Bilişim Dünyası 29 AĞUSTOS 2016 / 09:06

Büyük veriye anlam katan gerçek: Anlık karar alabilme yetkinliği

Stratejik bir kararla Türkiye ofisini açan Datameer, Türkiye merkezden bölgenin gelişimini de izleyecek. Çünkü büyük veri ve anlık karar alabilme ihtiyacı herkesin ortak derdi.
Müşteriler; veriyi analiz ederek daha iyi kararlar alabilmek için neler yapmaları gerektiği konusunda ciddi beceri ve deneyime sahip. Ama özellikle son 5 yıl içinde bu sistemleri besleyen ve bu kararları almayı sağlayan verinin yapısında radikal değişiklikler var. Miktar ve karmaşa artarken, sisteme sürekli yeni içerik akıyor. Datameer Türkiye ve Orta Doğu Bölgesi Genel Müdürü Gökhan Nalbantoğlu’na göre, eskiden ‘depolanan’ veriden bahsederken, şimdi akan ve miktarı sürekli artan veri gerçeği, ayrıca karmaşıklık ve değişkenlikte hız söz konusu. Bu da anlık karar alabilme becerisinin önemini artırıyor. Sistemlerin yükü kaldıramadığını veya yanıt süresinin geciktiğini anladığınızda, temelde önemli değişiklikler yapmak şart. “Yani ilişkisel sistemlerden farklı bir veri ambarı işi yapmanız lazım ve bu da 12-18 aylık çalışma demek. Büyük veri dünyası ise bunu 1 günde yapabileceğinizi söylüyor ve biz de bunu yapıyoruz” diyen Gökhan Nalbantoğlu, eklemeden geçmedi: “Yeni dünyanın entegrasyonunu yapıyoruz ve ‘yeni iş zekası’ kategorisi ortaya çıkıyor.” Geçen sene Türkiye pazarına giriş yapan ve Türkiye ofisini 1 Haziran’da açan Datameer için Türkiye’nin büyüyen bir ülke olması ve sektör bazlı gelişmişlik temel kriter oldu. “Şirketin merkezi San Francisco, ama Ar-Ge ve teknik destek merkezi, kurucumuzun da doğum yeri olan Almanya’da” bilgisini veren Gökhan Nalbantoğlu’na göre, bu da Türkiye merkezli yayılımı desteklemek adına önemli bir fırsat.  Gökhan Nalbantoğlu, “Stratejik bir kararla Türkiye ofisini açtık. Şu an Ortadoğu sürecini de yürütüyorum. Yani bu pazarlara da Türkiye’den bakacağız, Türkiye merkezi olmakla kalmayıp, bölgenin yönetimini de üstleniyoruz” bilgisini paylaştı. Gökhan Nalbantoğlu, strateji ve hedeflerini anlattı:
 
Datameer, büyüyen veri gerçeği karşısında nasıl konumlanıyor?
İster Hadoop’ta ister ilişkisel sistemde olsun, farklı veri kaynaklarını bir araya getirip, onları ustaca görsel hale dönüştürüp, kolay kullanım ve entegrasyon kolaylığı ile veriyi sunuyoruz. ‘İlişkisel sistem bitti’ demiyoruz. Müşterimiz de 5 bin parametre ile değil, bunların 100 tanesi, yani temel faktörlerle yol alıyor. Misal, günün kampanyasını yapma imkanını sağlıyor, dün yaptığı kampanyanın sonuçlarını görmesini ve sonrasında nasıl hareket etmesi gerektiğini gösteriyor, uçtan uca iş zekasında yeni dönemi sunuyoruz. Anlık yapılandırılmamış verinin yanında, BT birimi yerine son kullanıcının bu yapıyı yürütebilmesi önemli. Yani iş birimleri bu yapıyı kullansın istiyoruz.  
 
