Bilişim Dünyası 14 TEMMUZ 2015 / 06:05

Rekabet ve işbirliğinin buluşması

Fujitsu ve Primeflex ailesi, önemli faydaları birçok başlıkta kurumlara sunuyor. İhtiyaca göre şekillenen çözüm portföyü, BT şirketleri arasında hem işbirliği hem de sonu gelmez bir rekabetin verimini ortaya koyuyor.

Fujitsu, Avrupa bilişim basınına Türkiye’de hayata geçirdiği uygulamaları, Fujitsu Entegre Sistemleri ve Primeflex ürün ailesi ile kullanım alanlarını Tofaş ve Sabancı Üniversitesi örnekleri ile anlattı. Fujitsu’nun İnsan Odaklı Yenilikçilik (Human Centric Innovation) temasıyla düzenlediği etkinlik 2 gün sürdü. Etkinlikte konuşan Fujitsu Küresel Pazarlama Başkan Yardımcısı Ayman Abouseif,Birçok müşterimiz iş süreçlerini daha verimli hale getirebilecek özel bulut, süper bilgisayarlar ve yazılım başlıkları alanında çözümler arıyor. Biz de bu ihtiyaçlardan yola çıkıyoruz” dedi.

Etkinlik kapsamında ele alınan Tofaş’ta Tofaş Araştırma ve Geliştirme Merkezi, yapısal analizler ve çarpışma testi analizleri için kullandığı Fujitsu Yüksek Başarımlı Hesaplama sistemi sayesinde ürettiği araçlar üzerinde daha yüksek hızlarda ve büyük ölçeklerde analizler yapabiliyor. Etkinlik kapsamında ziyaret edilen Sabancı Üniversitesi bünyesindeki Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne de Fujitsu tarafından 35 bin 664 çekirdekten oluşan ve 21,54 Tflop/s işlem süratine sahip sistem kuruldu. Bu sistem sayesinde çok sayıda araştırma ve analiz, çok kısa sürede bilgisayar mühendisliği uygulamaları ile çözüme ulaştırılabiliyor. Toplantı kapsamında biraraya geldiğimiz Fujitsu Entegre Sistemler Ürün Müdürü Gernot Fels de sorularımızı yanıtladı, bugünün doğru veri merkezi oluşturma yöntemlerini, araç ve ipuçlarını paylaştı:

Bütünleşik veri merkezlerine yönelik kurumsal ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayısı giderek artan sayıda müşteri yeni bir veri merkezi oluşturur, varolanı genişletmeye çalışırken, doğru verileri seçmek ve bunlar arasında doğru bütünleştirmeleri sağlamak için çabalıyor. Ama bu yolda rehberlik gerektiğini unutmamalılar. Danışmanlık desteği almak; pratik, risk seviyesi minimumda, çok da pahalı olmadığı gibi geri dönüşü de hızlı olan bir yatırım demek. Bu nedenle bütünleşik sistemler, veri merkezi pazarında artık gerçek büyüme noktasını oluşturuyor. Sunucu ve depolama başlığında büyüme yüzde 2-3’lerde gezinirken, burada büyüme oranı analistlere göre yüzde 30 ve üstü seviyede. Entegre sistemlerin gelişimi ışığında, bizim de konuya özel bir eğilimimiz var. Bu bizim için yeni bir olgu da değil aslında. İlk bütünleşik sistemimiz 2002 yılına dayanıyor ve o zamandan beri bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Herkesin bu konuda kendine has farklı tanımları var. Bizim bütünleşik sistemler konusunda ise geçen yıl pazara sunduğumuz bütünleştirici yapı Primeflex'imiz var.

Bunları kurumlara nasıl tanıtıp sunuyorsunuz?

Entegre sistemlerimiz için iki sunum modelimiz var. Bunlardan biri ‘ready to run’ (kullanıma hazır) model. Bu fişe tak ve çalıştır mantığında, üretim ortamı ile bütünleştirmeye bağlı olarak, hemen kullanıma geçebilen bir yapı. Bazen müşterilerin spesifik ihtiyaçları da olabiliyor. Bu nedenle de ikinci bir modelimiz var. ‘Referans mimari’ dediğimiz bu yapı, iyi test edilmiş, kalite garantisi ve kullanıcıya tüm esnekliği sunduğu gibi, belli gerekliliklere kolayca uyum sağlama imkanını da içeriyor. Bütünleşik sistemlerimizde kullandığımız yapılar sadece Fujitsu'dan da değil. Farklı iş ortaklarımızla bu başlıkta verimli bir işbirliğimiz var. Zaten bütünleştirmede işbirliği, geldiğimiz noktada bir gereklilik. Herşeyi tek başınıza icat edip üretemezsiniz. Bir noktada rekabetimiz sürüyor, ama bir tarafta da işbirliği ihtiyacı görülen noktada daha etkili olmak için biraraya geliniyor.

Yazılım uygulamaları, Primeflex yapısında nasıl bir yere sahip?

