Bilişim Dünyası 19 MART 2017 / 15:32

Hedefte kanal ve KOBİ’ler var

Veri merkezi hizmetlerindeki katma değeri yükselten Radore’nin hedef kitlesine KOBİ’ler de girdi. Bu şirketlere ise kanal ile birlikte gidilecek.
Klasik veri merkezi hizmetlerinin yanı sıra müşterilerinin ihtiyaç duyabileceği tüm BT hizmetlerini katma değerli bir şekilde veren Radore, müşteri segmentini genişletiyor. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki KOBİ’leri de hedef kitlesine ekleyen şirket, yeni iş ortaklığı modellerini de hayata geçiriyor. İstanbul MetroCity’de bulunan üçüncü nesil veri merkezlerinde 3 bini aşkın müşteriye hizmet sunduklarını belirten Radore Genel Müdürü Sadi Abalı, sorularımızı yanıtladı: 
  • Veri merkezi olarak nasıl bir farklılık yaratıyorsunuz?
Hem TIER 2, hem de TIER 3 standartlarında hizmet sunabilen tek veri merkeziyiz. Hatta daha üst standartlarda hizmet sunabiliyoruz ve biz bu standarda kendi içimizde TIER 3 Plus olarak adlandırıyoruz. Hem dijital hem de fiziksel olmak üzere güvenliği en üstte tutmamız, şehrin merkezinde yer alan alanında tecrübeli profesyonel operasyon merkezi ekibimizle 7 gün 24 saat dinamik bir hizmet sunmamız, bulunduğumuz konum gereği fiber ve metro ethernet ağ altyapısına doğrudan erişim sağlayan bir yapı üzerinde olmamız, tam yedekli altyapı ile müşterilerimize yüzde 99,99 uptime garantisi sunabilmemiz bizi farklı kılan önemli özelliklerin başında geliyor. Bu imkanlar sayesinde tercih edilen bir veri merkeziyiz. Bizden daha büyük olan veri merkezlerine göre en önemli avantajımız ise müşteriye daha esnek bir yaklaşım gösterebiliyoruz.
  • Veri merkezleri açısından bulunulan mekan ne kadar önemli?
Yurtdışından da veri merkezi hizmeti alanlar bize bazen bu tür bir soruyu soruyorlar. Verinin gidiş geliş süresi çok önemli. Yüzlerce palaza ve şirketin yer aldığı bir bölgede ve telekomun çok yakınında olmak bu açıdan önemli.
  • Müşterilerinize baktığınızda nasıl bir portföy ortaya çıkıyor?
Radore’nin müşteri kitlesi bugüne kadar daha çok internet üzerinden iş yapan şirketler oldu. Bunların içinde çok sayıda oyun, e-ticaret, medya şirketi var. KOBİ olarak ölçeklendirilebilecek kurumsal müşterilerimizin de sayısı artmaya başladı. Bundan sonraki büyümemizin temel unsurlarından bir tanesi de KOBİ’ler olacak.
Kurumların BT’ye olan bağımlılığı her geçen gün artıyor ve sistemlerin artık kesintisiz bir şekilde çalışması gerekiyor. Son dönemlerde güvenlik ve yedekleme sıkıntısı da yaşayan pek çok şirket oldu. Hatta KOBi ölçeğinin üzerindeki şirketlerde de bu tür sıkıntıların yaşandığını gözlemliyoruz. Hem bu tür sorunlarla karşılaşmamak hem de daha verimli bir BT altyapısına daha düşük maliyetlerle sahip olmak için veri merkezleri tercih ediliyor.
 