Bu pazarlarda potansiyeli nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Ortadoğu ve Afrika olarak 4-5 pazar öne çıkıyor. Bunlardan biri de Türkiye. GSMH ve bilişim harcamalarında bu coğrafyada benzerlikler kendini gösteriyor. Ortadoğu’da enerji ve buna bağlı verim ön plana çıkarken, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi noktalar önde gelen şirketlerin merkezlerini barındırıyor. Dolayısıyla BT’de yeniliklere son derece hazırlar. Biz de coğrafi planımızı yaparken ilk adımı Türkiye’de attık, sonraki adımı Dubai ve Güney Afrika olarak konumlandırdık.   
 
Nasıl bir gelişim bekliyorsunuz? 
Büyük veri dünyasının üyesiyiz ve CEO’muz Stefan Groschupf da Hadoop’un ilk mimarlarından. Onun gibi bu dünyanın merkezinde olan sektör temsilcilerinin öngörüsü analitik iş yükü olarak tabir ettiğimiz, geleceği yönelik daha yerinde kararlar alabileceğimiz, veriye dönük gerçek karar alma yapısının Hadoop’a kayacağı yönünde. Bu da hem performanstan yararlanma hem de geleceği yönelik kararlar alabilme demek. Büyük ölçekli müşterilerimiz, analitik iş ihtiyaçlarında yetkin yapılara yönelmek istiyor, bunu görüyoruz. Dolayısıyla analitik iş yükünün artışı ile bu çözümler vazgeçilmez hale gelecek.
 
Yapısal olmayan verinin artışı, nasıl bir etkiye sahip? 
IoT ve M2M gibi akıllı ve çoğunluğu yapısal olmayan veri üreten yapılar giderek ön plana çıkacak. Müşterinin öncelikle sorması gereken soru ‘ben bunu detaylı analiz edersem ne kazanırım?’ Bu sorunun yanıtı; saptama, önceliklendirme, strateji çizme meselesi. Bu nedenle yüzeysel olarak 'Ben de analiz yapacağım’ diyerek yola çıkmanın anlamı yok. Gerçekten ne çıkacağı ve bu çıkanları sizin nasıl değerlendireceğiniz önemli. Bu planlama; yatırım geri dönüşünü minimum sapmayla hesaplamanızı sağlar. İş zekasına yepyeni bir bakış açısıyla ve farklı bir yöntemle eğilmek şart. İlişkisel sistemler önemini hep koruyor. Ama geçen 5 yıl içinde verinin değişken olması, artması ve karmaşıklaşması ile düşük maliyetle ve yüksek performanslı altyapı ihtiyacı doğdu. Ayrıca tüm iş birimlerinin bu yapıyı kullanabilmesi için yapının kullanım kolaylığı ve hız sunması gerek. Bu da Datameer çözümünü beraberinde getiriyor.
 
Türkiye özelinde beklentileriniz neler? 
Finans, telekomünikasyon, e-ticaret, kamu gibi noktalar Datameer çözümlerinde ön planda. En yoğun çalışmayı, müşterilerimizin halihazırda çözmeye çalıştığı ve geleneksel sistemlerle yapmakta zorlandıkları problemleri belirleyip, büyük veri dünyasında bizim tabirimizle kullanım senaryolarını artırmak alıyor. Şu an belgelendirdiğimiz 300’ün üzerinde sektör bazlı kullanım senaryoları var. Bunlarla ilgili o grup üzerine, müşteri uygulamalarını test ediyor ve Türkiye’den de yeni kullanım senaryoları çıkartıyoruz böylece. Her pazarda değişkenlikler kendini gösterebiliyor. Birinci amacımız ise neler yapabileceklerini ve dünyanın büyük veri ekseninde nasıl değişebileceğini gösterebilmek. Bu bir farkındalık demek.  
 
