Bilişim Dünyası 23 MART 2015 / 09:33

Bilişim, etiği yeniden tanımlıyor

Günümüzde iletişim tek taraflı bilgi akışı kimliğinin çok ötesine geçti. Küresel dünya vatandaşının taleplerine uygun olarak karşılıklı bilgi akışı ve etkileşim kavramları ile yeniden tanımlandı.

Facebook, Twitter gibi iletişim, etkileşim ve paylaşım sitelerindeki gelişmeler etik ve şeffaflık kavramlarının önemini artırıyor. Bu kadar şeffaflık, iş yapma tercihlerinin özünde olması gereken doğruluğu, dürüstlüğü ve samimiyeti daha da öne çıkarıyor. Yani konumuz bu devirde pas geçilme şansı olmayan ‘etik’. Bu konuda Etik ve İtibar Derneği Kurucusu ve Genel Sekreteri Tayfun Zaman sorularımızı yanıtladı:

Gelişen teknoloji, piyasadaki rekabet gibi faktörlerin etik davranışlara etkisi nedir?

Yeni dünyada, şirketlerin iş süreçleri ve ilişkilerinde öncelikli değerlerinin, şeffaflık ve samimiyet olması gerektiğini görüyoruz. Çalışanlarla ve tüm paydaşlarıyla olan ilişkilerinde açık, net ve dürüst olmaya özen göstermeleri gerekiyor. Zira artık şirket sadece hukuk önünde değil, biz paydaşları gözünde de sorumlulukları, hakları, görevleri, öncelikleri olan bir kurumsal dünya vatandaşı.

Yani şirketlerin bu gerçeği bilerek yol alması şart.

Evet, şirketlerin yeni normali; yaptıkları işleri ve o işleri yapım biçimlerini, en etik yoldan, en sürdürülebilir yoldan ve en şeffaf yoldan yapmaları. Çünkü artık bir tane e-posta bile dünyayı değiştirebiliyor. Bir şirketin etiğe olan yaklaşımı, samimiyeti, açıklığı ve şeffaflığı, itibarına, dolayısıyla iş sonuçlarına doğrudan etki ediyor. Her şirket, dünyaya örnek olacak uygulamaları ile tanınmak kadar, bir itibar felaketine uğramaya da 140 karakter mesafede. Artık ‘kimliğini anlatma’ çağındayız. Mesajlarınız gerçek kimliğinizi yansıtmadığında ise paydaşlar bunu derhal anlıyor ve bu aldatmacanın karşılığını hemen alıyorsunuz.

Bilişim başlığındaki gelişim, İK'nın artan yetkinlikleri ve iş süreçlerinde yaşanan adımlar ne gibi etik sorunlara yol açabiliyor?

Tek doğru cevabın olmadığı, zor bir soru bu. İş başvurusunda bulunan adayın özel hayatı, politik görüşü, cinsel tercihi ve görüşlerini ifade etmeyi tercih ettiği mecralar mülakatın konusu değildir. Şirketin ayırımcılık, insan haklarına aykırılık, kişisel özgürlüklere saygısızlık veya duyarsızlık anlamına gelecek soruları sormaması, kişiyi özel hayatına dair bilgileri açıklamak zorunda bırakmaması gerekir. Bunlar evrensel doğrulardır, ama bu bilgilere ulaşmanın mümkün olmadığı günler de geride kaldı. Görme, duyma, okuma imkanı yokken ‘beyanı’ esas alan şirketler, teknolojinin kendilerine sağladığı bu olanağı kullanmamalı mı? Kullandıkları taktirde sınır nerede çizilecek? Sınır aşıldığında adaleti kim sağlayacak?

Öncelikle İK’nın neyin anayasal ve yasal hak, neyin mahrem, neyin özel hayat olduğunu doğru tespit etmeleri, bu kriterleri oluştururken hukuki destek almaları ve en önemlisi, şirket menfaatlerini korumaya gösterdikleri özeni, adayın haklarını korumaya da göstermeleri şart. İK bu duyarlılığa ve hukuki desteğe sahipse, işe alım süreçlerini doğru yönetecektir. Aksi durum sağlıksız bir işe alım ile sınırlı kalmaz, çalışan ile sorunlu başlayan ve böyle devam etmesi muhtemel bir istihdam süreci ile neticelenir.

