Bilişim Dünyası 12 AĞUSTOS 2013 / 08:18

Siz stratejisiz kalmayın

Mobil uygulamaları belli bir strateji ile planlayarak sürekli geliştirmek şart. Bu gerekliliğin bilincinde olan şirketleri, çalışanları ve müşterileri ile keyifli ve verimli bir süreç bekliyor.

BT’nin ‘tüketicileştirilmesi’, mobil cihazların kullanım yaygınlığı ile beraber büyüyen bir eğilim. Bu gelişim, BT şirketlerini güvenlik, uygulamalara erişim, iş sürekliliği gibi birçok konuyla da karşı karşıya bırakıyor. Ama Forrester Research CIO Grubu Küresel Yöneticisi Luiz de Oliveira’ya göre, her şey şu temel çıkarımda bitiyor: Daha da artan beklentiler. Kurum içinden bakıldığında bu beklentiler daha iyi, daha güçlü cihaz talebi, bu talebin her yerden ve her zaman olması, kurumsal uygulamalara istenen zamanda erişme isteği, bu süreklilik ile proje yaşam döngülerinin kısalması ve sınırların daha azalması sayılabilir. Beklentilerin tüketicilerde bulduğu tepkiye bakıldığında ise, beklentilerin kamu veya özel sektör hiç fark etmez, her şirketle etkileşim kurmak adına yeni fırsatlara odaklandığı görülüyor. Burada temel araç, cihaz fark etmeksizin mobil ortamda işleyen uygulamalar.
Bu ‘kurum içi’ kullanıcı profili. Tüketiciler gibi ‘dış kullanıcıların’ mobil uygulamalardan beklentisi ise kesintisiz ve sık güncellenmesi. Oliveira, en azından iki ayda bir güncelleme beklentisine işaret ederek, bu beklentilerin de kurumsal yönetimler ve BT birimleri üzerindeki baskıyı artırdığına işaret etti.
Buna göre, yönetim birimleri daha kısa ömürlü, ama daha yüksek seviyede deneyim, daha gelişkin bir iş ve BT işbirliğini ortaya koyan yapılara odaklanmalı. İkinci olarak, BT güvenlik ve mimari yapı politikaları, kontrol uygulamaları Forrester’ın ‘Parmaklık’ (Guardrail) olarak tanımladığı bir modele doğru gelişim sergilemeli. Burada iş yapısının spesifik bir otonomisi ve hesap verebilirliği varken, BT de danışman bir rol üstleniyor. Üçüncü olarak uygulama geliştirme ve bunların sunumu ile ilgilenen şirketlerin çevik olması, kullanıcı deneyimi odaklı yeni paradigmaları varolan yapıya uyarlaması, bütünleştirme yapılarının süreklilik sergilediğini bilmesi, olay temelli mimariler ve programlama modellerini deneyimlemesi gerekiyor. Bu model bir yönüyle dördüncü maddeyi de oluşturuyor: Şirketlerin SOA yapısının da önüne geçmesi, ölçümleyebilecekleri olay tabanlı mimarileri konumlandırması şart. Mobil fırsatlardan yararlanmak adına kurumsal uygulamaları yenilemenin ipuçlarını ise Oliveira şöyle anlattı:
“Öncelikle herkese uyan bir model olmadığını bilmek gerek. Temelde mobil yapıyı kurumsal yapı ile bütünleştirmek isteyen her ölçekte şirket, proje gerekliliklerini ve mobile hazırlık yapısını bilerek yol almalı. Kesin olan birşey var: Şirketler ürün merkezli bir yaklaşımla mobil uygulama kararlarını sahiplenmeli ve bunları yönetmeli. Burada da yönetim ve uygulama arasında işbölümünü doğru yapmak; mobil duruşun yönetilebilirliği, güvenlik, tüketici ile etkileşim ve markanın prestiji adına çok önemli.”

Herkesin yolunu izlemeyin, kendi rotanızı çizin
Peki bir şirket ve bir çalışan işinde ve kurumsal sonuçlarında mobil uygulamaların değerini nasıl ölçebilir? Oliveira’ya göre şu anda çok az sayıda şirket temel ölçümlerin, yani aktif kullanıcı sayısı, yükleme sayısı, uygulama mağazalarındaki kullanıcı reytingleri ve mobil kanaldan gelen trafik yüzdesinin ötesine geçebiliyor. Forrester’ın görüşü ise şirketlerin, iş hedefleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlanabilecek ve şirket bütününü etkileyebilecek mobil ölçütleri birer ‘öncelik’ olarak belirlemesi gerektiği.

Kurumsal hedeflere erişmek, rutin iş süreçlerini kolaylaştırmak ve en önemlisi tüketici ile sürekli iletişim içinde olabilmek adına doğru mobil uygulamalar önemli. Mobil uygulamaları hedeflenen biçimde kullanabilmek, BT birimi ve diğer iş birimleri arasında işbirliğini, uyumlu çalışmayı da gerekli kılıyor. Yani doğru uygulamayı seçmek sadece BT biriminin işi değil, tüm birimler bu noktada fikirleri ile belirleyici. İşte bu nedenle Oliveira’ya göre, mobilite işe değer katan dört kaynak sunuyor. Bunlardan ilki tüketicileri, günün kendileri için en önemli anlarında bu yapıya dahil etmeleri. İkincisi son çevrimdışı adımları yeniden ele alıp düzenleyerek iş süreçlerini hızlandırması. Üçüncü sırada çalışanların daha üretken ve yaratıcı olması adına onların cesaretlendirilmesi var. Dördüncü başlık ise tüketicilere yeni servislerle erişmek. Tüm bunların sonucu olarak, başarılı mobil uygulamalar ihtiyaca ve önceliklere de en uygun, en kullanışlı olanlar. Ama bu aslında daha işin başı.

Size hangisi yakışır?

En uygun mobil platformu seçmek, Oliveira’nın da belirttiği gibi maliyet ve müşteri deneyimi arasında en doğru dengeyi bulmaya bağlı. Bunun da bazı genel yol haritaları var:
• Eğer daha etkili bir kullanıcı deneyimi sunan özgün bir uygulama ile rekabet etmiyorsanız, o zaman çalışanlara yönelik uygulamalar için internet tabanlı bir yaklaşımı ve internet uygulamalarını temel alın.
• Son kullanıcı deneyimi ve maliyet arasında eşit bir denge ile karşı karşıya gelirseniz, melez uygulama geliştirme tam size göre. Çatı (framework) sayısını en aza indirin, maliyeti kontrol edin ve performansı artırın.
• Çoklu platformları desteklemeniz gerektiğinde, Java Script yetkinlikleri sınırlı olduğunda veya gömülü şifreleme ya da ikincil mobil platformları destekleme gibi özel ihtiyaçlar söz konusu olduğunda ortakat yazılımı (middleware) kullanın.
• Kodunuz son tercihiniz olsun. Kullanıcı deneyimini artırmak istiyor veya sadece 1-2 mobil platformu desteklemek istiyorsanız, kendi kodunuzu geliştirmek ekonomik olabilir.
ETİKETLER : Sayı:933