Bilişim Dünyası 21 ŞUBAT 2014 / 14:20

CIO'lar için karar anı

CIO’lar İçin Karar Anı: Kahraman mı olacaksınız, kahramanın gölgesi mi?

Endüstri genelinde CIO’lara olan bakış “Teknolojik altyapı yöneticisi” tanımının ötesine bir türlü geçemeyince, kendilerine CDO (Chief Digital Officer) adını veren yeni nesil yöneticiler CIO’ların tahtını sallamaya başladı. Acaba bu yeni mücadelenin bir galibi olacak mı?

CIO. Genel olarak bilinen anlamıyla “Bilgi Teknolojileri Yöneticisi” veya bizim yayınlarımızda kullanmayı tercih ettiğimiz şekliyle “Teknoloji Lideri”. Şirketlerde bu görevi üstlenen kişilerin aslında ne yaptığı terim ilk ortaya çıktığı günden beri tartışılıyor.
Şirketlerde herhangi bir görev tanımının en çok çarpıtıldığı alan da bu olsa gerek. Çoğu birim veya çalışanın teknoloji liderine bakışı şöyle: “Teknoloji manyaklarından oluşan ekibin lideri ve şirketteki tüm bitlerin ve baytların efendisi.”
“Tek bir cümleyle özetlemeniz gerekirse, bilgi teknolojileri kavramı hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorulduğunda genellikle şöyle cevaplar alıyorsunuz: ‘Sıkıcı’, ‘karmaşık’, ‘masraflı’, ‘her zaman geç kalan’, ‘rahatsız edici’. “Peki BT bölümü hakkında ne düşünüyorsunuz” diye sorduğunuzda iş biraz daha da renkleniyor: ‘Kendini beğenmiş’, ‘gerçekle alakası olmayan’, ‘kendi dilini konuşan’ ve son zamanlarda oldukça sık bir şekilde duyulmaya başlandığı üzere üzere ‘modası geçmiş‘.
Peki ne oldu da teknoloji lideri üzerindeki algı böyle bir noktaya geldi?
Bunun sebebi dijital kültürün artık ‘normal’ karşılanması ve hemen herkesin kendini bu konuya yakın hissetmesi. Diğer bir deyişle BT bölümünün bilgi birikiminden kaynaklanan avantajı ortadan kayboluyor. Yoldan geçen adamın, hatta kucağında gezen çocuğun bile iPad kullandığı bir dünyada BT birimleri üzerindeki “teknoloji öncüsü” algısını yitiriyor.
Sorumlusu kim?
Bence bu işin en büyük sorumlusu yine CIO’lar. Çoğu şirkette CIO’lar asıl yapmaları gereken işlerle uğraşmak yerine, kendilerini daha rahat ve güvende hissettikleri CTO (Chief Technology Officer) işleriyle çeviriyorlar. Sebebi, bu kişilerin BT kavramı henüz BT olarak isimlendirilmeden önce bile bu işlerle uğraşmaya başlamış olmaları.
BT kavramının kökeni “Elektronik Bilgi İşlem” adı verilen, şirketlerin finansal verilerini işlemek için koca koca makinelerin kurulu olmasını gerektiren zamanlara dayanıyor. Çoğu BT departmanı da asıl görevini “teknolojik altyapı sağlamak” olarak tanımlıyor.
Çok azı CIO’nun asıl anlamının farkında: Kurumun bilgiyle olan etkileşiminde etki ve fark yaratacak çabalar ortaya koymak.
Kendini CIO olarak tanımlayanların çoğu işini dizüstü bilgisayarlara Microsoft Office kurmak, hatta lütfederse bir adım daha ileri götürüp SharePoint sunucuları üzerinde kullanıcıların dokümanlarını saklayabilmeleri için yer açmaktan ibaret görüyor. Ama çok azı şirketin içerikle olan ilişkisi üzerinde etki oluşturmak, bilgi birikimini güçlendirmek ve bilgi odaklı inovasyon peşinde.