Bilişim Dünyası 14 MAYIS 2016 / 14:30

Dijital değişim sürecinin liderleri CEO’lar

Samsung Türkiye, TÜSİAD, Deloitte Türkiye ve GfK işbirliğiyle Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı Araştırması” sonuçlandı.
Samsung Electronics; TÜSİAD desteği, Deloitte Türkiye ve GfK’nın işbirliğiyle Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen ‘Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı.
Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, ‘Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı Araştırması’ ile son yıllarda hızlı bir şekilde yaşanan dijital değişim sürecine farklı bir açıdan bakmak üzere yola çıktıklarını belirtti. “Dijital değişime, iş dünyamıza yön veren liderlerin, yani CEO’ların gözünden baktığımız bu özel çalışmamızla, geleceğe ışık tutacak önemli bilgi ve verilere ulaşmayı hedefledik” diyen Tansu Yeğen, araştırma ile ilgili şu bilgileri verdi:
“Türkiye’nin farklı sektörlerinde faaliyet gösteren ve iş dünyasının önde gelen 58 şirketinin üst düzey yöneticisiyle bire bir görüşmeler yaparak çalışmamızı gerçekleştirdik. Sonuçta Türkiye’de yaşanan dijital değişimin seviyesini algılarken, aynı zamanda dijital yatırımların hangi alanlarda yapıldığı, değişim sürecinin nasıl ve kimler tarafından yönetildiği, hangi aşamada olunduğu ve ne gibi fırsatlar sunacağıyla ilgili de oldukça önemli bilgilere ulaştık.”
 
Türkiye’de dijital değişimin ayak sesleri
Araştırma sonuçlarını detaylarıyla paylaşan Tansu Yeğen; ortaya çıkan önemli bulguların Türkiye’de dijital değişimin başladığına, hatta ayak seslerinin yükseldiğine ve hızla yol alacağına işaret ettiğini söyledi. “Dijital değişim, Türkiye’de üst düzey yöneticiler tarafından destekleniyor” diyen Tansu Yeğen, araştırmaya dair şu sonuçları paylaştı:
“Katılımcıların yüzde 90’ı dijital değişim sürecinin liderliğinin üst düzey yöneticiler tarafından üstlenildiğini belirtiyor. Şirketlerin yüzde 40’a yakını, süreçlere teknoloji birimleri tarafından liderlik edildiğini, yüzde 20’si ise gelecekte de bu birimlerin liderlik etmesini planladıklarını belirtiyor. Ancak, Türkiye’de dijital değişim, henüz ‘bütün bir resim’ olarak ele alınmıyor. Değişim, organizasyonel birimler içerisinde birbirinden bağımsız olarak geliştiriliyor ve yönetilen inisiyatifler çerçevesinde yürütülüyor. Şirketler münferit teknolojilere operasyonel bir odak ile yatırım yapıyorlar.”
 
Dijital strateji net ve anlaşılır olmalı
Tansu Yeğen, araştırmada elde edilen diğer bulguların, önümüzdeki dönemde hem Türkiye ekonomisi hem de Türk iş dünyası için önemli gelişmeleri beraberinde getirdiğine işaret etti. “Şirketlerin cirolarının yüzde kaçının e-ticaret, mobil uygulamalar gibi dijital kanallardan geldiğini gösteren Dijital Kanallardan Gelen Ciro Yüzdesi’ne baktığımızda, katılımcılar için ciro yüzdesi ortalaması yüzde 11 olarak ortaya çıkıyor” diyen Yeğen, sözlerine şöyle devam etti:
“Dijital stratejinin net ve anlaşılır olmasına ilişkin gösterge niteliğindeki Net Dijital Strateji’ye baktığımızda ise katılımcıların yüzde 54’ünün ‘dijital stratejinin net ve anlaşılır olması’ ifadesine katıldıklarını görüyoruz. Kendilerine dijital olgunluk seviyesi algısına ilişkin gösterge olan Olgunluk Düzeyi’nde hangi aşamada oldukları sorulduğunda, araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 7’si kendisini ‘giriş’ seviyesinde, yüzde 59’u ‘gelişen’ seviyede, yüzde 34’ü ise ‘olgun’ seviyede şeklinde değerlendirdi. Şirketlerin toplamda dijitale yaptıkları yatırımların payını gösteren Dijital Yatırım Yüzdesi başlığa bakıldığında ise katılımcıların dijitale yaptıkları yatırımların ortalamada yüzde 27 seviyesinde olduğu görülmekte.”
 
