Bilişim Dünyası 03 KASIM 2014 / 09:13

İş süreçleri kurumların can damarı

Software AG, büyük veri, entegrasyon ve iş süreçleri teknolojileri, müşterilerin operasyonel verimlilik elde etmesi gibi konularda çözümler üreten bir şirket. Software AG Türkiye’nin Genel Müdürü Nil Bağdan ile Türkiye pazarı üzerine konuştuk.

Software AG’den ve son yıllarda neler yaptığından bahseder misiniz?

Geçtiğimiz birkaç yıl Software AG’nin dönüşümüyle geçti. Merkezi sistemden açık sistemlere geçiş yaşadı. Burada Software AG alanda kendi konusunda en iyi çözümü satın alma stratejisini uyguluyor. Burada daha çok niş çözüm sağlayıcılar işin içinde. Belirli bir strateji doğrultusunda bu firmaları satın alıp buradaki ürünleri birbirleriyle entegre ediyor. Buradaki vizyona baktığımızda, kurumlarda en can damarı olan alan iş süreçleri. İş süreçlerinizi doğru bir şekilde bilmediğinizde, tasarlamadığınızda ve yapınızı bunun üzerine kurmadığınızda, onun üzerine aldığınız bütün uygulamaların, tüm teknolojilerin, yazılım ve donanımların çok da efektif bir şekilde çalışması mümkün olmuyor. O yüzden de Software Arge ARIS’i satın alıyor ve ARIS’le iş birimlerinin, iş süreçlerinin tanımlamalarını, modellemelerini sağlıyor. Modellemek de yeterli olmuyor bunu bir şekilde kurumsal sistemlerin içerisine işlemek gerekiyor. Bu kısımda da webMethods’ı satın alıyor. webMethods’da IT tarafındaki iş süreçlerini yönetiyor.  Sonrasında webMethods ile Aris’i entegre ediyor. Modellemeden hayata geçirilmesine kadar olan tüm sürece IT’nin kendi dünyasını yönettiği iş birimlerin de kendi dünyasını yönettiği yani herkesin kendi işini yaptığı ama bunların da ortak bir platformda buluştuğu bir zemin sağlıyor. Sadece iş süreçleri değil aynı zamanda kurumsal mimari yapısının da tanımlandığı bir katmana da ihtiyaç duyuyor. Burada yine bir alman firması olan Alfabet’i satın alıyor. Alfabet de şirketlere kurumsal mimari yapısını tasarladığımız, sistemlerin ve servislerin birbirleriyle ilişkilerini tanımlayıp yönettiğiniz, zamanında yapmış olduğunuz bütün IT tanımlarını ve bunların geri dönüşlerini takip ettiğiniz bir ERP ortamı sunuyor. Sonrasında da büyük veri kısmında yatırımlar yapıyor. Büyük veriyi de iş süreçlerine daha entegre ediyor. Sadece büyük verinin alınması ve saklanması değil, büyük veriyi anlık olarak yakalamayı ve daha önce belirlenen kurallar çerçevesinde anlamlı iş sonuçlarına dönüştürebilmeyi hedefliyor. Burada Apama diye bir çözümü satın alıyor. Geçtiğimiz iki üç yıl aslında satın almalar ve entegrasyonla geçiyor.

Siz doğrudan iş ortaklarıyla mı çalışıyorsunuz? Software AG’nin kendisi proje yapıyor mu?

Evet. Yerel iş ortaklarıyla çalışıyoruz. Kendimiz de proje yapıyoruz. Ama belirli noktalarda konunun uzmanı olan kendi bünyemizdeki danışmanları kullanıyoruz. Genel olarak, lokalde projelerimizi iş ortaklarımızın anahtar teslimi şeklinde yapmasını destekliyoruz. Danışmanlarımız iş ortaklarımıza belirli konularda destek veriyorlar.

Küresele nazaran yerel pazara yaklaşımınız nasıl?

Türkiye aslında küresel ile çok doğru orantılı. Bizim yaklaşımımız her kurumda, her alanda çözüm sağlayıcı olmak değil gerçekten de her kurumun kendi sektöründe değer yaratacağı çözümlere odaklanmak. Biz biraz daha butik projeler yapmayı hedefliyoruz. Her konuya çözüm sağlamak yerine gerçekten de örneğin bir Telekom şirketiyse kendisini rekabette ayrıştırabileceği alanlara odaklanmayı tercih ediyoruz. Bu yüzden hem iş ekipleriyle hem de IT ekipleriyle konuşarak projeler geliştiriyoruz. Sadece teknoloji, lisans sağlamak değil, her bir kurumun kendi sektöründeki ihtiyaçlarını anlayıp o ihtiyaçlara yönelik çözümler sağlamak şeklinde bir yaklaşımımız var. Böylece iş ortaklarımızın da ciddi anlamda bize katma değeri oluyor. İş ortaklığı konusunda da seçici davranıyoruz. Sadece satış yapacak iş ortakları değil, ürünleri ve sektörü anlayan, çözümlerimizi o sektörün ihtiyaçlarına göre uyarlayabilecek iş ortaklarıyla çalışıyoruz.

