Bilişim Dünyası 03 HAZİRAN 2013 / 08:09

Önce eğitmenlerimizi eğitmemiz gerek

Blackboard Türkiye Genel Müdürü Ali Murat Ertem, eğitimde inovatif altyapı teknolojileri sunan Blackboard ve şirketin Türkiye’deki çalışmaları hakkında bilgi verdi.

ABD’de 1997 yılında kurulan, 75 ülkede 22 milyondan fazla kullanıcısı olan, önde gelen e-eğitim ve uzaktan eğitim teknolojileri ve çözümleri şirketi olan Blackboard’un, 2013 Ocak ayı itibarıyla Blackboard adıyla Türkiye’de faaliyetlerine başladığını söyleyen Ali Murat Ertem, daha önceki yıllarda  ise iş ortaklarıyla çalışmalarını sürdürdüklerini aktardı. Ertem, “Blackboard büyük bir küresel eğitim teknolojileri şirketi. Kendimizi daha iyi tanıtmak amacıyla mayıs ayında Ankara ve İstanbul’da etkinlikler düzenledik. Milyonlarca müşterimiz var ki bunların arasında hükümetler, hükümetin çeşitli organları, askeri organizasyonlar, büyük kurumsal şirketler de bulunuyor. En büyük müşteri kitlemizi ise üniversiteler oluşturuyor; dünyadaki bütün büyük üniversitelerin yüzde 72’si Blackboard  kullanıyor. K12 dediğimiz; ilkokuldan üniversiteye kadar olan eğitim kurumlarıyla da çalışıyoruz. 2013’ün ilk aylarını ürünlerimizi Türkçeleştirmekle geçirdik, iş ortakları yapılandırmamızı tamamladık, kanaldaki iş ortakları sayımızı belirledik. Anadolu Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi ile birlikte çalışıyoruz, bizim ürünlerimizi kullanıyorlar. Amacımız; etkinliklerimizden sonra ürün portföyümüzü ve danışmanlık hizmetlerimizi birçok üniversiteye ve K12’de bulunan eğitim kurumlarına yaymak. Şu an itibarıyla hazır olduğumuzu, birçok görüştüğümüz şirketle, pek çok projeye imza atacağımızı düşünüyoruz” açıklamasını yaptı.
Sanal sınıf ortamı oluşturabiliyoruz
“Blackboard olarak, ‘Learning Management Systems - LMS’ dediğimiz; bütün çevrimiçi eğitim sistemine girmek isteyen üniversitelerin ya da K12 kurumlarının kuracakları sistemin altyapısını oluşturan bir platform sunuyoruz” değerlendirmesini yapan Ali Murat Ertem, “Bunun dışında tabii ki farklı ürünlere de sahibiz; ‘SMS bütünleştirmemiz’ var; dünyanın çeşitli ülkelerinde SMS’ten velilere öğrencilere haber verebiliyoruz. Sanal sınıf ortamı oluşturabiliyoruz. Öğretmenlerin öğrencilerine bir dersi; sesli, görüntülü, içerikli, videolu anlatmasını sağlayan ürünlerimiz mevcut. Danışmanlık ürünlerimiz de bulunuyor. Daha Türkiye’ye getirmediğimiz ürünlerimiz var. ‘Kurumsal Çözüm Sağlayıcı’ olarak bizi düşünebilirsiniz” dedi.

Türkiye çok kısa sürede çevrimiçi reformu gerçekleştirecek
İçerik sunmadıklarını; bir içerik şirketi olmadıklarını ama dünya çapında içerik ortakları bulunduğunu kaydeden Ertem, içerik ortaklıkları sayesinde platformlarının otomatik olarak kullanabildiğini dile getirdi. Eğitim sistemi ve yeni nesil hakkında vizyoner görüşlerini paylaşan Ali Murat Ertem, sözlerine şöyle devam etti: “21. yüzyıla baktığımızda; eğitim teknolojilerinin çok hızlı geliştiğini görüyoruz. Bu gelişme, son 5 yılda hayatımıza giren akıllı telefonlar ve tablet cihazlar dolayısıyla, özellikle üniversiteye kadar olan yeni nesil çok ciddi bir şekilde etkisi altına aldı. Bu neslin şöyle bir özelliği var; siz onları okula gönderiyorsunuz, cihazlarından ayrılıyorlar, okuldan servise bindikleri anda ise cihazlarıyla birleşiyorlar ve ona bakmaya devam ediyorlar. Bu öğrencilere alıştıkları hayat tarzını devam ettirecek şekilde hayatlarında bir eğitim reformu sağlayabilir miyiz? Bunun cevabını; iş ortaklarımızla, çalıştığımız eğitim kurumlarıyla, üniversitelerle, devletle, ürünlerimizi ve danışmanlık hizmetlerimizi anlatarak verebileceğimizi düşünüyoruz. Bu nesil talep ediyor, hep daha çok talep edecek. Artık günümüzde eğitim ve öğretim; öğrencilerimizin yönetilmesinden daha çok, bu öğrencilerin müşteri memnuniyetine bağlı olarak gelişecek. Eğer bir eğitim kurumuysanız; öğrenciler yabancı dillere hakim olabiliyorlarsa, siz artık Harvard, MIT ile, dünyanın en iyi kolejleriyle rekabet edeceksiniz. Gelecekte Türkçe içerik de sağlayacak bu kurumlar. Peki bu rekabeti nasıl edeceksiniz, edebilecek misiniz? Eğer öğrenci sizden müşteri olarak memnun değilse sizi seçecek mi? Bu dönüşümü yapamayan bütün kurumlar zaten çok ciddi zorluklarla karşılaşacaklar. Üniversiteler değil dünya çapında, çevrimiçi rekabet etmek zorunda kalacaklar. Türkiye’de tüm üniversiteler bu konunun farkında. Teknik olarak, bütçe olarak sıkıntılar olabilir ama bunlar aşılabilir. Hükümet de bunun çok ciddi olarak farkında; FATİH Projesi bu yüzden var. Türkiye çok kısa sürede, belki de gelişmiş ülkeler seviyesinde, en azından çevrimiçi reformunu yapabilecek. Bizim sıkıntımız bu değil, biz teknolojiye çok çabuk uyum sağlayan bir milletiz. Sıkıntımız; bulunan ortamdaki eğitimin kalitesini artırabilecek miyiz? Ciddi şekilde ilerlemek, Ar-Ge konularında gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmak istiyorsak eğitim kalitemizi artırmalıyız; çevrimiçi ya da yüz yüze olması bir şey fark ettirmiyor. Elimizdeki kitapları, içerikleri sadece ‘pdf ortama’ atıp biz bunları sayısal hale getirdik demek ve bunları herhangi bir çevrimiçi ortamda kullanmak çok doğru değil. Buna yönelik bizim yeni bir eğitim pedagojisi ortaya çıkarmamız lazım. Bunun için liselerdeki, üniversitelerdeki öğretmenlerimizi eğitimlere göndermemiz gerek; önce eğitmenlerimizi eğitmemiz lazım. Yaratıcı fikirlerle yeni bir reform yapmamız gerek.”

Bugün her şey bulutta
“Bugün artık her şey bulutta” diyen Ali Murat Ertem, kurumların bir şey yüklemelerine gerek olmadığını, bunların hepsinin internette rahatlıkla ulaşılabilir sunucularda tutulduğunu, bilgi işlem bölümlerine ayrı bir maliyet kaynağı yaratmadıklarının altını çizdi.
ETİKETLER : Sayı:924