Bilişim Dünyası 27 EKİM 2014 / 11:59

Fırsatların merkezi Türkiye

Önemli bir yeniden yapılanmayı hayata geçiren AMD, Türkiye’yi de ‘Doğu Avrupa’ bölgesine dahil etti. AMD Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Doğu Avrupa ve Türkiye Genel Müdürü Alexander Belenkiy, Türkiye’nin potansiyeline göre pozisyon aldıklarını vurguladı ve şu detayları paylaştı:

Kurumsal önceliklerinizi nasıl yenilediniz?

Şirket olarak sergilediğimiz değişim, ürün stratejimizi de belirliyor. Yeniden yapılandırdığımız yapımıza ek olarak, inovasyon çalışmalarımızı hızlı büyüyen pazarlara odakladık. Bu pazarları tespit ettik ve büyüme potansiyellerini analiz ettik. Bu yüksek büyüme hızı olan ülkeler için gelir hedeflerimizi saptadık. 2013 sonunda gelirimizin yüzde 30’u bu tarz hızlı büyüyen pazarlardan geldi. 2014 yılında planımız bu rakamı yüzde 40’a yükseltmek. 2015’te ise hedef yüzde 50.

Neden böyle bir dağılımı tercih ediyorsunuz?

Çünkü çekirdek pazarlar küresel bazda gerileme eğiliminde. Bu tarz pazarlar baskı altında olmayı sürdürdükçe, stratejimiz büyüme potansiyeli yüksek olanlara odaklanacak. İnovasyonlar bu eksende sürecek. ARM tabanlı işlemcilerimiz ve x86 mimarisi ile bu, birbirini tamamlayacak. Temel pazarlarımız olan klasik masaüstü, dizüstü ve grafik sürücüleri de ele aldık. İlk adımda profesyonel grafiklerle büyüyeceğiz. Bu yıl grafik konusunda yeni çözümlerle uçtan uca en iyi yapıyı ortaya koyacağız. Sonuçta grafiklerde küresel bazda en etkili çözümlere sahibiz. Değer ve düşük güç tüketimi başlıklarında ürünlerimizi geliştirme önceliğiyle hareket ediyoruz.

Pazarları nasıl segmente ediyorsunuz?

Şu bir gerçek ki, temel BT pazarları artık ‘hızlı büyüyen pazarlar’ konumunda değiller. Ama herşeye rağmen yine de büyük pazarlar. Bu nedenle her şirket stratejisini dengelemeli. Stratejimizi yeniden geliştirdik, iş birimlerimizi yeniden tanımladık. İki temel iş birimini hayata geçirdik. İlki klasik iş birimi. Temelde bilgisayar ve istemci çözümlerinden, grafiklerden ve profesyonel grafiklerden sorumlu. Diğer birim ise iki iş biriminin kombinasyonu aslında. Yani sunuculardan ve semi-custom yapılardan sorumlular. Kurumsal olarak da bu dönüşümü yaptık. Yeni ürünler sunulabilecek çok sayıda boşluk var. İnovasyonun temelinde IP var ve çözümler arasında bütünleştirme sağlamak çok daha farklı çözümleri ve faydaları beraberinde getiriyor. Bu da en önemli rekabet avantajımız. Ürünleri bütünleştirmek önemli. Bu teknolojimizi tüm dünyaya açtık. Çünkü açık standartlara inanıyoruz. Bu tarz konsorsiyum, sektörün tüm kilit oyuncularını kapsıyor ve pazarın herkes için büyümesi anlamına geliyor.

Bu, BT sektöründe küresel bazda daha fazla işbirliğine de ihtiyaç olduğu anlamına mı geliyor?

Bir kitap okudum ’Co-Opetition’ isimli. Temelde BT dünyasından işbirliği ve rekabet alanında örnekleri içeriyordu. Bence sektör olarak rekabeti de işbirliğini de doğru kurgulamalıyız. Son kullanıcıya seslenebilmek için bunu yapmamız şart.

Büyük bir coğrafyadan sorumlusunuz. Bu pazarların potansiyelini nasıl değerlendiriyor ve Türkiye’yi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Avrupa’nın 'gelişmekte olan’ pazarlarından sorumluyum. Ekonomik bir dalgalanma dönemindeyiz. Dünyanın her yerinde gelişmekte olan pazarlar, büyük pazarlardan daha çok etkileniyor. Ama işin aslı daha başka. Tüketici dünyası daha dikkatli seçim yapıyor ve bunun sonucunda ürün kategorilerinde keskin değişimler kendini gösteriyor. Tüketiciler bu dönemde yatırım yapma konusunda dikkatli ve seçici adımlar atmayı benimsedi. Parası azsa dizüstü bilgisayarını yenilemek için bekliyor, bu arayı tabletle geçiriyor. Yani insanlar satın almaya son vermedi, daha az paraya satın alabilecekleri alternatiflere yöneldi. Bunlar da belli ürün gruplarında doğal olarak düşüşe yol açtı. Ama özellikle büyük pazarlarda tabletler doyma noktasına geldi. Klasik PC kategorileri ise büyümeyi sürdürüyor.

Neden?

