Bilişim Dünyası 23 OCAK 2014 / 12:35

Büyümenin sırrı sayısallaşmada

Büyümenin yeni silahı sayısallaşmadaki rekabet. Büyümek isteyen şirketlerin yeni silahı sayısal teknolojilerle rekabet etmek. Önümüzdeki 5 yıl sayısal teknoloji rekabetiyle geçecek. 

Küresel ekonomi düzelmeye devam ettikçe şirketler büyüme fırsatlarını  kendi endüstrilerinin dışında olsa da takip ediyor. En üst düzey yöneticilerin çoğu önümüzdeki beş yıl içinde bekledikleri en büyük yapısal değişiklik;  endüstriler arasındaki sınırları eritme gücü gördükleri yeni dijital teknolojilerin gelişmesi.Yeni sayısallaşan pazarlar, yerini aldıkları geleneksel sektörlerden daha fazla büyüme elde edecekler.

Başarıya giden yolda üç yetenek şart
Genişleyerek dijital rekabete açık pazarlara girmeyi ve rekabet yoluyla başarı elde etmeyi planlayan şirketlerin; müşterilerin ihtiyaçlarını öngörebilmek için sayısal teknolojileri kullanması, ortaklar arasında farklı roller üstlenmeye hazırlıklı olmak, karar alma ve ürün geliştirme süreçlerini hızlandırmak için sayısal araçlardan yararlanması gerekiyor.
Accenture’ın küresel ölçekte yayımlanan Büyüme Potansiyelini Dijital ile Sağlamak raporuna göre, şirketler sayısal teknolojileri kullanarak kendi sektörlerinin dışında da büyümeyi hedefliyor. Yöneticilerin yüzde 64’ü, kendi sektörlerinde büyümeye odaklanmaya devam edecekler. Şirketlerin yüzde 60’ı ise, önümüzdeki beş sene içerisinde başka endüstriler ile birlikte veya başka sektörlerde büyümeyi planlıyor. Sağlık, eğitim, finansal hizmetler, üretim, perakende ve ulaşım dijital rekabete açık pazarlar olarak tanımlanıyor. Daha yüksek büyüme oranları yaratmak için sayısal teknolojiler kullanılıyor.Kendi endüstrileri içerisinde gerçekleşmekte olan temel değişimlerin farkında olmalarına rağmen, ankete katılan yöneticilerin sadece yüzde 38’i, bu değişimlerin şirketlerinin stratejilerini yönlendiren ana unsur olacağını söylerken, yüzde 60’ı stratejilerinin en çok ekonomik koşullardan etkileneceğini belirtiyor.

 2018 yılında alışveriş, ödeme ve sağlıklı kalma  toplam değeri, Amerikan ekonomisi için 5,9 trilyon Dolar, Alman ekonomisi için 747 milyar Euro ve İngiltere ekonomisi içinse 519 milyar Pound olacak.

Şirketler dijital dönüşümün farkında, ancak henüz büyüme stratejilerine yansıtmıyor

Accenture Dijital’in Grup CEO’su Mike Sutcliff, “Dijital teknoloji yıllardır aramızda, ama artık geleneksel endüstri sektörlerini çok dramatik olarak etkiliyor ve yeniden yapılandırıyor” dedi. Şirketler dijital dönüşümün potansiyelinin farkında olsalar dahi, çoğu henüz büyüme stratejilerini bu doğrultuda çizmiyor. Gelir artışı gittikçe daha çok kendi sektörlerini yeniden tanımlamak, işleyiş tarzlarını dönüştürmek ve tamamen yeni ürün / hizmet yaratmak için dijital iş modellerini benimseme kapasitelerine bağlı olacak.

Accenture’ın 10 ülkeden 500 en üst düzey yönetici ile yaptığı ankete göre yöneticiler, veri analizi, mobil uygulama geliştirme, sosyal medya gibi sayısal teknolojileri başarının vazgeçilmezi olarak tanımlıyor. Ancak iş dünyasının liderleri bunun yanında, aslında işbirliğinin daha da geliştirilmesi bakımından en önemli destekçi unsurların, kişisel ilişkiler ve ağlar olduğunu ifade ediyor.

İşbirliği tercih ediliyor
Şirketler  önümüzdeki beş sene içerisinde dijital rekabete açık pazarlara  şirket alımından ziyade iş birliği yoluyla katılmayı tercih ediyor.  Büyümeya çalışan şirketlerin yüzde 63'ü stratejik ortaklıklar kurmayı, yüzde 46’sı ise ortaklık girişimlerinde bulunmayı, yüzde 3'u  birleşme ve satın alma yoluyla genişlemeyi planlıyor.

Accenture High Performance Institute Başkanı Mark Spelman;  Şirket yetkilileri, gelecekteki büyümelerini garanti altına alabilmek için, mevcut girişimlerinden ayrılan, yepyeni ortak girişimlere ve işbirliklerine açık olmalıdır. Veri paylaşımının ve mobil ya da analitik teknolojiler uygulamaya geçirmenin önemi yadsınamaz olsa da; şirketler, dijital rekabete açık pazarların temelini oluşturan daha açık ve iş birlikçi ağlar oluşturabilmek için, yeni yetenekler ve daha esnek stratejiler geliştirmelidir”dedi.“Dijital rekabete açık piyasalarda müşteriler, ihtiyaçları karşılandığı sürece, hizmeti hangi şirket ya da sektörün sağladığı ile giderek daha az ilgilenir oldular,” diyor Mark Spelman. “Bu da tabii ticari tehditler ve fırsatlar yarattı. Regülatörler ve Politikalara yön verenler, müşteri taleplerini karşılamak ve regülasyonların büyüyen ekonominin dinamik yeni formlarını kısıtlamadan ziyade, desteklemelerini istiyorlarsa endüstriler arasındaki sınırları netleştirmeleri gerekiyor.