Araştırmadan elde edilen bulgu ve sonuçlar
Katılımcı her üç şirketten ikisi ‘net ve anlaşılır bir dijital stratejileri olduğunu’ düşünüyor 
Araştırmanın katılımcıları, kurumsal dijital değişimin başarılı olabilmesindeki en önemli etkeni, net ve anlaşılır bir strateji olarak gösteriyor. Araştırmaya katılan her üç şirketten ikisi net ve anlaşılır bir dijital stratejileri olduğunu düşünürken, her beş şirketten biri net ve anlaşılır bir dijital stratejilerinin olmadığını söylüyor.
Araştırmada bankacılık, telekomünikasyon, perakende, dayanıklı tüketim ürünleri sektörlerindeki şirketlerin ise dijital stratejilerinin oluşturulması ve anlaşılır hale getirilmesi konusunda yol aldıkları görülüyor.
Araştırmaya katılanlara ‘dijital değişime teşvik eden sebepler’ sorulduğunda, yüzde 17 ile ‘verimliliği artırmak’ ve yüzde 16 ile ‘müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilmek’ diğer tüm seçenekler arasında ön plana çıkıyor.
Seçimlerin sıralamasına bakıldığında ise yüzde 21 ile en önemli sebep olarak belirtilen ‘verimliliği artırmayı’, yüzde 19 ile ‘müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilme’, yine yüzde 19 ile ‘rekabet avantajı’, yüzde 12 ile ‘kârlılık’ takip ediyor.
Dijital alanlara yatırımda telekomünikasyon, sigorta ve bankacılık ilk 3’te yer alırken; diğer sektörler arasında ise perakende öne çıkıyor 
Araştırma kapsamındaki şirketler; 2015 yılı yatırımlarının yüzde 27’sini internet, mobil yazılım, donanımdan oluşan dijital alanın oluşturduğunu belirtiyor. Tüm sektörler arasında dijital başlığına özellikle bankacılık, sigorta ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren şirketlerin ciddi oranda yatırımlar yaptığı görülüyor.
Bu üç sektörün dijital alanlara yaptıkları yatırımların ortalaması yüzde 55’iken, bu sektörler dışındakilerin yaptığı yatırımların ortalaması yüzde 16’lar seviyesinde kalıyor.
Net ve belirlenmiş bir dijital strateji kapsamında yatırım yapmaya başlayan şirketlerin gelecek dönem yatırımları sorulduğunda ise giyilebilir teknolojiler, robot yatırımlar ve yenilenebilir enerji teknolojileri dışındaki bütün teknolojik yatırım alanlarında bir takım yatırımları olduğunu ve önümüzdeki yıllarda da yatırımlarını artırmayı planladıkları görülüyor.
Son tüketici odaklı B2C şirketler ile B2B şirketlerin dijital yatırım odakları birbirinden farklılaşıyor 
Araştırmada son tüketici ile temas eden şirketlerin B2B şirketlere kıyasla dijital pazarlama, mobil teknolojiler, müşteri deneyimi ve e-ticaret konularında daha fazla yatırım yaptığı görülüyor.
Diğer taraftan, B2B şirketlerin ise nesnelerin interneti (IoT), yenilenebilir enerji teknolojileri, iş analitiği, robot, tedarik zinciri takibi gibi alanlarda B2C firmalara kıyasla daha fazla yatırım yaptığı ortaya çıkıyor.
Rekabetin daha çok diğer sektördeki şirketler veya girişimcilerden (start-up) geleceği düşünülüyor 
Araştırmaya katılan şirketlerin değerlendirmelerine göre, rekabetin yüzde 45 oranında ‘bulundukları sektörden’ gelmesi beklenirken, diğer sektörlerden yüzde 30, girişimci firmalardan ise yüzde 25 oranında rekabetin gelmesinin beklenmesi, sektör dışından gelecek rekabetin önemini de vurguluyor.
Özellikle bankacılık, telekomünikasyon, hızlı tüketim sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler, diğer sektörleri ve girişimci firmaları önemli bir tehdit olarak algılıyor. Telekomünikasyon sektörü daha çok diğer sektörlerdeki firmaların yeni oluşumlar göstereceğini düşünüyor. Rekabetin diğer sektörlerden ve girişimci firmalardan geleceğini söyleyen şirketlere ‘hangi sektörün kendileri için rekabet oluşumlarını ortaya çıkarabileceği’ sorulduğunda ise teknoloji ve perakende sektörleri açık ara öne çıkıyor.
Dijital değişim konusunda CIO/CTO pozisyonları yerini korurken, dijital değişimden sorumlu C seviye görevlendirmeleri hızla yapılıyor 
Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de dijital değişimin liderliğini ağırlıklı olarak bilgi teknolojileri (CIO/CTO) yürütüyor. Ancak şirketler, dijital değişimi hayata geçirmede doğru vizyon ve stratejinin önemi kadar, süreci yönetecek liderlerin konumlandırılmasının da başarıya ulaşmada kritik önem taşıdığının farkındalar.
Araştırmada; Chief Digital Officer (CDO), bir unvan ya da pozisyon gerekliliğinden ziyade, dijital değişim konusunda görevlendirmeyi içeren tüm pozisyonları kapsayacak şekilde ele alınıyor.
Varolan durumda Türkiye’deki şirketlerin yüzde 38’inde ‘CDO’ görev tanımına uyan bir yönetici bulunuyor. Ancak, katılımcı şirketlerin sadece yüzde 26’sı bu pozisyonun ‘CDO’ unvanı ile çalıştığını belirtiyor. Bankacılık, telekomünikasyon, dayanıklı tüketim ürünleri sektörlerinde bu oran yüzde 67’iken, perakende sektöründe ise bu yarı yarıya görünüyor. CDO pozisyonu olmayan şirketler ise önümüzdeki 3 yıl içinde bu pozisyonu yüzde 80 oranında doldurmayı planlıyor.