Bilişim Dünyası 24 EYLÜL 2013 / 13:02

Düello gerçekleri ve şövalye ruhu hayat buluyor

Zarif, zor, centilmenlik üst seviyede, kurallar net. Eskrim her yaş grubu için bedeni ve zihni en etkili kullanmanın yordamını öğreten bir spor kimliğine sahip.

Hep babalar mı oğullarına bir şeyler öğretecek. Bu sefer roller değişti. Ogan Yaylıoğlu, kendi eskrim ilgisini babası Ateş Yaylıoğlu’na da bulaştırdı, öyle ki baba antrenörlük eğitimlerini tamamladı, kendi eğitim merkezini de açtı. Yıldız Milli Takım’da da yer alan oğlunu eskrim kurslarına götürürken bu sporun ilgisini çektiğini söyleyen Yaylıoğlu’nun asıl hobisi, 13 yaşından beri yaptığı dağcılık. Ankara’da Hacettepeli dağcılarla birlikte dağcılığa başlayan Yaylıoğlu, üniversitede dağcılık kolunu da kurmuş. Kişisel gelişime çok yatkın bir spor olarak tanımladığı dağcılığın eskrimle arasında birçok benzerlik olduğunu belirtiyor Yaylıoğlu. Konsantrasyon, vücuda hakimiyet, kas-eklem sistemi gibi özellikler ilk akla gelenler.
Oğlunun Hüseyin Avni Sözen Lisesi’nde (HASAL) okurken, okulun flöre merkezinde eskrime devam etmesi, zamanla baba-oğulun HASAL’da çalışmasını bile sağlamış. Yurtdışına giden, turnuvalara katılan, yurtiçi ve dışında hala aktif olarak turnuvalara katılan Yaylıoğlu, federasyon seminerlerine katılarak antrenör belgesi almış, bir sakatlığın ardından da hocalık dönemine başlamış.

Her yaş grubuna uygun
İlk olarak Galata’da eğitmenlik yapan Yaylıoğlu’nun şimdiki eğitim merkezi ise Kadıköy’de kurduğu Eskrim Okulu. En baştan beri eskrimi tanıtmaya özen gösterdiğini söyleyen Yaylıoğlu, eskrimle ilgili medyada yer alan haberlerin ardından insanların ilgisinin arttığını, böylece başka illere ve oradaki kulüplere de destek verir hale geldiklerini vurguladı. HASAL’da ve kendi eğitim merkezinde antrenörlük yapmaya devam eden Yaylıoğlu’nun verdiği bilgiye göre, kulüpler 8 yaş üstü öğrenci kabul ediyorlar. Ama kendi merkezinde 5-6 yaş grubundaki çocuklarla da çalıştıklarını söyleyen Yaylıoğlu, şu detayları paylaşıyor:
“Amaç öncelikle çocuk gelişimine, fizyolojik ve psikolojik olarak da katkı sağlamak. Çünkü eskrim çok boyutlu bir spor. Kişiye karar verme yeteneği, konsantrasyon becerisi gibi özellikler kazandırdığı gibi, çocuğun esnekliğine de bu spor önemli etki yapıyor. 8-12 yaş grubu çocuklar da var ve temelde en büyüğü 54, en küçüğü 5 yaşında öğrencilerim var. Haftanın her günü, gündüz ve akşam grupları ile derslerimiz oluyor. Üniversite ve lise öğrencileri de eğitimlere geliyor ve 2 yıldır Avusturya Lisesi ile de güzel bir çalışma yürütüyoruz. Öğrenciler bir kulüp etkinlik dersini burada yapıyor. O yaş grubundaki çocuklarda gelişimi çok net görüyorum. Sadece kas veya sadece duruş ya da esneklik değil, bu sporun en önemli özelliği hayat boyu yapılabilen, kalp dostu bir spor olması. Şirket toplantılarını burada yapan kurumlar da var. Sahne sanatları ile ilgili herkesin mutlaka eskrim yapması gerek. Konservatuvarda verilen eskrim derslerinin daha geliştirmesi gerekiyor.”

Başarılar itici güç oluyor
Eskrim Okulu’nda performans eskrimi eğitimi yerine, kişilere keyifli bir hobi edindirme önceliği ile hareket ediliyor. Yetenekli çocukları kulübe yönlendirdiklerini söyleyen Yaylıoğlu, “Önceliğimiz insanlara keyifli bir spor yaptırmak, bir hobi edindirmek, sağlıklı bir yaşamın ipuçlarını sunmak” eklemesini yapıyor. Doktorlar, avukatlar, bankacılar, tiyatrocular, şirket yöneticileri, gazeteciler gibi her meslek grubundan öğrenci, eskrim için burada biraraya geliyor. Bu eğitim merkezini açmada Türkiye Eskrim Federasyonu’nun desteğinin öneminin altını çizen Yaylıoğlu’na göre, yeni neslin tüm spor dallarında, ama özellikle eskrim başlığında elde ettiği başarılar da burada önemli. Akdeniz Oyunları’nda madalya alan İrem Karamete, Dünya Gençler Eskrim Şampiyonası’nda altıncı olan Burak Babaoğlu bunun ilk akla gelen örnekleri.