Primeflex sadece kutulardan ibaret değil. Bu yapıyı esnek hizmetlerle destekliyoruz. Hatta maddi destek ihtiyacı olan müşterilerimiz için finansal hizmetleri de kapsıyor bu yapı. Primeflex’in temel alanları çok kapsamlı. Bu nedenle bir fonksiyon veya uyum noktası, birçok kutuda varlık gösteriyor. İşlem ve depolama kaynakları sanallaştırılmış olduğu için her türlü değişimi yazılımla yapabilirsiniz. Yazılım tabanlı veri merkezi, aynı zamanda ağ sanallaştırmasını da içerir, yazılım tabanlı ağ sunar. Kullanıcının, farklı markaların her bir çözümü için ayrı ayrı işlem yapmasına gerek kalmaz. Yönetecek daha az sayıda farklı parça vardır artık ellerinde. Tüm süreçler ve yapılması gereken işlemler de pratik bir haldedir. Yönetim için gösterilen çabalar daha azdır. Bu, özellikle BT birimleri için günlük rutinden kopmak adına büyük bir fırsat.

Şirketler sizinle nasıl bir ihtiyaçla gelip görüşüyor, danışmanlık desteği alıyor?

Bir kurumun ihtiyaçlarını doğru analiz etmesi artık bir gereklilik. Sonuçta BT yatırımı, birkaç kutu satın almak değil. Müşteriler de zaten ‘bütünleşik sistem almak istiyorum’ diyerek bize gelmiyor. Belli bir ihtiyaçla bize geliyorlar. Biz onlara doğru soruları sorup, aldığımız yanıtlara göre bir çözüm kurgusu ve konumlandırması yapıyoruz. Konu doğru danışmanlık olduğunda, müşterinin ihtiyacını net anlamak zorundasınız. Ama müşteri ile bir fikir birliğine vardığınız zaman, hem müşteri hem bizim için işler daha kolay yürütülebilir hale geliyor. Şu anda 20’den fazla sunumumuz var. Böylece en önemli alanları adreslediğimizi düşünüyoruz ve müşterilerin genel beklentilerine yanıt veren bir yapı oluşuyor. Bu yönümüzle, pazardaki en geniş portföye sahip olduğumuzu söyleyebilirim.

Kurumsal ihtiyaçlardaki değişimleri göz önüne aldığımız zaman, Primeflex başlığında bu tarz çözümleri pazarlamadaki stratejiniz nedir?

PrimeFlex tüm veri merkezi kampanyalarımızda var. Çünkü bütünleşik sistemler, günümüzde en çok ilgi çeken başlık. Veri merkezi pazarında asıl önemli olan ve bize düşen görev ise pazarı gerçekten eğitmek. Bu başlıkta en geniş portföye sahibiz, çözümlerimizle sorunları adresliyoruz. Ama bu konuda daha çok şey yapmamız gerektiğini de biliyoruz. Hatta bu açıdan baktığımızda, pazarlama konusunda biraz muhafazakar bile olabiliriz.

‘Pazarı eğitmek’ dediniz, bu tarz bir değişim konusunda kurumsal farkındalık ne seviyede? Sizin stratejiniz ne?

Fiyat hassasiyeti olan müşteriye gittiğimiz zaman mesajımız net: Şu anda vereceğiniz paradan daha fazlasını kazanmanız mümkün. Ucuz olmayacak tamam, ama tüm hayat döngüsünde toplam maliyete baktığınız zaman bu tarz bir girişim önemli bir avantaj. Müşteriler kendi başlarına kendi altyapılarını inşa ederlerse, unutulmasın ki, bu altyapının parçası olan her bir unsurun birbirinden farklı bir hayat döngüsü var. Güncelleme yapabilir veya bir çözümü bir başkası ile değiştirebilirsiniz tamam, ama şu riski de alırsınız: Bir sonraki başlık, uyumlu olmayabilir, diğer parçalarla ortak çalışamayabilir. Bu nedenle test çalışmalarınızı daha da geniş kapsamlı yapmanız gerekir ki, her bir parçada böyle bir hayat döngüsü yönetimi de çok zor. Bütünleşik sistemlerde öngördükleri tüm bu hayat döngüsü yönetimini Fujitsu yapıyor. Bu yapı hem iş süreçlerini kolaylaştırır hem de toplam sahip olma maliyetini önemli ölçüde azaltır.

Yazılım tabanlı çözümlerde potansiyeli nerede görüyorsunuz?

Bu kadar çok yazılım tabanlı başlık arasında, bence yazılım tabanlı ağ, hala diğer yazılım tabanlı başlıklar içinde düşük kullanım oranına sahip. Ama yazılım tabanlı ağ sistemlerine yönelik eğilim de çok güçlü. Ağ fonksiyon sanallaştırma da bu işin bir başka boyutu ve yazılım tabanlı ağ yapısını tamamlıyor. Bence üreticilerin gerekli hamleleri yapması, ama sabırlı olması gerek. Sonuçta ilgi var, ama bir günde her şeyin değişmesini bekleyemezsiniz.
ETİKETLER : 1030