Bilişim Dünyası 02 EKİM 2016 / 14:52

Her işin başı plan program

Dijital dönüşüme soğuk bakan veya bunu beceremeyen şirketlerin silinip gideceğini tahmin etmek zor değil. Çünkü BT artık herkes tarafından erişilebilir bir araç. Önemli olansa kurumsal strateji ile doğru araçları kullanmayı bilmek.
Artık belirleyici unsur kurumsal ölçek değil. Büyük ölçekli şirketler de KOBİ’ler de kendilerine en uygun dijital dönüşüm yol haritasını çizebilirler. En azından bu konudaki araçları nasıl etkili kullanabileceklerine bakabilir, fayda/maliyet analizi yapabilirler. Bu vurguyu yapan VMware EMEA Bölgesi Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Jean Pierre Brulard, VMware’in “Tek Bulut, Tüm Uygulamalar, Tüm Cihazlar” yaklaşımının gelinen noktada önemine dikkat çekerken, “BT çözümleri temelde masraf azaltmaya yönelik yapılıyor. Oysa daha geniş bir bakış açısıyla ele alınmalı” eleştirisini yaptı. Brulard’a göre, BT yatırımı hiçbir şirket için karmaşık, değişim de zor değil. EMEA bölgesinde öne çıkacak üç başlığı ağ ve güvenlik, tümleşik melez bulut ve mobil iş olarak gösteren Brulard, dönüşüm yolculuğunun adımlarını paylaştı:
 
Dijital dönüşüm, iş stratejilerinde nasıl bir paya sahip?
Eğer bu konuda ciddi araştırmalar yaparak adımlar atarsanız, kurumun bütünü için önemli faydaları da elde edersiniz. Ama günümüzde en abartılı gündem başlığı (hype) da bu. Bizim içinse bunun iki anlamı var: Cesaret eğrisi ve teknoloji. IDC araştırmalarına göre, küresel bazda şirketlerin yüzde 20’si dijital dönüşümde önemli ve başarılı adım attılar. Bunlar da zaten ya dijital dönüşümcü ya da dijital oyun bozucu. Kalan yüzde 80’lik kısım ise ‘dijital bazda geride kalanlar’. Bu şirketler teknolojik gelişimde hala muhafazakar bakış açısı sergiliyor. Dijital direnç oranı da yüzde 14. Bu yüzde 14’lük kesim, dijital ekonominin kendileri için olmadığına inanıyor, buna karşı direniyor.   
 
Onları buna inandırmak için bir stratejiniz var mı?
Nesnelerin interneti, makineler arası iletişim gibi kavramların öne çıktığı bir dünyada, bu direnci sergileyen şirketler bence yok olacaklar. Bu konuda bir adım atmak akıllarına geldiğinde ise çok geç olacak. Onları kazanmak yönünde net bir stratejimiz yok. Çünkü her şey şirketin CEO’suna ve onun dönüşüme inanmasına bağlı.
 
Bu belirttiğiniz dönüşüm için izlenmesi gereken adımlar neler?
Aslında her şeyin temelinde cesaret eğrisi var. Dijital dönüşümde hedefler, ayrıca bu dönüşümde başarısız olanları analiz edebilmek de önemli. Dijital dönüşümün liderleri örneğin bulut bilişim yapısına kolayca geçiş yapabilir, bu platformda yararlanacağı uygulamalarla fayda sağlar. Çünkü geldikleri noktada her şeyi kolayca ve sorunsuz biçimde entegre etme gücüne sahipler. Diğerleri ise bunları yapmayıp, geleneksel BT kullanıcısı olarak gidebildikleri yere kadar giderler.
 
Bulut bilişim ilgisi kurumsal önceliklerde nasıl bir yere sahip? 
Bulut bilişime büyük şirketlerden KOBİ’lere her ölçekte şirketin ilgisi var, ama bazıları da belirttiğim gibi buluta bütünüyle mesafeli kalmayı tercih ediyor. Bu tutumu sergileyenlerin büyük bölümü Google veya Facebook kullanıyor, ama kurumsalda konumlandırmak söz konusu olduğunda asıl önemli olan unsur belirttiğim gibi ‘cesaret eğrisi’. Bir şirketin en alttan en tepeye her şeyi değiştirmesi gerek. Bir CEO veya üst düzey yöneticilerin iş yapış şeklini ve kurumsal yapıları değiştirmeyi, kurumsal öncelikleri ile bunu nasıl yapmaları gerektiğini oturup düşünmesi lazım. Bunlar, kurumsal değeri beraberinde getirir, ama unutmayın, burada teknoloji bir öncelik değil. Yani bir BT yatırımı yapmış olmak için buluta geçenler, gerçek faydayı elde edemez. Zaten bu nedenle kurumsal kültürden başlayarak her süreci modernize etmeleri, kurumsal kurallarını ve iş süreçlerini sıfırdan yaratmaları şart. Her şey farkındalık ve cesaret işi.
 
