Bilişim Dünyası 16 MART 2015 / 07:46

Risk sağanağından mümkün mertebe kaçış yolları

Değişen koşullar nedeniyle, üzerinde durulan kriterler paralelinde, şirketlerin stratejilerinde farklılıklar görülebilir. Ancak bu noktada önemli olan; yatırımlardan vazgeçmek yerine makroekonomik yapı, iç ve dış politikadaki gelişmeler, enflasyondaki hareketlilik, döviz kurlarındaki dalgalanma ve faiz seviyesi gibi faktörleri göz önünde tutarak doğru stratejiler belirlemek ve yatırımları o yönde gerçekleştirmek.

Tüm dünyada, makroekonomik yapı, iç ve dış politikada meydana gelen gelişmeler, firmaların yatırımlarını etkiliyor. Kurlardaki hareketlilik göz önüne alındığında, 2015 yılının ilk çeyreğinde büyük bir dalgalanma beklenmiyordu. Ancak, birçok firma bu duruma hazırlıksız yakalanarak zarar gördü. Sektörde proaktif davranarak doğru hamleleri yapmayı başaranlar ise durumu tersine çevirerek büyümelerini sürdürdü. Büyük ve küçük ölçekli tüm firmaların 2015 yılı yatırım kararlarında; enflasyondaki hareketlilik, döviz kurlarındaki dalgalanma ve yüksek faiz oranlarının etkili olacağı tüm sektörün öngörüsü.

Faizlerde çift taraflı etki

PwC Türkiye Risk, Süreç ve Teknoloji Hizmetleri Lideri Oktay Aktolun’un dikkat çektiği gibi, net ithalatçı olan, dış ticaret açığı veren ve özel tüketimi hayli yüksek olan Türkiye’de kurdaki yükseliş, enflasyonda yukarı yönlü risk oluşturacak. Bunu geçtiğimiz yıllarda da yaşamıştık zaten. Merkez Bankası’nın temel önceliği, fiyat istikrarını sağlamak için TL’deki sert değer kaybı sonrası, sert bir şekilde faiz artırımına gitmekti. “Yani bizim gibi gelişmekte olan ve enflasyonla mücadele eden ülkeler kapsamında kurdaki artış, bir süre sonra faizlerin yukarı yönlü hareket edeceği anlamına gelecektir” yorumunu yapan Oktay Aktolun’a göre, bunun iki etkisi olur. Birincisi, ilk etapta faizlerin artacağını düşünen ve ellerinde bono tutan yatırımcılar bunları satar ve piyasada oluşan faiz (bono faizi, bankalararası oranlar) yükselir. Ancak faizler belirli bir noktaya gelince, diğer gelişmekte olan ülkelerle bağlı olarak faiz yukarı gidince bir müddet sonra buraya yabancı portföy yatırımcısı talebi doğabilir. Ayrıca yükselen faiz, yerel yatırımcının da kredi iştahını kısar.

Türkiye'nin mevcut durumu özelinde ise Merkez Bankası faiz indirimlerine devam ediyor. Böyle sürerse, ABD Merkez Bankası (FED) faiz artırırken, TL'deki değer kaybının durdurulamayacağı anlamına gelebilir. Bunun sonunda para çıkışı ise piyasa faizlerini yukarı çeker.

Bu dinamikler herkes için geçerli

Bu tablo karşısında Aktolun’a göre, 2015 yılı kurumsal yatırım stratejilerine bakıldığında, özellikle KOBİ seviyesinde temel bilişim yatırımlarının devam edeceğini ancak kompleks ve ayrıştırıcı olan yatırımların bir süre erteleneceğini öngörmek mümkün. Ancak bu yatırımlardan vazgeçme gibi bir inisiyatifin orta ve uzun vadede gerçekleşmesi çok da mümkün değil. Bu tablonun BT şirketlerine, entegratörlere olası etkilerini de Aktolun paylaşıyor. Türkiye'deki üreticilerin girdilerinin yüzde 60-70'e yakını ithal mal olduğu için üreticiler ve dolayısıyla nihai tüketici negatif etkilenebilir. Ayrıca özel sektörün önemli ölçüde dış borcu var. Uzun vadeli dış borcun yarısı da finansal olmayan kuruluşlara ait. Bu kurumların büyük bir kısmı hedging (güvence amaçlı risk yönetimi) yapmıyor. “Kurdaki artış bu borcun maliyetini artırdığı için default risk gibi bir sıkıntı içeriyor” uyarısını yapan Aktolun’a göre, bu durum bayağı sıkıntılı. Çünkü bu şirketlerin hali hazırda Türk bankacılık sektörüne de borcu var.

Diğer bir risk kurdaki değer kaybı. “Türkiye ekonomisinin döviz büyüklüğü cinsinden değerini düşürür, bu da dışarıdan bakıldığında büyümeyen bir ekonomi gibi görülmesine yol açacaktır” detayını paylaşan Aktolun, şöyle devam ediyor:

“Tüm bu sebeplerden dolayı kredi notumuz olumsuz etkilenebileceği için düzelme gözlenene kadar yatırım yapma konusunda kararların ertelenmesine neden olur. Sonuçta kur artışı özellikle dış dengeleri riskli olan ülkeler açısından olumsuz bir durum. Yatırımları cazip hale getirmeyecektir. Dövize bağlı tüm sektörlerde olduğu gibi, teknoloji şirketleri ve entegratörler de bu dinamiklerden olumsuz etkilenecektir.”