Vücut, ritmini yakalıyor
Eğitim merkezinde her kişiye özel bir çalışma programıyla ilerleniyor, süreç içinde kişiyi gözlemleyip ona göre eğitimin geliştirilmesi söz konusu oluyor. Bu arada, duruş bozukluğu, eklem problemleri gibi sorunları olup eskrim öğrenmeye gelenler de var. Ayrıca, eskrim öğrenmek için gelip, Yaylıoğlu’nun her öğrenciye yaptığı nabız ve tansiyon ölçümünden sonra doktora yönlendirdiği isimler de bulunuyor.
Bunlardan birinin, bilişim dünyasından Atıf Ünaldı olduğu bilgisini paylaşan Yaylıoğlu, “Her öğrencimin durumunu gözlemliyorum. Çünkü ben de düzenli eskrime başlamadan önce yüksek tansiyon ilaçları kullanırdım. Doktorum bile bunun sporla geçeceğine inanmıyordu. Ama eskrime başladıktan sonra belli bir süre geçti ve tansiyonum kendi ritmini yakaladı, 5 yıldır da ilaç kullanmıyorum. Bu benim mucizem değil, eskrim sayesinde metabolizmanın gerçek ritmini yakalamasının sonucu” eklemesini yapıyor.
Eskrim öğrencilerinin nabız ve tansiyonu kontrol altında oluyor, egzersizler de buna göre veriliyor. Yani 2 saatlik egzersizler, ısınma ve koşma hareketleri bile kişiye özel bir program çerçevesinde şekilleniyor. Sıkı bir diyet programından ziyade, yeme içme alışkanlıklarında denge hakim.

Sahnelerden savaş uçaklarına…

Eskrimin fiziksel olarak sağladığı yararlar var: Dikkati ve konsantrasyonu artırıyor, refleksleri geliştiriyor. Bu sporda kısa zamanda doğru karar vermek gerek. Hız çok fazla. Aynı bir satranç gibi devamlı strateji geliştirmek de şart. Rakibin hamlesini önceden tahmin edip, buna göre bir karşı hamleyi en kısa zamanda şekillendirmek, avantaj demek. Eskrim başlığı altında, kullanılan ekipman ve tekniğe göre üç dal ortaya çıkıyor: Epe, flöre ve kılıç.
Konservatuvar eğitiminde eskrim, önemli bir eğitim ve bu çalışmalarda hedef; sahnede dik durmak, refleks gelişimi, koordinasyon ve konsantrasyonu güçlendirmek, hızlı düşünme becerisini geliştirmek. Hatta klasik oyunların hepsinde bulunan eskrim sahneleri için, Yaylıoğlu’nun verdiği bilgiye göre Türkiye’de sunulmayan bir ‘sahne eskrimi eğitimi’ de var. Yaylıoğlu, bu konuda yine Kadıköy’de yer alan bir tiyatro olan Ak’la Kara Tiyatrosu oyuncularına, ‘Cyrano de Bergerac’ oyunu için bu konuda eğitim verdiklerini hatırlatıyor.
Eskrim, hava harp okulunda da hızlı karar verme gücü ve konsantrasyonu üst seviyede olması gereken pilotlarda eğitiminin temel taşı. Diğer birçok spor dalından en önemli fark; eskrimde yaş sınırının olmaması.
Dünden bugüne eskrim politikacıların, sanatçıların, akademisyenlerin ve iş dünyasının ilgi odağı olmuş: Karl Marx, George Byron, Winston Churchill, Rene Descartes, Mussolini, ABD’li General George S. Patton, Theodore Roosvelt, ünlü rock grubu Iron Maiden’ın solisti Bruce Dickinson, David Becham, Will Smith ve Tom Cruise, Orlando Bloom eskrime ilgisi bilinen isimler. Türkiye’ye baktığımızda oyuncu Şehnaz Çakıralp, iş adamı Nihat Kubuş, Ferhat Tigrel, Turkcell Kurumsal Strateji ve Regülasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Çataltepe, Assa Abloy Türkiye’nin eski Genel Müdürü Mehmet Karamete var.

