Bilişim Dünyası 16 MART 2015 / 08:00

Sanallaştırmadan önce ve sonra

VMware Sistem Mühendisi ve Takım Lideri Bünyamin Özyaşar ile VMware olarak sektöre sundukları çözümleri, felaket kurtarma senaryolarını ve şirketin Türkiye’deki projelerini irdeledik.

VMware’in yeni nesil teknolojileri tanıttığı etkinliği VMUG’dan söz edebilir misiniz?

Daha çok teknik konuların yer aldığı ve VMware’in müşterilerine göndermek istedikleri ilettikleri bir etkinlik olan VMUG’da müşterilerimiz başarı öykülerini paylaşma imkanı yakalıyorlar. Etkinlikte müşteriler birbirleriyle bu şekilde etkileşim kurarak, iş süreçlerine katkıda bulunabilecek yöntemler geliştirebiliyorlar. Bunun yanı sıra yeni nesil çözümleri maddi konulara girmeden tamamen teknik özellikler çerçevesinde masaya yatırarak, müşterilerimizin bilincini artırmayı hedefliyoruz.

VMware müşterilerine nasıl ulaşıyor? Sunulan hizmetler ve çözümler nasıl şekilleniyor?

Müşterilerimize çözümlerimizi sunmadan önce, sahip olduğumuz “IT Business” adlı yazılımla, sunulacak çözümlerin getireceği maliyetini çıkartıyoruz. Bu sayede müşteriler gereken analizleri yapıp, kendi sistemleri için gereken “puzzle” parçalarını seçip, sistemlerine entegre edebiliyorlar. Bunun yanı sıra satış öncesi verdiğimiz desteği, satış sonrasında da devam ettiriyoruz. Bu iş için kurulan özel organizasyonla, satış sonrasında müşterilerin ihtiyaçlarını takip etmeye devam ederek, sistemlerine gereken hizmetlerin ve çözümlerin ulaşmasına imkan sağlıyoruz.

Günümüzde veri merkezlerinin geldiği noktayı ve şirketlere sağladığı avantajlardan söz edebilir misiniz?

Dünyayı sanallaştırmadan önce ve sanallaştırmadan sonra olmak üzere ikiye ayırmak gerek. Sanallaştırmadan önce her bir uygulama, belli bir işletim sistemi sistemi üzerinde çalışırken, bu işletim sistemleri haliyle fiziksel bir donanıma ihtiyaç duyuyordu. Buna bağlı olarak servis sayısı arttıkça, yeni donanım ekleniyordu. Sanallaştırmanın gelmesiyle birlikte bu “organik büyümenin” önüne geçildi. Müşterilerimizden bazıları sanallaştırmayla birlikte sadece bir fiziksel makine üzerinden 60-70 uygulamayı çalıştırır hale geldiler. Bu sayede müşterilerimizi fiziksel makinaların getirdiği ağır maliyetten kurtarmayı başarıyoruz. Bunun yanı sıra daha az donanım kullanmaya başlayan kurumlar ve şirketler, bu sayede ofis alanlarından da tasarruf etmeyi başarıyorlar. Sanallaştırmaya bu açıdan baktığımızda ciddi bir konsolidasyon sağlandığını görüyoruz.

Türkiye’deki şirketlerin sanallaştırmaya yaklaşımları, küresel boyuta kıyasla ne durumda? Bu konudan söz edebilir misiniz?

Sanallaştırma, küresel boyutta oldukça oturmuş ve yerleşmiş bir trend. Türkiye’de bu trend 3-4 senedir kullanılıyor olmasına rağmen, şirketlerin küresel şirketlerden çok da geride kalmadığını görüyoruz. Şirketlerin sanallaştırma boyutlarının yüzde 50’lere vardığını söyleyebiliriz. Küresel şirketlerin yüzde 80 civarında olduğunu düşünürsek, geriden gelen bir ülke olarak bu noktada önemli bir yolun kat edildiğini belirtmek gerek.

Gelecekte sanallaştırma konusunda ne gibi yenilikler bekleniyor?

Sunucu sanallaştırmasıyla başlayan sürecin, depolama ve ağ sanallaştırmasıyla devam edeceğini öngörüyoruz. Yeni süreçle birlikte sanallaştırmanın sunucu altyapısından çıkıp, tüm veri merkezi altyapısına yayılacağını düşünüyoruz. Tabi bu geçiş bir anda gerçekleşmesi mümkün değil. Hali hazırda yaşanan geçiş sürecinde, müşterilere olabilecek en makul çözümleri sunmayı hedefliyoruz. Bu sayede müşteriler, daha verimli ve kaliteli hizmet almaya devam edecekler.

Felaket kurtarma yöntemleri ve bu konuda alınabilecek önlemlerden söz edebilir misiniz?

Felaket kurtarma günümüzde büyük önem arz ediyor. Bu noktada risk noktalarını iyi tespit etmek gerekiyor. Risk noktaları sanallaştırmanın kendisi olabildiği gibi veri merkezleri de risklerin odak noktasında yer alabiliyor. Bu yüzden kullanıcıların ciddi yatırımlar yaparak felaket kurtarma merkezleri oluşturduklarını görüyoruz. Tabi bu yatırımlar tek başına bir şey ifade etmiyor. Kullanıcılar, bu yatırımların yanı sıra test edilebilir senaryolar oluşturmalılar. Bu sayede kullanıcılar, felaket senaryosu gerçekleştiği sırada devreye alınacak otomasyon çözümleriyle birlikte verilerinin güvenliği çok daha verimli olarak sağlayabilirler. Biz de şirket olarak sunduğumuz çözümlerle özellikle finans ve bankacılık sektöründen müşterilerimize yardımcı olmaya gayret ediyoruz. Olası felaket durumlarında uzaktan tek bir tuşla kontrol edebildiğimiz sistemler bu sayede veri kaybı riskini en az seviyeye indirmeyi başarıyor.

 
ETİKETLER : 1013