  • KOBİ’lere ulaşmanın yolu iş ortaklarından geçiyor. Bu konuda nasıl bir yaklaşım sergiliyorsunuz?
Biz sadece şirketlere doğrudan değil, aynı zamanda iş ortaklarımız üzerinden de ulaşıyoruz. Bizden veya bulut platformumuzdan kapasite satın alan entegratörler, bulut servisi sağlayıcısı firmaların da bu çalışma ortamına ihtiyaçları var. Türkiye’nin her bölgesindeki şirketler hedefimizde yer alıyor. Bu hedeflere ulaşmak için yeni bir kanal yapısı oluşturuyoruz. Anadolu’daki entegratör ve çözüm ortağı şirketler ile görüşmelerimize başladık. Bu şirketleri de satış ağımıza dahil etmek için çalışmalar yapıyoruz. Uygulamalarımızı da yeniden düzenledik ve bayi yönetim modülümüzü oluşturduk. Bizim iş ortaklarımız, isterlerse belirledikleri kapasiteleri veya kabinleri bizden satın alarak da bunları kendi müşterileri kitlelerine satabilirler. Bu da bizim desteklediğimiz bir yöntem.
  • Önümüzdeki günlerde veri merkezleri arasında bir konsolidasyon süreci yaşanabilir mi? 
Mutlaka olacaktır. Özellikle sunulan teşviklerden sonra Türkiye’de yeni birleşmeler gündeme gelebilir. Tabii İstanbul’un merkezinde bulunmak bizim için her zaman avantaj olmaya devam edecek. Dünyaya baktığımızda ise IDC’nin verilerine göre dünya çapında veri merkezi sayısı 2017 yılında 8,6 milyona çıkarak en üst seviyeye gelecek. Ancak bu yükselişin ardından yavaşça düşmeye başlayacak veri merkezi sayısında önemli bir konsolidasyon görülecek. Bunun sebebi olarak şirketlerin küçük veri merkezlerini bırakarak daha verimli büyük veri merkezlerinde yerlerini almaya başlaması görülüyor. Cisco’nun öngörülerine göre ise 2018 yılında dünyadaki çalışan veri merkezi gücünün dörtte üçü bulut veri merkezlerine taşınmış olacak. Şirketlerin iş yapış modellerindeki değişimlerin etkisiyle değişen roller, önümüzdeki 5 yılda birçok şirketin kendi altyapısını yönetmeyi bırakacağını gösteriyor.
 
  • Türkiye’nin veri merkezi konusunda önemli bir bölgesel oyuncu olma şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birincisi, Türkiye olarak maliyetlerimizi düşürmemiz lazım. Aynı zamanda Türkiye’nin doğusuna doğru hiçbir internet bulutuyla doğrudan bağlantımız yok. Biz Frankfurk ve Amsterdan üzerinden Azerbaycan’a, Kazakistan’a, İran’a, Çin’e ya da Ortadoğu ülkelerine ulaşıyoruz. Bizlerin doğrudan bu ülkelerdeki servis sağlayıcılarla eşleşmemizin olması lazım. Bunu gerçekleştirdiğimiz an inanıyorum ki bu ülkelerden bize daha çok hizmet talepleri gelecektir.
Tabii geçmişe göre kıyasladığımızda ise veri merkezlerinin çok daha iyi bir noktaya geldiğini görüyoruz. Örneğin 2004 yılında Avrupa ile aramızda büyük bir uçurum varken, şu an rekabet edebilecek konumdayız. Yabancı internet servis sağlayıcılarının da Türkiye pazarına girmeye başlamasıyla, bunlardan hizmet alıp Avrupa’ya daha hızlı bir şekilde erişmeye de başladık. Yavaş yavaş yabancı müşterilerin de bizden hizmet almaya başladığını görüyoruz. Özellikle Avrupa’dan talepler artmaya başladı. Avrupa’daki veri merkezlerinden altyapı anlamında farkımız bulunmuyor. Yine de altyapının en önemli kriteri olan internet erişimi kapasitesi, sektörümüzün öncelikli konuları arasında yer alıyor. Dijital bir dünyaya doğru evrilirken, bu dünyanın olmazsa olmazı internet erişiminin de mutlaka öncelikli hale gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye şu anda veri merkezi alanında dünya ortalamalarının oldukça gerisinde. Aslında şu an yaklaşık 4 kat daha büyük olmamız gerekiyor. Bu noktada gelişim sağlanabilmesi için yapılması gereken, internet erişiminin tüm ülkeye daha çok yayılması ve veri merkezlerinin internet erişimi tarafında birbirine bağlı olmasıdır.
 
2017 yılı hedefleri…
Teknolojik anlamda bakıldığında başta KOBİ’ler olmak üzere Türkiye’deki pek çok işletmenin gündemine giren en önemli konulardan biri dijital dönüşüm. Dolayısıyla dijital dönüşüm ile ilgili veri merkezlerinin üzerine düşen çok önemli görevler var. Dijital tarafta bir dönüşüm yaşanabilmesi için dönüşümün altyapıdan başlaması gerekiyor. Veri merkezleri de bu altyapı tarafındaki en önemli servis sağlayıcıları niteliğinde. Burada sadece fiziksel altyapıdan bahsetmiyoruz. Artık bulut platformları da bu konuda büyük önem taşıyor. Dolayısıyla öncelikli konumuz Türkiye’deki dijital dönüşüm konusunda yol almak isteyen şirketlerin süreçlerine destek olmak ve onların ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte katma değerli servisler sunabilmek. Buna ek olarak Türkiye’nin yanı sıra dünyada da önemli veri merkezleri arasında yer almaya odaklanacağız. Önümüzdeki 10 yıl içinde Doğu Avrupa ve Orta Doğu’nun en önemli veri merkezi olmayı hedefliyoruz.