Bilişim Dünyası 22 ARALIK 2014 / 13:15

Siber saldırganlar organize oluyor

İstanbul’da bir konferans veren F-Secure’un Finlandiyalı baş araştırmacısı Mikko Hypponen, kişisel verilerin korunması ve siber saldırıların değişen çehresi ile ilgili çarpıcı bilgiler verdi.

Virüsler, truva atları ve diğer zararlı yazılımlar, değişen teknoloji eğilimleri ile birlikte hızlı bir dönüşüm içerisine girdiler. Siber saldırganlar, son kullanıcıyı hedef alan saldırılardan çok, daha organize bir şekilde hareket ederek devlet kurumlarını ve büyük şirketleri hedef alıyorlar. F-Secure CRO’su Mikko Hypponen, İstanbul’da düzenlenen konferansta yıllar içerisinde değişen siber saldırı metotlarından söz ederken, eskiden bir virüsü takip ettiklerinde karşılarına 14-15 yaşlarında bir çocuk çıktığını fakat günümüzdeki saldırıların arkasından kimin çıkacağını kestirmenin oldukça zorlaştığını belirtti.

Son yıllarda özellikle devletlerin birbirlerinin kritik tesislerine yaptıkları saldırıların arttığını ifade eden Hypponen, Stuxnet gibi saldırıların, hükümetler tarafından yaratılan “mobil” yazılımlara kadar indiğini söyledi. Mobil yazılımlar aracılığıyla kendi vatandaşlarının bilgilerinin yanı sıra, diğer ülkelerin vatandaşlarının da verilerini elde eden hükümetler, bu sayede çok daha rahat fişleme yapabildiklerini söyledi.

İnternette bedava hizmet olmaz

Mahremiyet haklarının özellikle ABD’li şirketler tarafından ihlal edildiğini vurgulayan Mikko Mypponen, Google ve Facebook  tarzı şirketlerin kullanıcıların verilerini saklarken ABD’li kullanıcılarına ayrı, diğer ülkelerde yaşayan kullanıcılara farklı mahremiyet politikaları uyguladığının altını çizdi.

Google’ın sunduğu ücretsiz hizmetlere de değinen Mikko Hypponen, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

“Gmail, Gtalk ve Google Maps gibi hizmetler, oldukça başarılı olmalarına karşın ücretsizler. Bu oldukça garip bir durum oluşturuyor. Ama olaya nereden baktığınız çok önemli. Google’ın veri merkezlerine son dönemde her 3 ayda bir 2 milyar harcama yaptığını görüyoruz. Google’ın bir arama motoru olmasına karşın, en fazla sunucu üreten dördüncü üretici olması durumu daha da ilginç kılıyor. Normal şartlar altında sunucu satışı yapmayan bir şirketin iflas etmesi gerektiğini düşünürken, Google’ın geçtiğimiz yıl 12 milyar dolar kâr ettiğini görüyoruz. Bunun nasıl olduğu ise oldukça basit. Reklamlar ya da kullanıcı takibi üzerinden kazanılan büyük paralar Google gibi şirketleri ayakta tutuyor. Bu verileri uygulamalar üzerinden üçüncü şirketlere sağlayarak kullanıcıların mahremiyetleri üzerinden gelir elde ediyorlar.”

Para vermeden “ücretsiz” olarak kullandığımız bu hizmetlerin bedelini mahremiyetimizle, özel bilgilerimizle ödediğimizin altını çizen Hypponen, aslında internette bedava hizmet diye bir şey olmadığını vurguladı.
ETİKETLER : 1001