Bilişim Dünyası 16 MART 2015 / 07:49

Bilişimin temel kavramlarını her yurttaşa öğretmek zorundayız

Yeni Medya Çalışmaları – 2. Ulusal Kongresi, 26-27 Şubat tarihinde, Alternatif Bilişim Derneği’nin katkılarıyla Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlendi.

Kongrede ‘İnternet, Yeni Medya ve Özgürlükler’ başlıklı bir sunum yapan Mustafa Akgül, internetin hepimizin yaşamını köklü olarak değiştirdiğine vurgu yaparak “Bazılarımız, internet öncesini hatırlıyor ama genç kuşaklar internetsiz bir yaşamı hiç görmedi. Peki,  interneti nasıl algılamalı? Nedir internet?” sorularını gündeme taşıdı. “İnsanlık, bilim ve teknolojinin öncülüğünde yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını yaşıyor. Buna genelde, ‘Bilgi Toplumu’ diyoruz. Bilgi hep önemliydi. Niye şimdi ‘Bilgi Toplumu’ diyoruz? Ekonomik kalkınmanın ana motorunun; bilim, teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon olduğunu, kısaca ‘bilgi’ bulutunda topladığımız, insan beyninin ürünleri olduğunu anladık. Bunun sonucunda tüm ekonomik hayat, hizmetler, kamu yönetimi, eğitim, sağlık, eğlence, örgütlenme, halkla ilişkiler, pazarlama kısaca yaşamın tüm boyutları bir değişim, yeniden yapılanma sürecine girdi. Birey, tarihte hiç olmadığı kadar öne çıktı; bireysel gelişme olanakları arttı, kendi başına bir merkez oldu; kendi matbaası, radyosu, televizyonu, gazetesi mümkün hale geldi. Bunu makul ücrete, bazen bedava, hızlı ve kolay, uzman olmadan yapabiliyor” açıklamasını getiren Akgül, internet sayesinde sınırların fiilen ortadan kalktığı,  sosyal ve kültürel açıdan birleşen bir dünyanın parçası olduğumuzun altını çizdi.

Programlama öğrenmek bütünsel düşünmeyi geliştiriyor

Bilişim sistemlerini, ‘büyülü tek tuş’ sistemi algısından kurtarmak gerektiğini söyleyen Akgül, “Bilişimin temel kavramlarını her yurttaşa öğretmek zorundayız. Olanaklarını, limit ve riskleri, ağ, veri tabanı, güvenlik, mahremiyet, etik, estetik, ifade özgürlüğü, hukuk gibi temel kavramlarını öğretmeliyiz. Bunu tarihçiye, iş adamına, tarımcıya, öğretmene, kısaca her yurttaşa anlatmalıyız. Diğer yandan programlamanın herkese öğretilme çabası mevcut.  Web'in kurucusu Tim Berners-Lee, inovasyon kongresinde herkese program yazmayı önermişti. Politikacılara programlama öğretmeliyiz ki, doğru düşünmeyi öğrensinler diyor. Programlama öğrenmenin düşünme alışkanlıklarını olumlu etkilediği, bütünsel düşünmeyi geliştirdiği düşünülüyor. Bu bakışın sonunda, ana okulunda programlama öğretme, programlama kampları, hacketonları,  çalıştayları vs. ile  bütün dünyada en başta gençleri  programlamaya  alıştırmak ve sevdirmek yönünde bir çaba söz konusu. Okul öncesi çocuklara da programlama öğretme çabaları var.  Türkiye'de bu yönde kampanyalar ve çalıştaylar yapılıyor, bu konuda uzmanlaşan şirketler bulunuyor” şeklinde konuştu.

Tüm toplumu kapsayan, katılımcı, saydam yönetişim gerekli

Türkiye’nin geldiği nokta hakkında da yorumlarını aktaran Mustafa Akgül, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kalın çizgilerle bakarsak, iyimser yönde dünya ortalamasını yakaladık, genelde Avrupa’nın gerisindeyiz. Bazı sektörlerde iyiyiz,  finans, e-Devlet hizmetlerinin sunumunda, UYAP, VEDOP gibi birçok hizmette ödül aldık. Özgürlük, yasaklar, toplumsal cinsiyet,  hukukun üstünlüğü,  gelir dağılımı gibi indekslerde çok gerideyiz. Türkiye; bütünsel, tüm paydaşları kapsayan, ortak aklı ortaya çıkaran katılımcı yapılar kuramadı ve ortaya çok parçalı, daha çok marjinal problemlere ve dar çıkarlara odaklanıldı. Sonuçta Türkiye gemisinin rotası, ‘Bilgi Toplumu’na dönemedi.”

“Benim eskilerde epey tekrarladığım bir önerimi kısaca izninizle özetlemek istiyorum” diyen Akgül bunları şu şekilde sıraladı:” 1) strateji, 2) siyasal irade, 3) sorumlu koordinasyon merkezi (bakanlık,  müsteşarlık),  4) her yıl gözden geçen eylem planı, 5) TBMM de komisyon, 6) yıllık, herkese açık değerlendirme, geri besleme yapıları (konferans). Bir başka deyişle, işin önemini kavramış bir siyasi liderlikle, tüm paydaşları içeren, tüm toplumu kapsayan, katılımcı, saydam, yönetişimi öne çıkaran yapılar kurmak gerekir. Gerisi gelir. Tekrarlamakta yarar var: Özgürlük, hukukun üstünlüğü,  aykırı ve farklı görüşlerin yeşereceği bir ortam ön koşuldur.”

 
ETİKETLER : 1013