Bilişim Dünyası 20 NİSAN 2015 / 11:51

BT projeleriniz İngiltere’den fazla

Ağ yapısında sanallaştırma adına önemli bir vizyonu hayata geçiren Brocade, Türkiye’deki büyümenin sürekliliğine inanıyor.

Brocade Customer Event 2015, Shangri La Bosphorus Otel’de 26 Mart’ta katılımcıların ilgisiyle gerçekleşti. Etkinlikte ‘Yeni IP Vizyonu’ (New IP Vision) hakkında bir sunum yapan Brocade EMEA Başkan Yardımcısı Marcus Jewell, sorularımızı da yanıtladı:

Yeni IP vizyonu nedir?

Bu bir strateji ve 1 yıl önce bununla ortaya çıktık. BT pazarında işlem ve uygulama tarafında yüksek motivasyon var, bulut teknoloji ile mobilite ön planda. İnsanlar artık çok farklı biçimlerde etkileşim kuruyor. Ama bunları destekleyen ağ yapısı hala aynı. Yani bu değişime ağ tarafı aynı hızda uyum sağlamadı. İşe yarıyorlar, ama çok karmaşıklar ve bunların işlerliğini sağlamak pahalı oluyor. Sonuçta tüm bunlar ‘Platform 2’ dediğimiz yapı için geliştirildi ve şu anda ‘Platform 3’e geçiş sürecindeyiz. Bu nedenle farklı yaklaşıma ihtiyaç var. Yani daha fazla yazılım tanımlı, daha az donanım odaklı bir yapıya. İşte yeni IP de uygulamaların ve işlem yapma alışkanlıklarının değişimini merkeze alıyor.

Bu değişimi şirketlere nasıl anlatıyorsunuz?

Sanallaştırma üstünden gidiyoruz ve bu yapıda sunucuları daha verimli kullanabiliyorsunuz. Binlerce sanal sunucu içinden, maliyeti az ve yönetimi kolay bir yapıya kavuşuyorsunuz. Benzer bir değişim ağ kanadında da oluyor. Sanallaştırma ile daha düşük yatırım maliyeti ile daha yüksek kontrol becerisi ortaya koyuyoruz. Ağ fonksiyonlarının bazılarının otomatize edilmesi de böylece gündeme geliyor. Bir sunucu binlerce sanal makineyi yönetebilir. Bir ağda tek bir sunucu yönetmek ise zor. Binlerce makineyi düşünün, tüm süreçleri otomatize etmeniz bu nedenle önemli. Yeni IP, ‘internet fabrics’ dediğimiz ve bizim geliştirdiğimiz bir yapı. Bu yapı tek bir IP domain’i olarak varlık gösteriyor ve burada tek bir sanal anahtar var. Bu sanallaştırma platformu dengeyi sağlıyor. Yeni IP'de ilk adım bu.

Peki ya ikinci adım?

İkinci adım, yazılımdaki hangi fonksiyonların donanımda olabileceğini temel alıyor. Veri merkezinde çok farklı cihazlar var. Ama konu işlem gücü olduğunda, sunucularda değişim ortada. Depolamada Flash teknolojileri öne çıkarken, bu da daha az yer ve güç sarfiyatı demek. Ama ağ tarafında çalışan hala çok sayıda ürün var. Bunların hepsi pahalı ve soğutması da kolay değil. Ama sanallaştırma ile elde edilen işlem gücü de ortada. Bu nedenle sonraki adım ağ fonksiyon sanallaştırması. Daha önce donanımla sunulan ağ fonksiyonlarını bugün yazılımla yapmak mümkün. Bu da işlem gücünü daha da güçlü biçimde sanallaştırıyor. Bu fonksiyonları istediğiniz yerde kolayca konumlandırabiliyorsunuz. Fiziksel olarak bu fonksiyonu bir yerde bulundurmanız gerekmiyor. Herşey yazılıma bağlı bu yapıda.

Yani ağ yapısında sanallaştırma da önemli bir kapsama sahip.

Evet. Yazılım tanımlı ağlar ve ağ fonksiyonları sanallaştırması gibi iki başlık burada öne çıkıyor. Daha önce donanımda yapılan işlemler, artık yazılımda ve bunu net biçimde görüyoruz. Bir uygulama geliştirme şirketi olan SteelApp ile anlaşma yaptık ve ağ süreçlerini yazılıma topladık. Donanımla yol almanıza gerek kalmıyor ve maliyet azalımı açıkça ortada. Yazılıma yaptığınız bu yatırımın geri dönüşü hızlı oluyor. Ayrıca bu yapıyı anında işleme geçirebiliyorsunuz.

Peki ama donanım öldü mü?

Hayır, sonuçta yazılımın işlemek için donanıma ihtiyacı var. Yazılım sizin donanımı daha iyi ve verimli kullanabilmenizi sağlıyor. Ayrıca kullanmanız gereken donanım miktarı da azalıyor. Bu nedenle yazılım ve donanım uyumu hiç olmadığı kadar gerekli. Brocade olarak biz de yazılım ve donanım işinde varlığımızı devam ettireceğiz. Brocade yazılım tabanlı kontrol yapılarını aldığınız zaman, ağ anahtarlarınız başka bir şirketin ürünü olabilir. İşte bu nedenle donanım ve yazılım arasında doğru dengeyi kuran şirketler yoluna devam edebilecek bence. Kullanışlı bir platform kullanıcıların tercihi. Bu nedenle ‘platform çözümleri’ adını veriyoruz bu yapılara.

