Bilişim Dünyası 17 AĞUSTOS 2015 / 01:27

Sayısal TV yayınları konusunda uyarı

RTÜK Üst Kurulu Üyesi Esat Çıplak, karasal sayısal TV yayıncılığı ihalesine ilişkin 6 Ağustos tarihinde bir açıklama yaptı.

Esat Çıplak, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 01.07.2015 tarih ve 2015/30 sayılı toplantısında RTÜK Karasal Yayın Lisansı ve Sıralama İhalesi Usül ve Esasları Hakkında Yönetmelik Taslağı ile Verici Tesis ve İşletim Şirketi ile Multipleks İşletmecileri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı hakkında şu açıklamayı yaptı: “Taslak, muhalefetime rağmen, Resmi Gazete’de yayınlanmak üzere Başbakanlık’a gönderilmiştir. Söz konusu yönetmeliğin yayınlanmasıyla karasal ortamdan yapılacak televizyon yayıncılığına ilişkin süreç yeniden başlamış olacaktır. Bu durumda karasal sayısal TV yayıncılığının yönetmelikte önerildiği şekilde başlatılmasının doğuracağı olumsuz durumlarla ülkemizin de üyesi olduğu Uluslararası Telekomünikasyon Birliğine(ITU) üye bazı ülkelerde karasal sayısal yayıncılığa geçişe ilişkin bazı değerlendirmeler aşağıda sunulmuştur. Özetle; sayısal yayıncılığa yönetmelikte önerildiği şekliyle DVB-T2 tekniğinde geçilmesi yanlış teknoloji transferi yanında kamu zararına sebep olacak, kullanıcının aleyhine sonuçlar doğuracağı gibi medya sektöründe de geri dönülemez yanlış bir yola girilmesine sebep olacaktır.”

Karasal TV yayın izleyicisi için sayısal TV vericilerin kurulması kaynağın heba edilmesi demek

Çıplak, “Ülkemizde sayısal karasal TV yayınları sistemleri niye kurulmamalı?” sorusunu gündeme getirerek şunları ifade etti: “Ülkemizdeki kaynakların etkin kullanılması, kaynakların israf edilmemesi, gelişen geniş band mobil teknolojilerin dikkate alınması, uluslararası eğilimler, rekabet ortamının tesisi, hizmetin yaygın ve kaliteli olarak tüketicilere iletilmesi, içerik sağlayıcı yayıncıya maliyetleri azaltma ve ek gelir elde etme bağlamında; ülkemizde UHF karasal TV yayın alanlarının kentlerde yüzde 8-12,  kırsal alanda ise yüzde 3’ler civarında olduğu tahmin edilmektedir. (Ülkemizde genç nüfusun yüksek olması bizdeki UHF TV yayınlarının izlenme oranlarının çok düşük olmasına önemli katkıda bulunmaktadır.) Bu kadar az orandaki karasal TV yayın izleyicisi için sayısal TV vericilerin kurulması ülkemiz için büyük bir kaynağın heba edilmesi anlamına gelecektir. Karasal sayısal TV yayınları teknolojik olarak UHF spektrumunu mobil sistemlere göre 3-4 kat daha az verimlilikte kullanılmasına neden teşkil etmektedir. Bu ise frekans gibi ülkemiz için çok değerli olan kıt kaynakların kötü bir şekilde kullanılması anlamına gelmektedir. Karasal TV yayınlarının izlenme oranları Avrupa’da 2006-2013 yılları arasından yüzde 12 azalmıştır ve bu azalma 2020’li yıllara doğru yüzde 25-30’a ulaşacak gibi gözükmektedir. Sonuç olarak geleneksel TV izleme biçimi inter-aktif TV’ye yönelmiş olup artık sayısal karasal TV yayınlarının hiçbir cazibesi kalmamıştır. Yüksek güçlü sayısal TV verici işletmeciliğinin (özellikle yüksek elektrik masrafları, personel, ulaşım vs) ağır masrafları, gerek Avrupa ve gerek dünyada TV izleyici profilinin hızla değişmesi, bu tür yayınlarda inter-aktivite imkânının olmaması,  bu yayınların genelde yaşlı nüfus grubunca izlenmesi karasal yayıncılıktaki sıkıntılar için en önemli etkenler olmuştur.”