EMEA bölgesini bu istek bazında nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sadece BT’de değil, çok daha kapsamlı bir değişimden bahsediyoruz. Atacağınız adımlar ise sizin ne kadar korumacı olduğunuz, sektörün ve regülasyonların yapısına bağlı. EMEA’daki bazı ülkelerde koruma yapıları son derece yüksek seviyede ve zaten EMEA bu yönüyle çok farklı ülkeleri buluşturuyor özellikle açıklık ve serbest ekonomi gibi başlıklarda. İkinci unsur ise girişimcinin ülke kültürü. Bazı ülkelerde genç bir istihdam var ve bu da size inovasyon yapma imkanı veriyor. Bundan 20-30 yıl öncesiyle, kendi neslimle kıyasladığım zaman bugünkü genç istihdam bizden çok daha cesur ve istekli. Benim oğlum misal, kendi şirketini kurmayı hedefliyor. Çünkü elinde kullanabileceği, nasıl yararlanabileceğini bildiği araçlar var. Yani önemli olan ‘harika fikirler’ değil, elinizin altındaki teknolojiyi nasıl kullandığınız, bu konudaki beceriniz. Bu da girişimcilere bir kültür yaratma imkanı veriyor. Açık bir piyasa için elinizde tüm araçlar var. Bunlarla kendi çerçevenizi oluşturma, köklü değişim (disruption) yaratma imkanına sahipsiniz. Bu yönüyle, ekonomileri daha güçlü hale getiren ‘yaratıcı disruption’ kavramını da seviyorum.  
 
Türkiye pazarında hedefleriniz hakkında bilgi verir misiniz?  
Son 2-3 yılda ilerleme ile Türkiye, Avrupa bölgesinde büyüme oranı bazında 1 numaralı ülkem. Büyüme oranı bazında birçok büyük ölçekli şirketler de, farklı sektörlerden KOBİ ve girişimleri de gördük. Ankara ofisini açarak kamuya da seslenebilmeyi hedefledik. Halen yürüttüğümüz birçok proje var. Sonuçta bireyler ve kurumlar, gerek özel sektör gerek kamu çözümlerimizi benimsemeye açık. Sanallaştırma ile pazarda konumlandık ve sürekli kendimizi geliştirmeye önem veriyoruz. Depolama odağında çalışmalarımız yoğun ve yazılım tanımlı depolama ile yazılım tanımlı ağlar yatırımlarımızda öne çıkıyor. Bu yönüyle her şeyin temelinde yazılım var. Bulut bilişim ve yazılım tabanlı yapılar, size gerçek anlamda tüketici gözüyle bakma imkanını sunuyor. Sonuçta bugün her sektörde kullanıcı kral.
 
Danışmanlığın önemi giderek daha net anlaşılıyor
VMware Türkiye Genel Müdürü Murat Mediçeler: “2017 yılında da büyümeye devam edeceğiz ve yeni arkadaşları bünyemize katmaya devam ediyoruz. Son çeyrekte herkeste ciddi bir hareket beklentisi var. EMEA’da da durum çok farklı değil. Türkiye ise bunlar içinde en hızlı büyüyen ülkelerden. Kamuda operasyonel hareketlenme başladı ve özellikle son çeyrek daha hareketli olacak. Yönetim otomasyon, depolama sanallaştırma, network sanallaştırma gibi yeni çözümler devreye girdikçe, her şey yazılım tanımlı hale geldikçe büyüme trendi devam edecek. Ama şirketlerin de kendi işleyişleri ve verileri için doğru ayrıştırma yapmaları şart. Rekabet şartları ve günümüzün koşulları bizi konfor alanının dışına çıkmaya zorluyor. Bu nedenle firmalar olgunlaştıkça, kendi içlerinde bu seçimleri yapmaları gerektiğini görüyor. Maliyet avantajını, operasyonel faydaları gördükçe, bu bir alışkanlık haline gelmeye başlıyor ve şirketler, danışmanlık desteği almaya olumlu bakıyor. Biz de bu desteği sunuyoruz ve şirketler bunun fayda/ maliyet analizini yapabiliyor, danışmanlığa belli ölçüde bütçe ayırıp diğer maliyetlerde tasarruf etme yoluna gidiyorlar. Böylece kurumsallık öncelikleriniz paralelinde sanallaştırma önceliklerinizi belirliyorsunuz.”