Yani bir işbirliği algısı sektörde öne çıkmalı mı?

Kullanıcılar farklı teknoloji şirketlerinin birlikte daha iyi çalışabileceğini, daha verimli sonuçlar ortaya koyabileceğini görmek istiyor tüm dünyada. Bu nedenle sektör olarak çözümlerin entegrasyonlarının daha iyi çalışmasını sağlamalıyız. BT sektöründe bu beklentiye yanıt adına verimli bir işbirliği ortamı var. İş ortakları burada çok önemli role sahip birlikte en verimli entegrasyonları ortaya koymak ve tüketicilerin istediği anahtar teslim çözümleri sunmak adına.

Türkiye pazarını ve potansiyeli nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye pazarına önemli yatırımlar yaptık ve yatırımlarımız devam ediyor. Yüzlerce iş ortağı peşinde değiliz. Bizimle aynı yola inanan iş ortakları bizim için önemli. Yeni iş ortaklarına kapalı değiliz, ama yenileri bu yapıya dahil ederken de fazlasıyla seçiciyiz. Bu pazarda iş ortaklarımız Ankara ve İstanbul başta olmak üzere tüm ülkede çalışmaları üstleniyor. Bizce bu seviye, pazarda etkinliğimiz için bu yeterli gözüküyor şu anda. Türkiye inanılmaz bir pazar. Bölgenin istikrarlı, sürekli kendini yenileyen yapısı burası. Kamu ve özel sektör bu istikrarın devamı için çalışıyor. Türkiye kadar bölge ülkeleri de büyüyor ve BT adına yapılması gereken çok yatırımlar var bu gelişime uyum için. Gelişmiş birçok ülkeden çok daha hızlı yatırım hamleleri bu bölgelerde kendini gösteriyor. Bizim gibi şirketler için önemli olan GSMH büyümesi değil, orta sınıfın büyümesidir. Türkiye de bu sınıfın hızlı büyüdüğü birkaç ülkeden biri.

Kurumsal gelişimde ülkelerin sosyolojik gelişimi mi önceliğiniz?

Evet, birçok insana göre misal Afrika yatırım yapılacak ülkelerden biridir. Ama Afrika ülkelerine baktığımızda, orada zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor, orta sınıf yok. Oysa orta sınıf okulların, hastanelerin, üniversitelerin büyümesini sağlayan kesimdir. Bu nedenle kurumsal stratejimizde sosyolojik gelişmelerle ilerlemeyi tercih ediyoruz. Yatırım kararlarımızda bu belirleyici ve Rusya’ya misal çok odaklanıyoruz. Rusya ve Çin orta sınıfın hızlı büyüdüğü birkaç ülkeden biri. Bu yönüyle Türkiye, sunduğu önemle küresel genişlememizde ilk üç ülkeden biri. Gelişmişlik seviyeleri farklı birçok farklı ülke ile sınırlarınız var. Türkiye ise bunların ortasındaki bir başarı hikayesi ve önemli bir potansiyel.

Bu yılki öncelikleriniz neler?

Tüm bölgede bir reorganizasyon gündemimizde. Ortadoğu, Afrika ve Akdeniz bölgemizde odaklanacağımız ülkeleri daha iyi seçmek için çalışıyoruz. Türkiye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri odaklandığımız ülkeler ve yeni bir ekip oluşturduk. Ankara’da kamu odaklı ayrı bir iş birimi oluşturuyoruz. Yeni kanal yönetimi ve yeni iş ortağı yöneticileri ile büyümemizi sürdürüyoruz bölgede. Bu yıl mühendislik odağımızı artıracağız ve SLA ile bağlantılı, SLA sunumu ve yönetimi ile ilgili yerel destek uzmanları bu şekilde öne çıkacak. Satış öncesi ekibi ve teknik satış ekiplerini de büyüteceğiz. İK büyümesi bu şekilde özellikle Türkiye’de öne çıkacak.

Türkiye odaklı beklentileriniz yüksek yani.

Evet, beklentimiz Türkiye işinin gelecek 2 yılda gelir bazında ikiye katlanması. Türkiye pazarında bu yolda ilerlemenin önünde bir engel olduğunu düşünmüyoruz. İki haneli büyüme rakamlarımız sürecek. Çünkü Türkiye, geçen yıl BT’ye İngiltere’den daha fazla yatırım yaptı. Birçok sektör araştırması bunu gösteriyor. Türkiye’de BT projeleri İngiltere’den fazla. Bunda kamu yatırımları önemli bir paya sahip. Okullar, hastaneler, altyapı projeleri, hatta İstanbul’daki inşaatlara bir bakın. Bu da potansiyeli gösteren bir işaret. Ülkenin isteği de var ve diğer ülkelerde bunu pek görmüyoruz.

 
ETİKETLER : 1018