Eskiden bilgi işlem kapalı kapılar arkasındaydı büyük veri de öyle. İş süreçlerini ve büyük veri konusunu biraz açar mısınız?

Kurumlar artık müşterilerine sadece yüz yüze hizmet vermiyor. Sosyal medya hayatımıza girdi, mobil dünya var, farklı kanallardan müşterileriyle kurumlar artık temas halinde. Her alanda da hizmet vermek durumundalar. Bütün bunların gelişmesiyle birlikte bizde de büyük verinin tutulması konusu konuşuldu. Bu şekilde başladı. Büyük veri tutuldu ama kurumların çok da işine yaramadı. Sonrasında büyük veri analiz edilmeye başlandı. Ama analiz ettiğiniz zaman geçmişe yönelik olarak analiz ediyorsunuz. Aksiyon aldığınızda artık çok geç olmuş oluyor. Dünya artık öyle ilerlemiyor. Aksiyon alacaksanız anında almanız lazım. Büyük veriyi iş süreçlerinizden ayrı tutarak, ayrı bir yerde analiz edip, geçmişe dönük olarak inceleyip geleceğe yönelik olarak aksiyon almak size karlılık avantajı sağlamıyor. O yüzden de bizim buradaki yaklaşımımız, iş süreçlerinin içerisinden gelen tanımlamalarla daha önceden yazılan kurallar çerçevesinde bir iş aksiyonuna göre tutulması. Bu da ancak iş süreçlerinizde o veriyi entegre ederek gerçekleşir. Biz iş yapış şekli ve iş süreçleriyle bunu birleştirmek istiyoruz.

Hedeflediğiniz şirketlerin hepsi büyük şirketler. Kobi ve bir üstü şirketlere nasıl ulaşacaksınız?

Baktığınızda bu durum müşteriye daha iyi satış yapabilmek ya da müşterinin memnuniyetini arttırmak anlamında birden fazla şirketi ve sektörü birbirine yaklaştırıyor. Bankalar perakende şirketleri ve Telekom şirketleri birbirleriyle iş ortaklığı yaptıkları bir modele doğru gidiyorlar. Biz de o noktada hepsine çözüm sağlayabilecek seviyedeyiz.

Bunu platforma dönüştürecek misiniz?

Bizim farkımız doğru zamanda doğru yere doğru kişiye ulaşmalarını sağlayacak akıllı teknoloji sağlamak. Ancak o zaman bir geri dönüşü oluyor. Yoksa çok büyük çabalar sarf ediliyor, paralar harcanıyor ama ne bunu sağlayan firma memnun oluyor ne de tüketici memnun oluyor.

Mesela perakende tarafında böyle bir şey konuşuluyor. Böyle bir perakende platformu kurulup bütün şirketlerin üye olması ve burada ortak kampanyalar yapılması gibi şeylerden bahsediliyor. Ama bu bir iş konusu. Bu taraftaki iş yapış şeklinin bu noktaya gelmesi lazım ki o noktada biz en doğru teknolojiyi sağlayalım. Ama bu bir IT projesi olmamalı. IT projesi olarak ele alındığında ve arkasında bir iş modeli olmadığında çok başarıya ulaşması mümkün değil.

Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Software AG için önemli pazarlardan birisi. Hatta bizim çok güçlü olduğumuz Amerika, Almanya ve Kuzey Avrupa ülkelerinden sonra büyük anlamda yatırım yaptığı ve büyümeyi hedeflediği birkaç ülke bir kümede toplandı. Türkiye de bunun içinde yer alıyor. IT pazarı olarak baktığınızda Türkiye çok gelişmiş bir pazar. Genç bir nüfus var. Teknolojinin çok yüksek düzeyde kullanıldığı bir ülke. Kurumlara da baktığımızda IT’yi iş yapış şeklinin bir parçası haline getirmiş bir pazardan bahsediyoruz. Bu yüzden önemli bir bölge.

 
ETİKETLER : 994