Büyük pazarlarda tüketiciler, gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicilere kıyasla biraz daha rahat hareket ediyorlar. Ama asıl önemli olan tüketicilerin tablet ihtiyaçlarını karşılamış olması. Hala harcayabilecek paraları var. Bu para da klasik PC dünyasına dönüyor.

Yani tablet devri sona mı erdi?

Tablet kendini pazarda tanıttı, ama gelecekte büyüme potansiyeli zayıf. Çünkü bu tarz bir cihazda inovasyon potansiyeli zayıf. İki tane mobil telefon sahibi olursunuz, ama iki tane tablet pek tercih edilmez. Gelişmiş pazarlarda bu eğilimi görüyoruz. Bu eğilim er ya da geç gelişmekte olan pazarlara da yansıyacaktır. Bu bir döngü. Ülke bazında ekonomik gücün de burada etkisi sınırlı. Farklı kategorilerin doyma noktasına gelmesi ile, sahip olunan para ve ihtiyaca yönelimde tercihler belirleyici. Klasik bilgisayar kategorilerinde yeni ürünlerin grafikleri daha güçlü, daha ince dizüstü bilgisayarlar var. Bu yenilikler, tüketicilerin satın alma ilgisini beraberinde getiriyor. Sınırlı hafıza alanı olan tablet ve mobil telefonlar ‘tüketim’ alanı. Bunlarda içerik depoluyor ve tüketiyorsunuz, ama içerik yaratmıyorsunuz. Çünkü yeterli değiller. Ama bireyler içerik yaratmak, bunu depolamak istiyor. Gelişmiş pazarlarda masaüstü kategorisinde büyüme kendini gösteriyor. Tablette doygunluk olduktan sonra gelişmekte olanlarda da olacak bu.

Türkiye pazarı stratejiniz hakkında bilgi verir misiniz?

Birçok şirket için önemli bir potansiyel nokta olmayı sürdürecek olan Türkiye, gelecekte hızlı bir büyümeye hazır olmalı. Planlarımız bu eksende. Türkiye, BT ürünleri satmak için en iyi yerlerden biri. İnsanlar satın almayı ve teknolojiyi takip etmeyi seviyor. AMD, Türkiye pazarına başından beri odaklanmıyordu. Pazarda penetrasyon seviyemiz hala düşük. Doğu Avrupa gibi diğer birçok pazarda bu oran daha yüksek. Bu da Türkiye pazarında büyüme adına ek fırsat oluşturuyor.

Türkiye pazarında geçtiğimiz yıldan beri kapsama alanımızı geliştiriyor ve kilit iş ortaklarımızı büyütüyoruz. Yerel kanal oyuncuları ile yakın temastayız. Çokuluslu oyuncularla da bağlarımız güçlü. Perakende noktaları ile çalışıyoruz. Türk insanı ürünü tanımalı ve ona güvenebilmeli. Türkiye’de fiyat önemli bir kriter, ama ondan da önemlisi güvenilir olmak. Bu, birçok gelişmekte olan pazar için önemli bir kriter. Bu ilişki, tüketici ve marka arasındaki bağın sürekliliğini ve gücünü belirliyor. Ama şu da bir gerçek ki biz ana marka değiliz. Tüketici için bilgisayarda kullanılan parçaların markaları çok önemli değil. Bu konuda fazla bilgisi yok. Bu, aynı zamanda bir risk faktörü. Bu nedenle iş ortaklarımızla birlikte AMD’nin yarattığı farkları anlatmaya zaman ayırıyoruz. Farkındalığı yaratmak önemli.

Türkiye pazarı neden içinde bulunduğumuz dönemde odağınız haline geldi?

AMD olarak özellikle Ortadoğu pazarındaki bazı çalışmalarımızı sınırlamıştık. Çünkü Ortadoğu’da yatırımlar durma noktasına geldi. Türkiye de bölgenin bu durumunun kurbanı oldu. Bu nedenle Türkiye’yi Doğu Avrupa bölgesine dahil ettik. Özellikle BT dünyasında birçok şirket bunu yapıyor. Çünkü potansiyeli görüyorlar. Şahsi görüşüm, birbirine benzeyen iki pazar Türkiye ve Rusya. Hem potansiyel büyük hem de ürün kombinasyonları çok farklı. Gelişmekte olan pazarların en ucuzu alacağı yönünde yargı vardır. Güneydoğu Avrupa ülkelerinde bu eğilimi görüyoruz. Bu pazarlarda gerçekten para yok. Ama Türkiye ve Rusya’da harcanabilecek para var. Buralarda satılan ürün kombinasyonları birçok Batı Avrupa ülkesinde sunulandan daha iyi. En azından BT dünyasında böyle. Maalesef geçmişi değiştiremeyiz, ama bugünü ve geleceği değiştirmek elimizde. Bu yüzden Türkiye pazarına farklı bakma kararı aldık. Planlarımız kesinlikle kendimizi yeniden konumlandırmak odaklı. Türkiye pazarında başarının temelindeki unsurun tek başına fiyat değil, fiyat/performans olduğunu biliyoruz. Türkiye’de yüzde 50’den fazla payımız var grafik segmentinde. Ama yüksek performanslı ürünler için de büyük potansiyel var. Bu da Türkiye’nin taşıdığı fırsatları ortaya koyuyor.