Bilişim Dünyası 03 KASIM 2014 / 09:03

Tüketici haklarıyla sektörün de hakkı korunuyor mu?

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicilerin yanı sıra üretici ve ithalatçılarla tarafından da ilgiyle takip edildi. Konuyla ilgili hem düzenleyici kurum hem de sektör temsilcilerinin yorum farkını derledik.

Bu yılın Mayıs ayında yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, özellikle bilişim sektöründeki birçok soru işaretini ortaya çıkardı. Aradan geçen zamana rağmen ne üretici ve ithalatçılardan oluşan sektör temsilcileri ne de kamuoyunda konuyla ilgili gerekli farkındalık oluşmadı. Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Ramazan Ersoy’un BThaber’e yaptığı açıklamalara göre, kanunla birlikte şu önemli sonuçlar ortaya çıktı:

  • Ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıl boyunca üretici ve ithalatçının sorumluluğunda,

  • Satın alınan malın garanti belgesi ile işlem yapılması için faturanın ibrazı zorunlu değilken, garanti süresi tüketici değişse bile devam etmekte,

  • Ürünün montajının tüketici tarafından yapılması durumunda tüketicinin nelere dikkat etmesi gerektiğini belirtilmek durumunda, aksi durumda sorumluluk üretici ya da ithalatçıya ait olur,

  • Ayıplı ürün tüketiciye satılmadan önce tespit edildiğinde üretici ya da ithalatçının bir sorumluluğu olmaz,

  • Ticari ya da mesleki amaçla hareket eden kişiler, 6502 sayılı kanunda tüketici olarak kabul edilmeyeceğinden herhangi bir sorunda mahkemeye başvurmalı,

  • Yeni kanuna göre, ölü piksel bulunan tüm ürünler ayıplı mal olarak kabul edilir,

  • Bazı üreticiler tarafından sarf malzemesi olarak görülen telefon ya da tabletlerdeki bataryalar, yasaya göre cihazın bir parçası ve ürün ile birlikte garanti kapsamında.


Ramazan Ersoy’un verdiği bilgileri yorumlayan Çizgi Elektronik Genel Müdürü Niyazi Saral, 6502 sayılı yasanın ikinci el satışlarda garantiyi devam ettirdiğine dikkat çekerek sözlerine başladı. Kanun ile birlikte artık ürün faturasının talep edilmediğini aktaran Saral, “Ayrıca akıllı telefon ve tabletlerdeki bataryaların sarf malzemesi olarak tanımlanmaması ve garanti süreçlerine tabii olduğunu görmek, bozuk piksele sahip LCD ekranlar ve televizyonların ayıplı mal kabulü tüketici açısından birçok belirsizliği önleyecek” dedi.

Bilişim şirketlerinin kendi iç kullanımı için aldığı cihazlar için 6502 sayılı kanunun geçerli olduğunu vurgulayan Saral, iç kullanımın şirketleri tüketici haline getirdiğini belirtti. Tüketiciye teslim edilmeden ayıplı olduğu anlaşılan malların Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğini dile getiren Niyazi Saral, Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” adı altındaki madde 23’ün “c” fıkrasında durumun açıklığa kavuşturulduğunun altını çizdi.

“6502 sayılı yasa güncellenmeli”

TÜBİFED (Bilişim Sektörü Dernekleri Federasyonu) Yönetim Kurulu Başkanı Rüştü Arseven, bu yıl yürürlüğe giren yasanın bilişim sektörüne uygulanması konusunda önemli sorunların ortaya çıktığını ifade etti. Temsil ettiği bilişim sektörü temsilcilerinin gözünden 6502 sayılı kanunu yorumlayan Arseven, şunları söyledi:

“En kritik nokta tüm ürünlerde 24 ay garanti süresinin standart olarak uygulanmasıdır. Bazı ürünlerin içlerinde yer alan ve sarf malzemesi konumunda olabilen ve ömürleri 6 – 12 ay olan ürünlere de 24 ay garanti süresi verilmesi zorunluluğu teknik olarak çelişki yaratmaktadır. Örneğin cep telefonu pillerinde ortalama tam kapasite kullanım süresi 6 - 12 ay iken bu ürünü tek olarak aldığınızda veya telefonla birlikte kullandığınızda 24 ay garanti süresi vermek durumunda kalıyorsunuz.”

Arseven’e göre, gereğinden fazla verilen garanti süresi tüketici ve satıcı şirketler arasındaki karşılıklı anlayış ile çözülüyor. Böylece yasada ortaya çıkan teknik çelişki piyasa tarafından gideriliyor.

“Kurumsal ile bireysel arasında fark olmamalı”

TÜBİFED Yönetim Kurulu Başkanı, garanti sürelerinde bir başka soruna işaret ederek, şu açıklamada bulundu:

“24 aylık garanti süresi tüketicinin aldığı tarihte başlıyor. Oysa ürünün imalat ya da ithalat süresinde bazen 6 ay hatta 1 yıla kadar uzayabilen tedarik ve depolama süreçleri ortaya çıkabiliyor. Yurt dışındaki şirketlerin çoğunlukla 24 aylık garanti süresini fatura kestikleri tarihte başlatması, ortaya çıkan ekstra süreler için ithalatçının fazladan bir yük üstlenmesine sebep oluyor.”

Bireysel kullanıcılara uygulanan garanti süreleri ve hakların ticari şirketler için geçerli olmamasını da eleştiren Rüştü Arseven, tüketici haklarında bireysel ya da kurumsal farklılık olmasının anlamlı olmadığını ifade etti. Arseven sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Yasanın çok geniş bir ürün grubu için genelleme yapması yerine, her sektörün kendi hassasiyetlerini göz önüne alarak ilgili sektör STK ve kurumlarının değerlendirmesiyle güncellenmesi çok önemlidir.”
ETİKETLER : 994