Hadoop altyapısı olmayan şirketler Datameer çözümünü nasıl kullanabiliyor? 
Hayata geçirdiğimiz projeler Hadoop altyapısı olan müşteride birkaç hafta sürüyor. Ama bulutta çalışan ürünümüz de çıktı. Regülasyona tabi olmayan sektörlerde müşterilerimize şunu söyleyebiliyoruz: Hadoop’a sahip olmak ya da olmamak sizi endişelendirmemeli. Bunun yerine, bulut yapısı üzerinden bu sistemi çalıştırabilirsiniz. Microsoft ile işbirliğimiz var ve bu yapıyı SaaS olarak sunabiliyoruz. Müşterinin Hadoop var mı yok mu mevzusuna takılmasını bu nedenle istemiyorum. Bunun yerine, ‘Neyi yapamıyorum, neleri yapabilmeyi hedefliyorum?’ sorularına odaklanmalı. Böylece KOBİ’lerin bilişim yatırımlarına ilgisi ve yetkin yatırımlara eğilerek fayda ve performans elde etmesi söz konusu. Datameer çözümleri KOBİ’lere inebilir, ABD’de bunu görüyoruz. Ama Türkiye pazarında bunun için biraz daha zaman gerek. Bu konuda farkındalığın ve bilgilerin geliştirilmesi önemli. Kamunun e-dönüşüm hamleleri ile KOBİ’lerin belli yatırımları yapmaları zorunluluk haline geldikçe, ilerleyen süreçte farkındalık da gelişecek.
 
BT ve sektörel uzmanlık buluşmalı
“Birçok iş ortağımız var ve müşterilerimizin problemlerini iyi anlayabilen, bu dünyada çalışan iş ortaklarını ekosisteme katmak için de çalışmalar yürütüyor, yani bankacılıktan, telekomünikasyondan anlayan, sektör uzmanlığı ile iş zekası deneyimini buluşturabilen şirketleri takip ediyoruz. Sonuçta kutu satmıyoruz ve teknolojiyi, büyük veriyi, Datameer’i bilen, bir projeyi uçtan uca ayağa kaldırabilecek, müşterimizin faaliyet gösterdiği sektöre de hakim iş ortakları çok önemli. Bir sektörde bütünsel bakış açısı ve mikro uzmanlık bir araya gelmeli. Bu da konunun uzmanı olan birden fazla yapı ile çalışmanızı gerekli kılabiliyor. Sadece teknoloji bazlı değil, sektörel bazda da uzmanlık önemli.”
 
Pazarda yüzde 80’lerde pay hedefliyoruz
“Yılsonuna kadar Türkiye’de 20 müşterimizin aktif olarak bu yapıyı kullanmaya başlayacağını düşünüyorum. Ortadoğu operasyonumuzu da son çeyrek gibi planlıyoruz ve orada da o zamana kadar 3 müşteri ile yola çıkarız. Önümüzdeki yıl yaz ayına kadar da 5-7 müşteri ile Güney Afrika pazarını da eklersek, 20 civarında müşteriyi portföyümüze dahil ederiz. Yaklaşık 15-20 kişilik organizasyonla çalışmaların önemli kısmını buradan yaparken, diğerlerini de Dubai ve Johannesburg olmak üzere bir yapı kurmak üzere iş tanımımızı yaptık. Sonraki aşamada ise var olan müşterilerde yeni kullanım senaryolarının oluşması ile büyümeye devam etmek istiyoruz. Yani sayısal olarak çok müşteriden ziyade, var olan müşterilerin olgunlaşmasına yardımcı olmak önceliğimiz. Küreselde bu belirttiğim kullanım senaryoları adımları katlanarak artıyor. Bölgede pazar payımızın Türkiye’de 2017 sonu itibariyle yüzde 80 civarında olacağını düşünüyorum. Bunun temel sebeplerinden biri teknolojinin halihazırda çok rekabetçi ve çok önde olması. Teknolojik olarak lider ve bu pazarda ilk faaliyet gösteren şirket olmanın ciddi avantajları olacak. 2018 sonu itibariyle pazarın Ortadoğu ve Güney Afrika’yı içeren bölge civarında 10 milyon dolarlık büyüklükte olacağını düşünüyorum. Olgunluk açısından, Türkiye’nin yaklaşık Ortadoğu ile beraber lider konumda olacağını, yaklaşık yüzde 50’nin Türkiye civarında olacağını, yüzde 30-35’in Ortadoğu’dan, yüzde 15-20’nin de Güney Afrika’dan geleceğini düşünüyorum.”