Fiber şebekelerin yaygın hale getirilmesi gerekecek

“Türkiye bilindiği gibi sayısal yayıncılık uygulamasında oldukça gecikmiştir” diyen Çıplak açıklamasına şu şekilde devam etti: “Yayın sıralama ihalesinin mevcut yasal durumunun bu yıl içinde çözülüp yılın ikinci yarısında eğer sayısal karasal yayın sistemlerinin ihalesi gerçekleştirilebilirse dahi 952 vericinin kurulması en iyi iyimserlikle 3 -3,5 yıldan az bir sürede gerçekleşmeyecektir. Bu ise analog yayınların sonlandırılması (ASO) tarihinin ülkemiz için 2018-2019 yılları olması demektir ki bu tarihten birkaç yıl sonra Avrupa artık (yayın lisanslarının sonlama tarihleri) TV-Mobil yakınsamasına geçmeye başlayacaktır. Biz daha yeni sayısal TV yayınlarına geçmiş iken Batı bu yayınlardan çıkma konusunda yeni çözümleri gündeme getirecektir.  Sabit genişbant hizmetlerde iletim hızı, fiber şebekelerin yayılması ya da bakır kablo altyapısı üzerinden genişbant hizmet sunulmasında ADSL2, VDSL2, vektörleme gibi yeni yöntemler ve teknolojiler geliştirildikçe sürekli olarak artmaktadır. Özellikle, uygun terminal ekipmanlar şebekenin iki ucuna kurulduğunda fiber şebekelerin veri iletim hızı son derece artırılabilmektedir. Örneğin; Güney Kore’de, fiber şebekeler üzerinden 10 GB/sn hızla genişbant internet hizmeti sunulabilir hale gelmiştir. Bu bağlamda yüksek bant genişliği gerektiren, yüksek çözünürlüklü, HD ve hatta 4K, 8K çözünürlüklü ve interaktivite içeren sayısal yayınların sabit genişbant şebekeler üzerinden sunumu her geçen gün artmaktadır. Ülkemizin 2023 hedefleri arasında da her hane ve işyerine en az 100Mbit hızında genişbant internet hizmeti sunulması yer almaktadır. Bu hedefe ulaşmak için fiber şebekelerin yaygın hale getirilmesi gerekecektir. Söz konusu şebekelerin yaygın hale gelmesiyle sabit genişbant üzerinden sunulan yayıncılık hizmetleri ülkemizde de hem nitelik hem de nicelik olarak artacaktır. Genişbant hizmetlerin yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte genişbant şebekeler üzerinden Tivibu, Turkcell TV gibi hizmetler de verilmeye başlanmıştır. Bu hizmetlerin giderek artacağı, IPTV hizmetlerinin yaygınlaşacağı ve karasal yayınlar için bir ikame niteliği kazanacağı değerlendirilmektedir. Bütün bunların ötesinde ülkemizde bu yıl içinde verilmesi planlanan (Ağustos ayında ihalesi yapılacak) yeni nesil mobil 4, 4,5G ya da LTE, LTE-Advanced, lisanslarıyla mobil operatörlerimiz LTE’nin kendi doğasında bulunan LTE Broadcasting teknolojisine sahip olacaklardır. Hal böyleyken niçin ayrıca karasal sayısal yayıncılık için (952 TV istasyonu, 300 civarı mevcut istasyonlar kullanılacak)  toplam 8568 adet verici kurularak yüz milyonlarca ABD $’ı yatırım harcaması yapılsın?  Kurulumlarını takiben bu kadar çok sayıda istasyonun işletmesi sırasında harcanacak personel, ulaşım, yakıt, yedek malzeme gibi giderleriyle özellikle elektrik tüketim bedelini de dikkate alacak olursak bu rakamların nerelere ulaşacağını tahmin etmek bile çok zor. Niçin bu kadar büyük miktarlarda ülke kaynakları aynı işlevi sağlayabilecek iki ayrı şebeke için boşuna kullanılsın?”

Medya sektörü yeni gelir kaynaklarına kavuşacak

Çıplak, sayısal karasal TV yayınları sistemlerinin (DTT)  kurulması yerine mobil şebekeler üzerinden hücresel TV (LTE-B) yönteminin seçilmesinin ülkemize getireceği başlıca yararları şöyle sıraladı: “Artık teknoloji, medya sektörünün de temel yönlendiricisidir. / Tekonoloji kullanıcı alışkanlıklarını değiştirmekte, ortaya çıkan yeni ihtiyaçları da teknolojik çözümleri ile karşılamaktadır. / Çağımız medyasının en belirgin özelliği taşınabilir-mobil kullanıma imkân vermesidir. /

İnternet protokollü yayıncılık hem kaliteyi hem de sürdürülebilir bir izleme ortamını mümkün kılmaktadır. / Medya sektörü yeni gelir kaynaklarına kavuşacak: Yakın gelecekte önerdiğimiz şekliyle sayısal yayına geçilmesi durumunda medya sektöründeki ekonomik kaynak sorunu çözülmüş olacak, içerik sağlayıcı yayıncı yeni mecralardan da yapılacak yayın içeriği için ek gelirler elde edecektir. Ülke ekonomisi yanında medyaya ve kullanıcılara milyonlarca dolara mal olacak bu teknolojik gelişme aynı zamanda milli servetimiz olan kıt kaynak frekans spektrum varlığımızı da gereksiz yere işgal edeceğinden acilen bu yoldan dönülmesi hususunda yetkilileri ve medya paydaşlarını da duyarlı olmaya davet ediyorum.”

 
ETİKETLER : 1034