Eskrimde vurucu detaylar

Eskrimin üç silahı, eskrim maskesi, eskrim eldiveni, ‘alt üst plasteron’ ismini alan eskrim kıyafeti antrenmanlarda kullanılan temel malzemeler. 2 metre genişliğinde ve 14 metre uzunluğunda bir pist üzerinde yapılan eskrim karşılaşmalarında hedef net: Rakibin belli bölgelerine dokunarak puan alabilmek. Flöre ve epe kategorilerinde dokunuşlar elektrik göstergeli bir cihazla da saptanıyor. Silahlar iletken kordonla elektrikli cihaza bağlanıyor ve temas anında da cihazın lambaları yanıyor. Kılıçta ise elektrik kontrolü yok. Bu nedenle değerlendirmeler hakem ve yardımcılarının kontrolünde yapılıyor. ‘Ayakta oynanan satranç’ olarak tabir edilen eskrim; üç silahla yapılan bir spor:
Flöre: Ağırlığı en fazla 500 gram, toplam uzunluğu ise en fazla 110 cm. olan flörenin bir tarafında elektrik devresinin tamamlanmasını ve böylece tuş yapılmasını sağlayan yaylı hareketli bir dürtüş ucu, diğer tarafında da tas ve kabza bulunur. Yalnız dürtüşle yapılabilen tuşlarda, geçerli tuş alanını netleştirmek için de eskrim elbisesinin üzerine, dış yüzeyi iletken metalik bir yelek giyilir. Dürtüşün tuş olabilmesi için gereken basınç miktarı ise 500 gram. Burada sayı almak için atak üstünlüğü önem taşır. Yani sadece dürtüş yapmak yetmez, atağa ilk çıkan olmak veya savunma pozisyonundayken rakibin silahını savuşturan bir hareket yapıp, ardından dürtüş yapabilmek gerekir.
Epe: Ağırlığı en fazla 770 gram olan epenin toplam uzunluğu ise 110 santim. Yalnız dürtüşle yapılabilen tuşlarda hedef ise bütün vücut. Bu nedenle ayrıca metalik yelek giyilmez. Dürtüşün tuş olabilmesi için gerekli basınç miktarı ise 750 gram. Sayı almak için epede rakibine ilk dürtüşü yapan sayıyı da kazanıyor.
Kılıç: 500 gramlık kılıç ağırlığına ve 105 santimlik toplam uzunluğa sahip kılıçta, flöre ve epenin aksine, namlunun ucunda hareketli bir bölüm bulunmuyor. Tuşlar da hedefe vuruş ve dürtüş şeklinde yapılıyor. Geçerli tuş alanını belirlemek için eskrim elbisesi üzerine, dış yüzeyi iletken olan metalik bir yelek giyilir ve geçerli vücut alanı da belden yukarısı, kafa ve kollardır. Flörede olduğu gibi, burada da atak üstünlüğü kuralı vardır. Burada, epe ve flöreden farklı olarak, kesiş ve vuruş ile de sayı alınabilir.

Karşılıklı saygı esas

Bir eskrim turnuvasında, diğer spor dallarından farklı olarak, beyinde harcanan enerji, bir satranç oyuncusu kadar fazla. Ama satrançtan farklı olarak, fiziki olarak da yoğun enerji sarf ediliyor. Bu spor dalında centilmenlik de her süreçte, hiçbir spor dalında olmadığı kadar ön planda. Rakibe küfür etmek bir yana, rakiple tokalaşmamak bile turnuvadan men edilebilmek demek. Her maçta ritüel net: Önce taraflar birbirine selam verir, maç bitiminde tokalaşılır, centilmenlik dışı tavırlar ağır cezalarla karşılaşır. Her branşta teknik yönetmelik var, ama eskrimde sırf detay kuralların olduğu yapıyı eskrimcilerin bilmesi gerekiyor, ki bu da 100 sayfayı aşan bir kitap demek. 2014’te 50 yaşını doldurup Veteran Turnuvası Dünya Şampiyonası’na katılıp Türkiye’yi temsil etmeyi hedefleyen Ateş Yaylıoğlu ekliyor: “Karşılıklı saygı, bu sporun temeli. Böyle çocuklar yetiştirdiğinizi düşünsenize. Belli bir ders süresinin ardından aradaki fark çok net görülüyor ve hiçbir sporda bu kadar hızlı değişim göremezsiniz. Eskrim, olimpiyatların ilk branşlarındandır. Tüm spor dalları arasında en fazla enerji harcanan branşlardan biridir ve kökenine, düellolara baktığınızda bir hayatta kalma sporudur.”
ETİKETLER : Sayı:939