Bilişim Dünyası 23 EYLÜL 2013 / 08:09

Savaşın hikayesi yarım kalmayacak

Suriye’yle savaş kapıdayken sıcak bölgeden haber almamızı sağlayan ödüllü fotomuhabirlerden biri de Emin Özmen. Suriye’de çektiği fotoğrafla World Press 2013 ikincilik ödülünü alan ancak bu fotoğraf çalıştığı gazetede yayımlanmayan Özmen ile fotomuhabirliğe ve Suriye Savaşı’na uzanan öyküsünü konuştuk.

Bu öyküde belki de en çok akılda kalacak cümleler “Ben şimdi hayatımı tehlikeye atıp tekrar Suriye’ye gideceğim ve belki de bu fotoğraflar yine kullanılmayacak ama hikayeyi yarım bırakmak istemiyorum” sözleriydi.
Fizikçi ağabeylerinin yönlendirmesi ile fizik bölümüne yazılan ancak yine abisinin yönlendirmesi ile fotoğrafçılığa merak salan Emin Özmen’in fotoğrafçılık öyküsü Emin’in anlatımıyla şöyle başlamış: “Büyük ağabeyim Cumhuriyet Üniversitesi’nde karanlık oda eğitimi alıyordu. Analog bir makinesi vardı ve her hafta banyo yaptığı filmleri getirir gösterirdi, Ben makineye el koydum ve ortaokulda benim de oynadığım basketbol takımının fotoğraflarını çekmeye başladım. Samsun’a üniversite için gittiğimde fotoğraf kulübünde aktif rol aldım. Projeler ve belgesel çalışmaları yaptım. Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda da gönüllüydüm, HSBC Bankası ile TGV’nın ortak projesi olan yoksul kadınlara yönelik mikrokredi desteğini fotoğraflandırdım. 2007’de HSBC Bankası’nın bu çalışmayı beğenmesi üzerine Türkiye’nin 26 şehrinde mikrokredi alarak kendilerini yoksulluktan kurtaran kadınların hikayelerini fotoğrafladım ve benim isteğim üzerine ”Türkiye’de Mikrokredi Öyküleri” isimli belgesel çalışması albüm haline getirildi. İlk profesyonel işim bu oldu diyebiliriz. Fizik eğitimimi yarıda bırakıp bir sene resim çizerek fotoğrafçılık eğitimine hazırlandım. Marmara Üniversitesi’nde fotoğrafçılık eğitimi aldım. Sonrasında Erasmus’la Avusturya’ya gittim.”
Üniversiteye girer girmez özgeçmişlerini Sabah ve Cumhuriyet gazetelerine bırakan Sönmez’i ilk olarak Sabah Gazetesi aramış ve Sönmez Sabah Gazetesi’nde fotomuhabir olarak işe başlamış. Avusturya’ya gidince Sabah Gazetesi’nin temsilcisi olmuş ve Avusturya’nın çevresindeki ülkeleri gezerek haftada bir gün tam sayfa gezi sayfaları ve fotoröportajlar hazırlamaya başlamış.
Sönmez, sonrasında dünyada yaşanan önemli olayları fotoğraflamaya başlamış: “Avusturya’dan döndükten sonra Japonya’daki depremi fotoğraflamaya gittim. Mavi Marmara baskınından sonra İsrail-Filistin’e gidecek olan filoya katılmaya çalıştım ancak polis engel olduğundan gidemedim. Yunanistan’daki ekonomik kriz protestolarını fotoğrafladım. Ardından 2011 yılında Somali’de yaşanan kıtlığı Türk medyasından ilk kez biz görüntüledik. Hazırladığımız yazı dizisi tüm medyanın ilgisini çekti ve bu sayede toplanan bağışlarla Somali’ye 450 milyon TL yardım yapıldı. Taksim metrosunda Somali fotoğraflarından açtığımız sergiyle amacımız, yapılan yardımların nereye gittiğini insanlara göstermekti.”
Suriye’de 13 gün kalan ve karakol baskınında ciddi hayati tehlike atlatan ve 24 saat şoku atlatamayan Özmen İstanbul’a 5 günlüğüne geri dönmüş. Psikolojisini biraz toparladıktan sonra Suriye’ye doğru tekrar yola koyulmuş. Fotoğraflar yeterince yankı bulmuş dünya basınında. Toplamda 5 kere Suriye’ye giden Sönmez en son Ocak’ta Suriye’deymiş ve biz röportajı yaptığımızda ABD’nin Suriye’ye bir askeri müdahalede bulunması beklendiğinden yine hikayeyi yarım bırakmamak için yıllardır iş dolayısıyla gidemediği Paris’teki Photojournalism festivaline yine gitmeyip Suriye’ye gitme hazırlığı yapıyordu.
Ocak ayından sonra bomba düşen sınır kapılarındaki hikayeleri fotoğraflayan Özmen, sadece içerideki savaşı değil savaşı mülteci boyutuyla bir bütün olarak ele aldığını vurguladı.

“Hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz ve fotoğrafınız yayımlanmıyor…”
Özmen, ödül alan fotoğrafın gazetede yayımlanmaması ile ilgili şunları söyledi: “İşkence fotoğrafındansa karakol baskını dünyada daha çok ilgi gördü çünkü bu baskınla Şebbiha’nın sonu gelmiş oldu. Baskın fotoğrafı çok yoğun kullanıldı, işkence fotoğrafı onun yanında sönük kaldı. Gazetenin olaylara bir bakış açısı var, bu yüzden çok fazla neden yayımlamadıklarını sorgulamadım ama fotoğrafı World Press’e gönderdim ve ödül kazandı.”
‘Fotoğrafınızın yayımlanmaması ve belki de yaşadığınız diğer olaylar size serbest çalışmayı düşündürüyor mu’ sorusuna Özmen şu yanıtı verdi: “Yaşanan neyse onu aktarmak için oradasınız hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz ve fotoğrafınız yayımlanmıyor. O noktadan sonra o kurumda çalışmanızın bir anlamı kalmıyor. Kullanılan fotoğraflar da saptırılarak kullanıldı. Ben şimdi hayatımı tehlikeye atıp tekrar Suriye’ye gideceğim ve belki de bu fotoğraflar yine kullanılmayacak ama hikayeyi yarım bırakmak istemiyorum. Bir senedir serbest çalışabilmemin zeminini hazırlıyorum. Serbest çalışan fotoğrafçıların fotoğraflarını yayımlayabileceği bir ajans kurmak için çalışıyorum. Yetenekli ve istekli fotoğrafçıların bir araya geldiği bir ajans yaratıp, yaptıkları çalışmaları gerekli mecralara ulaştırmalarını sağlayarak bu coğrafyada fotomuhabirliğin gelişmesine katkıda bulunmak istiyorum. Olayın öncesi sonrasını fotoğraflayıp ufak bir yazı ile destekleyebilmektir fotojournalism. Türkiye’de bu anlayış maalesef hala yerleşmiş değil. Hala tek fotoğrafla haber anlatılmaya çalışılıyor. Gezi Parkı’nda da sansür olayını yaşadım. 30 gün boyunca oradaydım, olayları takip ettim ve hiçbir fotoğraf kullanılmadı. Muhtemelen bu sene ödül alırsa yine aynı hikayeyi yaşayacağım.
Bakkala giderken bile fotoğraf makinesini yanından ayırmayan Özmen, gideceği ülkeye göre terletmeyen gömlekler bir de yedek makine ve pil alıyor. Ancak Özmen kimyasal silah kullanılırsa nasıl bir çözüm üretirim, nasıl bir maske takması gerekir henüz düşünmediğini belirtti.
Ödüllü fotoğrafların yer aldığı World Press Photo - Dünya Basın Fotoğrafları Sergisi ile ilgili Özmen, World Press Photo - Dünya Basın Fotoğrafları Sergisi’ne ev sahipliği yapan Forum İstanbul’un sayesinde dünyadaki olaylar insanların yakından görebileceği hale geliyor” dedi.

Suriye’de 93 gazeteci hayatını kaybetti

Mart 2011’de Suriye olayının patlak vermesiyle Sönmez’in Suriye macerası başlıyor. Sönmez, Suriye Savaşı’nı şu sözlerle anlattı: “Suriye’de birkaç gazetecinin ölmesi bölgeye girmek isteyen diğer gazetecileri de korkuttu. Suriye’de sokakta adım atmanız mümkün değil çünkü keskin nişancılar var. Son rakamlara göre Suriye’de iki yılda 93 gazeteci hayatını kaybetti. İtalyan fotomuhabir Alessio Romenzi bölgeye girdikten sonra ben de cesaretimi topladım ve Hatay’a gidip Suriye’den gelen göçmenlerle görüştüm. Kontak bulup muhaliflerle birlikte Kilis üzerinden yasadışı olarak Suriye’ye girdim. Rael’de bir gece kaldıktan sonra patlamaların yaşandığı Halep’e gittim. İlk gidişimde 13 gün kaldım. Bu süreçte ödül alan işkence fotoğrafı ve onun dışında dünya basınında ilgi gören özellikle ‘Şebbiha’ denilen Suriye Sivil Polis Teşkilatı’nın merkezi karakoluna yapılan baskının fotoğraflarını o zaman çektim. İçinde bulunduğum ekip zaten çatışmaları yakından takip ettiğinden bende onlarla hareket ediyordum ve zaten bana bir süre sonra alıştıklarından aralarında rahatlıkla fotoğraf çekebiliyordum.”
Özmen’in ödüllü fotoğrafını çekme öyküsü ise şöyle gelişmiş: ”Sığındığımız okula iki tane muhbir getirildi, Allahu Ekber sesleri yükseldi ve bende sesleri takip ettim, olayı fotoğraflamaya başladım. Komutan odasında sorular soruldu sonra aşağı kata götürüldüler 10 gündür aralarında olduğum için işkence yapılan odaya girdiğimde seslerini çıkartmadılar, bu sürecin sonunda böyle bir olaya tanık olmam şanstı.”

Suriye Savaşı Emin Özmen’in karelerinde

Emin Özmen, Suriye Savaşı’nda yakalanan muhbire yapılan işkenceyi yansıttığı kareyle, World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları Yarışması’nda ‘Spot News Singles - Flaş Haberler Tek Fotoğraflar’ kategorisinde 2.’lik ödülü kazandı.
ETİKETLER : Sayı:939