Bilişim Dünyası 15 EYLÜL 2014 / 10:29

Sağlığı avuç içinden takip edin

Sahteciliğin önüne geçmek isteyen SGK, özel hastanelerde biyometrik kimlik doğrulamaya geçti. Avuç içi damar okuma yapısı ise bir bütün olarak hem hastalar hem hastaneler hem de SGK için kapsamlı faydalar barındırıyor.

Sağlık sektöründe adil hizmet dağıtımının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen “kimlik sahteciliği”ne son vermeyi hedefleyen Sosyal Güvenlik Kurumu Biyometrik Kimlik Doğrulama Projesi Eylül 2013’te özel hastanelerde devreye girmişti. Bu uygulama ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde sağlık hizmeti almak isteyen TC vatandaşlarının kimlikleri sahteciliğe yer bırakmayacak şekilde doğrulanabiliyor. Fujitsu Türkiye Genel Müdürü Ali Kançal, bu konuda ciddi bir yatırımın söz konusu olduğunu söyledi. Fujitsu üst yönetimi de bu projeyi bir açıdan sosyal sorumluluk projesi olarak görüp bu projeye yatırım yapma kararı almış. O dönemde SGK’nın veri merkezinin yüklü bir sunucu depolama sistemleri, güvenlik ve bu yapının uygulama alanına ciddi bir yatırım yapılmış. Bunun önemli bir maliyet tasarrufu anlamına geldiğini söyleyen Ali Kançal, “Aynı kişinin çok kez aynı sağlık hizmetini aldığına dair haberleri okuyoruz. Sahtecilik çok fazla. Bu projenin ortaya çıkış amacı da esasta bu” dedi. Önce özel hastanelerle başlayan çalışmalar kapsamında Fujitsu sistemi ile çalışan bin 300’ün üzerinde hastane bulunuyor. Toplamda bin 700 civarında özel hastane olduğuna dikkat çeken Kançal, “Özel hastaneler pazarında bu başlıkta yüzde 80’in üzerinde payımız var” dedi.

Üniversite hastaneleri çalışmalara başladı bile

SGK, üniversite hastanelerinde 1 Eylül 2014'te başlayacak kimlik doğrulama uygulamasını ise 1 Aralık tarihine erteledi. “Ama bu konuda çalışmalar şimdiden başladı. Halihazırda 38 tane hastanede sistemimiz kurulu” diyen Kançal, “Üniversite hastaneleri bütçe olarak daha hassaslar. Bu nedenle biz de adete bağlı olarak iş ortakları ile birlikte bir takım kolaylıklar sağlıyoruz. Çünkü onların hassasiyetinin bilincindeyiz. Bu tarz çözümleri daha çok iş ortaklarımızın hayata geçirmesini istiyoruz” eklemesini yaptı.

Bu yapıda kullanılan sensörler Japonya’dan geliyor. Cihazların içinde Fujitsu’nun küçük bilgisayarı ve onun üstünde işleyen Linux sistem var. Bu karakutunun üretimi ise Türkiye’de bir iş ortağı aracılığıyla yapılıyor. Anakart Fujitsu olsa da, darbelere karşı koruma için ek sensörler yerleştiriliyor. “Bunların hepsi Türkiye’de yapılıyor” diyerek, bu yönüyle yerelleştirilmiş bir çözüme dikkat çeken Kançal ekledi: “Bu kutu, uygulamadan güvenliğe her şeyiyle Türkiye’ye özgü ve zaten bu, SGK’nın istediği bir ön koşul.”

Toplam çözümle uçtan uca kontrol

Kançal bu yapıyı farklı kılan özellikler hakkında da bilgi verdi. Avuç içi damar okumayı temel alan teknoloji; parmak izi ve avuç izi okuma gibi teknolojilerden farklı. Avuç içi; kriminal bir veri değil. Parmak izini bir yerde bırakabilirsiniz. Bunun kopyalanıp kullanılma riski var. Avuç içi damar tanımada ise hiçbir yerle temas yok. Kançal’ın tabiriyle bunun izini bir yerde bırakmıyorsunuz. Çünkü aslında ölü derinin değil, damarın yapısı tanımlanıyor. Avuç içi tanımlama yapısı toplardamarda kirli kanın izini alarak belli bir algoritmaya sokuyor. Bunun en önemli avantajı ise taranan alan parmağa göre daha geniş olduğu için hata yapma ihtimalinin daha düşük olması. “Daha yüksek doğrulama oranına sahip bir teknoloji bu” diyen Kançal, komple bir çözümün varlığına dikkat çekti. Yani veri merkezi ve özel modüllerle verinin saklanması, bunların sistem bütünleştirmesi, ağ yapısı, güvenlik gibi yapılar söz konusu. Avuç içi okuma ve cihaz ise aslında bu yolun ilk adımı. Yazılımdan işletim sistemine, uçtan uca Türkiye’ye özelleştirilmiş bir çözüm var. “Sensörün kapasitesine karşılık, bu işe asıl değer katan unsur toplam çözüm” diyen Kançal, şu bilgileri verdi:

“Sistemi şu an 100 milyon kişi için, yani Türkiye nüfusunun geleceğini düşünerek kurduk. Bu büyümeye bugün yetecek veri merkezimiz var. Bu yapının kapasitesini artırma gücüne hep sahibiz. Şu anda günde 150 bin doğrulama oluyor. Bunlar Türkiye’nin dört bir yanından merkeze geliyor, kriptoları açılıyor, sistemle 1 saniyenin altında doğrulama yapılıyor. Bu çözümün farklı tarafı, bu bütünleştirmenin yüksek hız ve güvenlikle yapılması. Tüm bu süreçler Fujitsu’da.”

Kamu yakın takipte

İlk kullanıcı olan özel hastanelerden dönüşler Kançal’ın verdiği bilgiye göre son derece olumlu. Çünkü hızla kayıt tamamlamak söz konusu. İkincisi parmak izinden farklı olarak, kişinin burada sensörle bir teması yok. “Hastanın hastaneye girişinde en önemli kapıyız” tanımını yapan Kançal, SGK’daki veri merkezi ile saniyelik haberleşmelerle süreçlerin hızlı ilerlediği bilgisini verdi. Bu arada avuçiçi verisi, özel hastanede tutulan bir veri değil. Kişisel bilginin gizliliği dolayısıyla sadece SGK merkezde oluyor ve oradan sadece okuduktan sonra güvenli biçimde doğrulaması yapılıyor. Bazı sağlık kuruluşlarının fiyat duyarlılığı ve yatırımı hesaplı yapma çabasına karşı denetimlere dikkat çeken Kançal, şu bilgileri verdi:

“TÜBİTAK’a gittik ve sistemin uçtan uca nasıl çalıştığını anlattık, bunun testlerinin TÜBİTAK tarafından yapılmasını sağladık. Denetlenmiş, sertifikalandırılmış bir sistem 10, bunları yapmamış bir sistem de 5 lira. Bu yatırımı yaptınız diyelim. Sistem çalışmıyor, SGK denetiminden geçmiyor, SGK desteğini çekiyor. Bu riski alır mısınız? Kamu sonuçta yakından takipte.”

Tüm kurulumu ve aktivasyonu Fujitsu saha ekipleri yapıyor. Kurulan cihaza herhangi bir müdahale olursa iptal oluyor. Kançal’a göre, bu nedenle bilen birinin konumlandırmayı yapması önemli. “Bakım onarımı da bütünüyle biz üstleniyoruz” diyerek, POS işinin ışığında saha hizmetleri konusunda çok yetkin olduklarını hatırlatan Kançal, “Saha organizasyonumuzda tüm Türkiye çapında yaygın 56 merkezimiz var. Kendimiz bizzat giderek eğitimi sunuyor, desteğini biz veriyoruz, kurulumu yapıyoruz. Eğitim de kapsamlı ve bunun çerçevesini biz belirledik. Çünkü ürün bize özgü bir yapı söz konusu” dedi.

Sırada eczaneler var

Biyometrik kimlik doğrulama sisteminin eczanelerde de kurulması ve yaygınlaştırılması hedefleniyor. Çünkü sahteciliği önleme ve kaynakların doğru yere aktarılması bu alanda da önemli. Ancak sağlık kuruluşlarına kıyasla daha çok sayıda eczane var ve eczanelerin ölçeği doğal olarak bu kuruluşlardan küçük. Burada bazı yatırımlarda POS cihazı yapısında olduğu gibi bankaların devreye girmesi, yani eczaneye cihazın kullanımını verme, buradaki maliyeti de vadelendirme gibi planlar var. Ama çalışacak olan sistem, hastanede çalışan sistemden farklı olmayacak.