Bilişim Dünyası 25 NİSAN 2016 / 08:00

Mobiliniz ile neredeyseniz, tekliflerden teklif beğenin

Geniş bir sensör (Beacon) ağına sahip olan, Google projesi Physical Web konusunda da öne çıkan Blesh, yaptıkları kadar, potansiyeli ile de yatırımcıların ilgisini çekiyor. Blesh’in iş planı da oldukça yoğun.
 
Blesh’in Türkiye geneline yayılmış Beacon cihazları, perakende mağazalarında, banka şube ve ATM’lerinde, havaalanlarında, metro istasyonlarında, 100’ün üzerinde AVM, cafe ve restoran zincirleri ile sayısı 250’yi aşan iş merkezi ve üniversitede aktif çalışıyor. Blesh’in odaklandığı üç dikey sektör var: Perakende, bankacılık ve finans ile havacılık sektörü. İki yıl içinde sahada 14 bini aşkın cihaz konumlandıran Blesh, böylece ‘mikro lokasyon hedefli mobil iletişim kampanyalarının yönetimlerinde’ çözüm sağlayıcısı oldu. Bir Beacon’ı restoranda veya mağazada konumlandırmanın uzun sürmediğini vurgulayan Blesh kurucu ortaklarından Uğur Gökdere’nin belirttiği gibi, kapsamlı BT altyapısına sahip olmak da gerekmiyor. İnternet bağlantısı ve uygulamanın yükleneceği cihaz kafi. Burada asıl önemli olan ise çalışılan firmaların mobil hazırlık seviyesi, CRM odaklı farkındalığı, bunlarla zenginleşen iş zekâsı ve bütünleştirme yetkinliği. CRM ve kampanya yönetimi başlığında, temelde gelir grubuna göre dağılım yapılırken, artık bu veriler ışığında anlık ve misal mağazanın kapısının önündeki müşteriye, tamamen kişiye özel teklif yapmak mümkün. Bu yönüyle liste bazlı kampanyalardan, istek bazlı, kişiselleştirilmiş kampanyalara geçiş var ve mobil deneyim, bu geçişin ana köprüsü. “Müşteriye mobil deneyim yaşatmak istiyor, ama kişiyi mobil uygulamasından tanımıyorsanız, o zaman eksiksiniz” tespitini yapan Uğur Gökdere’ye göre, 2015 yılının ortasına kadar geleneksel pazarlama yöntemleri karşısında bu yöntemler ‘gerilla pazarlama’ şeklinde algılanıyordu. Ama aradan geçen süreçte, küresel bazda bu konuda proje yapmak için kolları sıvayan birçok büyük şirket var. “Sisteminiz hazırsa ve mobil geliştirmelere aşinaysanız, bu işleri yapmak kolay” diyen Uğur Gökdere’ye göre, akıllı cihazlar bireysel hayatta konumunu pekiştirdikçe, insanlar bu cihazları daha fazla kullandıkça, şirketler de mobil süreç geliştirmelerine hız verecek. Bu yönüyle Blesh, sadece beacon odaklı donanıma değil, aslında büyük ölçüde veriye odaklanan bir şirket. Kasım 2015’te alınan ikinci tur yatırım sonrası kendilerini ‘beacon şirketi’ değil, ‘veri şirketi’ olarak görmeye başladıklarını söyleyen Gökdere, bunun gerekçelerini şöyle anlattı:
“Elinizde ciddi anlamda veri birikmeye başladı, kullanıcıların segmentlerini oluşturmaya başladık ve bu segmentler, yeniden hedefleme anlamında kullanılabilecek ölçülere geldi. Teknoloji konusunda Google ile güçlü bağımız var. Ama bunun da ötesinde, yaptığımız işlerde öğrendiklerimizi hep platform servislerine koymaya çalışıyor, büyük veri odaklı yenilikleri burada takip etmeye ve geliştirmeye önem veriyor, uçtan uca veri analizi sunuyoruz. Beacon uygulamalarına Türk şirketlerinin ilgisi gelişiyor. Ama esas fayda için aynı bir veri mühendisi gibi hareket etmek gerek ve bu konuda şirketlerin öğreneceği daha çok şey var.”
2015 sonunda gelen ikinci yatırım, yılın daha keyifli tamamlanmasını sağlamış. Kendi platformunu güçlendirmeye çalışan Blesh, bir ‘veri şirketi’ olmak için hedeflerini ve bunun için yapması gerekenleri belirledi. ABD odaklı projelerine işaret ederek, “Beacon cihazı buzdağının görünen yüzü ve sadece bir emtia” tanımını yapan Uğur Gökdere, “51 şehirde hizmet veriyoruz, ama yaptığımız işin meyvesi, akıllı telefonların en yoğun kullanıldığı yerlerde daha iyi ortaya çıkıyor. Bu yönüyle İstanbul yoğun. Aldığımız bu yatırımı hem ABD pazarındaki çalışmalarımız hem veri şirketi olarak hedeflerimize ulaşmak için değerlendirecek, İK yapımızı geliştireceğiz” bilgisini verdi. Nesnelerin interneti konusunun öneminin arttığını vurgu yapan Uğur Gökdere şunları kaydetti:
“IoT tarafında kullanım alanı var, ama daha da büyük kullanım başlığı M2M. İlk denemelerden birini wending makinaları, yani para atıp içecek alınan makinalar ile yaptık. Kişi para atmasın, makinanın yanına geldiğinde cep telefonunu çıkartsın, ödemeyi cepten yapsın ve ürün düşsün. Bir süre sonra fark ettik ki, bu yaptığımız uygulamayı makinayı dolduran çalışanlar da kullanıyor, makinede hangi üründen ne kadar kaldığını görebiliyor. Bu yönüyle hem müşteriye faydası var hem de M2M tarafında operasyonel faydaları olacak.”
Gökdere, bulundukları ekosistem ile ilgili ise şu bilgileri verdi:
“Google bu işi nereye götürmek istediğini, bu işi 3-5 yıl sonra nerede görmek istediğini sizinle paylaşmaya başlıyor. Yani teknolojiyi tahminleme yaparak değil, rotaya bağlı olarak, onunla birlikte koşmaya başlıyorsunuz. Bu da rakiplere kıyasla daha proaktif davranabilmek demek. Bu ekosistem ile deneme-yanılma risklerinizin etkisi ve sayısı azalıyor. Bu yönüyle Google işbirliğimiz iki taraf için verimli. Beacon cihazlarının Türkiye’de bulunması için Google, buradaki şirketleri bu amaçla kullanacak. Bizim de ilerleyen süreçte onlara katkımız olacak. Şu an teknolojiyi belirliyoruz ve bunu 3 bin kişilik geliştirici topluluğumuza sunuyor, kullanmalarını, açıklarını bulmalarını, yeni kullanım alanlarını geliştirmelerini istiyoruz.  Çünkü Google da yanılmak istemiyor. Kimsenin milyonlarca şansı yok. Cihazlar hazır ve müzeler, bazı tren istasyonları gibi noktalarda adım adım başarılı kurulumlar yapılıyor.”
 
