Bilişim Dünyası 05 MART 2016 / 14:36

Büyümenin sırrı yurtdışı yatırımlar

Uzun dönemdir yurtdışı projelere ağırlık veren Proline, bu yatırımların meyvelerini toplamaya başladı. Zorlu geçen 2015 yılındaki yüzde 48’lik büyümenin ana etkeni de yurtdışı projeler oldu.
 
Teknolojiyi kullanma konusunda oldukça başarılı olan Türkiye, iş teknolojiyi üretmeye gelince pek de başarılı bir tablo ortaya koyamıyor. Ortaya çıkan bu tabloyu değiştirmek isteyen şirketlerden biri de Proline. Katma değerli ürün geliştirme konusunda önemli çalışmalar gerçekleştiren ve bu teknolojileri yurtdışına çıkarabilen Proline CEO’su Mehmet Doğanyiğit ile sektördeki durumlardan, Proline’ın gelecek planlarına uzanan bir sohbet gerçekleştirdik.
 
İlk etapta Proline’daki son durumdan ve üzerinde çalıştığınız projelerden söz edebilir misiniz?
Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin içerisinde bulunduğu belirsizlik ortamı Proline’ı da etkiledi. Türkiye pazarında beklediğimiz rakamların altında bir performans gösterirken, yurtdışı operasyonlarımızın başarılı çizgisiyle birlikte geçtiğimiz seneyi yüzde 48 büyümeyle kapattık. Ulaştığımız bu rakamlar, 5 sene kadar önce aldığımız yurtdışına açılma planının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Yurtdışı operasyonlarımızı biraz açmak gerekirse, Katar ve Pakistan’da operasyonlarımız bulunuyor. Özellikle Katar’da gerçekleştirdiğimiz çalışmalar oldukça dikkat çekici ve şirketimizin vizyonunu tam olarak ortaya koyuyor. 2,5 yıl önce aldığımız Katar’ın şehir güvenliği projesini Ekim ayında tamamlamayı başardık. Projeye verdiğimiz destekleri sürdürdüğümüz gibi yine Katar’da kurumlara verdiğimiz yeni hizmetler bulunuyor. Özellikle akıllı şehirler konusunda Katar’da sürdürdüğümüz projeler, ülkemiz için de hem sağlam bir metodolojinin oluşmasına hem de büyük bir tecrübe birikiminin elde edilmesine katkı sağlıyor.
Pakistan’da hali hazırda 4 tane ofisimiz bulunuyor. Bunun yanı sıra son aşamaya gelen tekliflerimiz var. Son aşamaya gelen bu tekliflerden de olumlu sonuçlar bekleyip, proje süreçlerinin başlamasını bekliyoruz. Katar ve Pakistan operasyonlarının yanı sıra Suudi Arabistan’da da devam eden çalışmalar var. Son olarak akıllı kimlik kartlarının etkin kullanımı üzerine önemli bir teklifimiz yer alıyor. Fakat son dönemde petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanma ve ülke yönetimindeki değişiklik, projeyi halen askıda tutuyor.

Operasyonlarınız yer aldığı ülkelerdeki Türkiye algısından söz edebilir misiniz?
Özellikle yazılım ve operasyon alanlarından oldukça pozitif bir Türkiye algısı olduğunu belirtmek isterim. Bu noktada bizden önce giden Türk inşaat şirketlerinin aldıkları projeleri başarılı bir şekilde teslim etmelerinin payını da yadsıyamayız. Türk şirketlerinin izledikleri ‘esnek’ iş süreç politikası, iş yapılan ülkenin şartlarına uyum sağlama konusunda önemli kolaylıklar sağlıyor. Bu da doğrudan doğruya Türk şirketlerin imajlarına olumlu bir şekilde yansıyor. Metodoloji konusunda Avrupalı şirketlere oranla eksikler bulunsa da, iş süreçlerinde sağladığımız esneklik ve yerel şartlara sağlanan uyum, Türk şirketlerini bu coğrafyalarda öne çıkartıyor.