Şirketlerin gündemi Ar-Ge’ye odaklanmak

Proline Satış Direktörü Bilginç Işık: “BT sektöründe özellikle donanım ve altyapı ürünleri döviz ile tedarik ediliyor. Bu durum, bilişim yatırımlarını kur hareketlenmelerine sıkı sıkıya bağlıyor. Özellikle kamu BT ihalelerinin TL cinsinden yapılması, ancak satın alınan ürünlerin döviz cinsinden olması beraberinde kur riskini de getiriyor. İhale öncesinde; tahsilat günü için öngörülen kur ile tedarik edilen ürünlerin ödeme vadesi için öngörülen kur arasında oluşabilecek farklılıklar çok iyi hesaplanmalı. Kurdaki bu anlık yükselişler tabi ki mevcut kapasitenin optimum seviyede kullanılmasını beraberinde getiriyor. Yapılacak yatırımların bir kısmı bu planlama çerçevesinde öteleniyor ya da zorunluluk içeren yatırımlar daraltılarak ve sürece yayılarak yapılıyor. Zorunlu yapılması gereken yatırımların önceliğe alınması karşımıza çıkıyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylı bir Ar-Ge merkezi olduğumuz için satış ekiplerimiz; Ar-Ge ekiplerimiz tarafından geliştirilen ve katma değerli çözümler olarak nitelendirdiğimiz ürünlerin satışını bir kat daha ön plana çıkartarak riski azaltmaya çalışmakta. Kurların yükselmesi, ulusal paranın değer kaybetmesi anlamına geldiği ve enflasyonun yükselmesine yol açabildiği için BT sektöründe satın alma gücünü de etkiliyor. Bu durum bütçe hedeflerimizde revizeler yapmamız gerektiren sonuçlara neden olabilmekte. Kalite ve risk politikamız gereğince bazı projelerin içinde “bulunmamanın” daha doğru olduğuna ve Ar-Ge odaklı projelere yatırım yaparak kur riskini daha az hissedebileceğimize inanıyoruz.”

Netaş CFO’su İlker Çalışkan: “2015 yılında teknoloji firmalarının, kendilerini rekabette farklılaştıracak ve katma değer yaratacak çözümler sunmaya çalışacağı öngörüsündeyiz. Özellikle kurlardaki dalgalanmalardan doğabilecek zararları minimuma indirecek stratejiler, sektörde yer alan firmaların geleceği açısından büyük önem taşıyacak. Netaş olarak 2014 yılı için paylaştığımız hedefleri bire bir yerine getirdik. Son 7 yıla baktığımızda ortalama yüzde 25 oranında büyüme gerçekleştirdik. Bu yıl da kontrollü büyümeyle kârlılığımızı artırmak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu kapsamda Türkiye’nin ve bölgenin 1 numaralı sistem entegratörü olma vizyonuyla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Türkiye’yi ileriye götürecek akıllı teknolojiler üzerine geliştirilen tüm projelerde yer alıyoruz. Akıllı şehirler, binalar, stadyumlar başta olmak üzere e-kimlik, e-devlet uygulamaları ve afet yönetimi gibi birçok çalışmada da imzamız var. Ayrıca, sadece sınırlı sayıda uluslararası teknoloji şirketinin sahip olduğu 4G – LTE yapısını ULAK Projesi kapsamında Aselsan ve ARGELA ile birlikte sıfırdan geliştirdik. Bu teknoloji, sadece 4G’ye geçmeyi planlayan mobil operatörlerin değil, yüksek hızlı görüntü iletişimine ihtiyaç duyan, ulaşımdan sınır güvenliğine pek çok kuruluşun talebini karşılamaya yönelik olarak tasarlanıyor.”

Ne olacak bu doların hali?

Piyasada özellikle döviz piyasasında yeni normaller oluşuyor. Yorumlarını bizimle paylaşan bir döviz analistine göre, kur için artık 2,50’li seviyeler yeni normalimiz diyebiliriz önümüzdeki dönemde. Ama ne zaman ki 2,53 – 2,54 TL seviyelerinin altına ineriz, işte o zaman dolar kuru için ‘eski seviyeler’ olarak adlandırılan 2,40 – 2,50 bandı gündeme gelebilir.  Ancak döviz analistine göre, bu senaryonun gerçekleşme olasılığı zor gibi. Bunda sadece içsel nedenler etkili değil. Dolar şu an için dışarıda da güçlenmeye devam ediyor. Hatta analistin tabiriyle, konjonktür yapı doların güçlenmesi için hiç bu kadar olumlu bir ortam oluşturmamıştı yakın geçmişte. Doların şu an için hem içeride hem dışarıda güçlü seyrini koruması muhtemel. Bu güç, yakın dönemde olduğu gibi tamamen yukarı yönlü olmayabilir. Ancak oluşturulmaya çalışılan tabanın daha da güçlenmesini sağlayacak. Döviz analistimiz eklemeden geçmiyor: “Sonuç olarak diyebiliriz ki; bu şartlar altında kurun önümüzdeki 4 – 5 aylık süreçte 2,53 – 2,70 bandında hareket etme olasılığı yüksek görünüyor.  Şartlarda çok anormal bir değişiklik olmaması durumunda, kurda 2,53 TL altının görülme olasılığı düşük gibi. Yukarıda ise 2,70’in aşılması durumunda artık dolar  / TL için tahmin yapmak iyice güçleşecek”
ETİKETLER : 1013