Bireyler, kişisel teknoloji yetkinliklerini kurumsal hayata aktarırken ne gibi etik hatalara yol açabiliyorlar?

İfade özgürlüğünü kullanırken, şirketinin bilgi gizliliği sınırı nerede başlayıp nerede bitiyor iyi bilmeli. Hak kullanmanın aslı, o hakla birlikte gelen sorumlulukları bilmek gereğini de getiriyor. Her iki sorunun aslında ortak bir çözümü var: Sosyal Medya Kullanım Politikası. Kimin hangi bilgiyi nerede, ne sıfatla açıklayabileceği bu politikada açıkça bildirilmeli. Kimi sosyal medya ortamlarında kişi olarak, kiminde profesyonel olarak varız. Çalıştığınız şirketin bilindiği bir ortamda paylaştıklarınız ile profesyonel açıdan anonim olduğunuz ortamlarda paylaştıklarınız farklı hassasiyetler gerektirebilir. Çalışanlar şirketin itibar sözcüsüdür ve “gönder” tuşuna basmadan bir kez daha düşünmesi gerekir.

Bilişimde gelişim, kurumsal hayatta ne gibi etik sorunlara yol açabiliyor?

Bilginin işlenmesi ve yayılması, bilgi ile doğru bir ilişki yaşayan hiçbir şirkette etik soruna sebep olmaz. Bilgi korkacağımız bir şey olamaz. Bilinmesinden korktuğumuz şeylerle ilgili düzelme ve ilerlemeye kapalı olmak ise anlaşılır bir tutum olamaz. Artık şirketlerin algıları, birkaç kanaat önderi ve makul büyüklükte bir medya bütçesi tarafından değil, milyonların kolektif fikirleriyle şekilleniyor. Tüketici pek çok kanaldan besleniyor. En iyiyi o biliyor.  Amazon’dan kitap alırken, okurların yazdıkları eleştiriler, profesyonellerden daha fazla ilgi görüyor. Şirketlerin kendilerini yeni ‘normal’ içinde faaliyet gösterirken bulduğunu söylemek abartılı olmaz. Ama yeni normalde, bir insan uygarlığı kadar eski bir kavram var. O da ahlak meselesi. Etik meselesi daha çok önem kazanıyor, öne çıkıyor. İşlerin kamu yüzü tamamen değişti. Bunun farkına varamayan kurumlar, itibarlarının bir anda zedelenmesi riskiyle karşı karşıya kalacak. İnternet, tüketicilere işletmelerin Kurumsal Sosyal Sorumluluk iddialarını sorgulamaları için gereken araçları sağladı. Artık tüketici, Google’dan şirketlerin yaptıklarını aratıyor. Bu projeleri kendisi araştırıyor, sonuca kendisi varıyor.

Bu yolda bir kurumda kimlere, hangi birimlere ne gibi görevler düşüyor?

Kişinin ahlak değerlerine bağlı olması tabi ki önemli, ancak iş etiği diğer şirket fonksiyonlarında olduğu gibi verilere dayalı bir yönetim sistemi ile idare edilmesi gereken bir fonksiyon. Şirketlerin etik değerleri olur, bu değerler etik politikalar ile yazılı hale getirilir ve tüm çalışanlara yayılır. Böylece iş etiği, şirketin yazılı kültürü haline gelmiş olur. Ama yazılan etik kodunun şirket duvarlarını süsleyen bir iyi niyet bildirgesi olmaktan sıyrılıp, şirketin iş yapış biçimi ve her karar anına yön veren doğal refleksi haline gelmesi de gerekir.

Sürekli gelişen, etik olanın ve olmayanın açıklıkla tanımlandığı, uygunsuzluk risklerinin önceden belirlendiği ya da oluşan uygunsuzlukların en kısa zamanda fark edildiği bir kontrol ikliminin oluşturulduğu şirketler, etik yönetimi konusunda başarılı şirketlerdir. Şirketteki en önemli rol model ise yöneticinin kendisidir. Sürekli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları ile, etik ihlallerinde verilecek cezaların hatırlatıldığı değil, iş etiğinin bir sorumluluk ve verimli iş yapma biçimi olduğunun altının çizilmesi önemli.

 
ETİKETLER : 1014