Türkiye’ye dönersek, ülkemizdeki çalışmalarınızdan ve sektördeki durumdan bahsedebilir misiniz?
Proline olarak Türkiye’de kendi ürün portföyümüzü oluşturmak için çaba sarf ediyoruz. O tarafa baktığımızda CMMI konusunda uluslararası standart sağlayan üçüncü seviye olgunluk belgesini aldık. Bu belge ile birlikte Ar-Ge merkezimizdeki gelişimizi de bir üst seviyeye taşıdı. Bunun yanı sıra finans, telekomünikasyon ve KOBİ’lere yönelik olarak geliştirdiğimiz önemli ürünlerimiz ve hizmetlerimiz bulunuyor. Sistem entegrasyon tarafında sanallaştırma ve iş süreçlerinin optimizasyonu konularında da çalışmalarımız var. Çeşitli şehirlerle gerçekleştirdiğimiz ve kendi yazılımlarımızı kullandığımız akıllı şehirlerin güvenliğine yönelik çözümlerimizle de Türkiye’deki kurumlara ve şirketlere destek olmayı sürdürüyoruz.
Yurtdışındaki çalışmalarımız yansımalarını mutlaka Türkiye’ye de getirmeye çalışıyoruz. Merkezimizin de yer aldığı Türkiye’yi bir “mükemmellik odağı” haline getirmek istiyoruz. Bunu gerçekleştirirken de, strateji üzerine çalışan birimimizden, yayınladığımız dokümanlardan ve üniversiteler ile yaptığımız işbirliklerinden fazlasıyla faydalanıyoruz.

Şehir güvenliği konusu günümüzün gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu konuda yaptığınız çalışmalardan söz edebilir misiniz?
Konuya Türkiye özelinde bakmamak lazım. Akıllı şehirler ve güvenlik, dünyanın tamamını ilgilendiren, çok önemli bir konu. Kurumların ve şirketlerin, özellikle mahremiyet ve güvenlik arasındaki çizgiyi dikkatli bir şekilde çizmeleri gerekiyor. Bu yüzden güvenlik sistemlerinin en ince ayrıntısına kadar özel olarak tasarlanarak hazırlanması büyük önem taşıyor.
Güvenliğimizi sağlayacak olan bu sistemlerin doğru bir şekilde kurgulanmasıyla beraber elde edilen verilerin hayatlarımız kolaylaştırması ve iş süreçlerimize katkıda bulunması gerekiyor. Biz de şirket olarak bu alandaki çözümlerimizi hazırlarken, bugünden planlayarak önümüzdeki yılları da kapsayacak bir şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu şekilde şehirlerin kaynaklarını çok daha iyi kullanarak, vatandaşların hayatını çok daha rahat sürdürmelerine olanak sağlamayı amaçlıyoruz.

Üniversite-sanayi el ele
“Üniversiteler ile gerçekleştirdiğimiz ortaklıklar ve bu ortaklıklarla birlikte yaptığımız Ar-Ge çalışmaları hız kesmeden devam ediyor” diyen Mehmet Doğanyiğit, bu noktada Bahçeşehir Üniversitesi’nde açılan “Akıllı ve Güvenli Şehirler” adlı dersin önemine vurgu yapıyor. Doğanyiğit konuyu şu şekilde anlatıyor:
“Geçtiğimiz Güz döneminde Bahçeşehir Üniversitesi’nde hayata geçirilen ‘Akıllı ve Güvenli Şehirler’ dersine öğrenciler büyük ilgi gösterdi. Bu ilginin sonucu olarak Bahar döneminde de açılan derse önemli ölçüde ilgi gösterildi.
Elektronik Fakültesi bünyesinde açılan ders kapsamında öğrenciler ilk dönemde Proline’dan arkadaşlarımızla birlikte çalıştılar. İkinci dönemde ise projeler hazırlayacak olan öğrenciler, hem bizim ekosistemimize hem de kendilerine önemli katkılar sağlayacaklar.
Üniversiteler ile gerçekleştirdiğimiz çalışmalar bununla sınırlı değil. Sahip olduğumuz biyometri laboratuvarını, üniversiteler belirli dönemlerde gelip kullanabiliyorlar. Bu noktada üniversitelere verdiğimiz destekleri sürdürmeye devam edeceğiz.