KULLANMAK İSTEYENE BEACON TAHSİS EDİYORUZ
İş modelimizle fark yaratıyoruz. Genelde şirketler Beacon’ları alıp, ‘bununla ilgili mobil uygulamayı yapayım, kampanya yönetim sistemini hazırlayayım, bu Beacon’ları al, gelip kurayım, bu paket proje olsun’ mantığıyla çalıştılar. Biz ise hiç Beacon satmadık. Bunun yerine gidip kuruyor, kullanmak isteyen olursa tahsis ediyoruz. Modelimiz burada farklılaşıyor. Yaptığımız cihazların takibini de yaptığımız için mobil uygulamalarını kullanacakları ağ yapısını ayakta tutma, bu ağı genişletme işi de bizde. Baz istasyonu gibiyiz, dağıtıcı ve dağıtımın kalitesinden, güvenliğinden sorumlu yapıyız.
Mobil uygulamaların bizim Beacon’ları görebilmesi için onlara küçük bir uygulama parçası, yani yazılım kodu veriyoruz. Bunu kendi uygulamaları içine koyuyorlar ve mağazada güncelliyorlar. Perakende ve finans sektöründe birçok uygulamanın içinde varız. Kullanıcı mağazada uygulamanın güncellendiğini görüp indirdiği zaman, onun telefonundaki uygulama Beacon’ları görebilir hale geliyor. Bu konuda çalışma yapan şirketin uygulama ve güncellemelerle elde ettiği katma değer de büyük.
 
TÜM TARAFLARA TAM DESTEK 
Physical Web satışında 50 ülkeyi geçtik. Bu ülkelere cihazlarımızı gönderiyoruz ve bunların arkasında kullanabilecekleri platform var. Bunu mobil uygulama ile beraber veriyoruz ve kutudan çıkan cihaz, o anda kullanabilir halde. Bir restoran sahibi bizden cihaz alsa, web sitesine gelen kullanıcıları yönlendirmek istese, gönderdiğimiz kit sayesinde en fazla 10 dakikasını alır, bu onun bir pazarlama aracı haline gelebilir. Tabelasına bir içecek markasının ismini yazdırıyorsa, menüsüne reklam koyduruyorsa, bu mecrayı da sponsorluk için değerlendirebilecek. Bu da potansiyel alanlarından biri ve web tarafında reklam konusunda etkili olan Google'ın da buralarda ilerleyeceğini düşünüyoruz.
Farklı üniversitelerden açık bir topluluk olan Android Geliştiriciler Topluluğu ile yakın ilişkilerimiz var ve beraber çalışıyoruz. Ayrıca yine farklı üniversitelerden eğitmenler, öğrenciler bizi arayıp ‘bunu bitirme projemizde kullanmak, iş fikri çıkartmak istiyoruz’ diyerek bizden ürün istiyorlar. Onlara gerekli desteği verebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Konuk eğitmenlik daveti alıyor, destek veriyor, bir girişim olarak taleplere yetişmeye çalışıyoruz. İkinci turda alınan ek yatırımla hedef; büyümeye devam etmek, ekibi geliştirmek ve daha fazla marka ve mobil uygulamayla işbirliği yapmak. Küresel pazar hedeflerinde ise Google ile iş ortaklığının geliştirilmesi ve Blesh’in Silikon Vadisi’ndeki organizasyonunun güçlendirilmesi var.