konusunda edindiği teknik birikimi yitirmeden sürdürebildiğini, bu birikimi hukuksuzluğun, tekelciliğin egemen olduğu bir yağmaya kurban etmeden, bütün üretim ve hizmet kesimlerinde kalkınmasını sağlayacak bir itici güç olarak kullandığını görebilmektir. Yukarıda andığım Bilişim Devriminde Türkiye: 1971-2011-2051 başlıklı kitabımda, 21. yy’ın ortalarında yeryüzünün 7., belki de 6. büyük ekonomik gücü olabilecek bir Türkiye’nin parlak geleceğini göstermeye çalıştım.
ETİKETLER : 1000
YORUMLAR
Feyziye Özberk 31 ARALIK 2014 / 18:47 0 0
Sedef Özkan'ı başarılı söyleşisi için kutluyorum.