Bilişim Dünyası 01 OCAK 2013 / 08:25

Tüm ekibimle doğru çözümü sunmaya çalışıyoruz

Gelişmiş ağ ürünlerinin; genişbant, sayısal, ses ve veri iletişim çözümlerinin tasarım, üretim ve pazarlamasında dünyanın lider şirketlerinden biri olan D-Link’in Türkiye organizasyonu Ankara merkezli olarak yürütülüyor. D-Link Türkiye Genel Müdürü Harun Sönmez de 2006’dan beri şirkette çalışıyor ve 2012 Mart ayından bu yana da genel müdürlük görevini sürdürüyor. Bir markayı temsil etmenin ayrı bir sorumluluğu olduğunu dile getiren Sönmez, “Söylediğiniz her şeyi düşünmelisiniz; her söylediğiniz söz sağlam olmalı. Bu şekilde geliştirdiğimiz ilişkilerle, karşılıklı güvenle yeni müşteriler kazanıyoruz” dedi. D-Link’in dünyada 2011 yılında CEO’sunun da değişmesiyle yeni bir anlayışın egemen olduğunu kaydeden Sönmez; artık ayağa daha yere basan, daha projeye yatkın, müşteri ve çözüm odaklı yaklaşımın oluştuğunu vurguladı.
“D-Link bu değişikliklerle beraber artık ürün satmaktan çok çözüm satmaya yöneldi. Bugün de aynı şiarla hareket ediyoruz; ‘Bizim böyle bir ürünümüz var’ demekten imtina ediyoruz. Kaldı ki böyle bir ürünümüz var diyeceğimiz 800 kalem ürünümüz mevcut. Çok ürün sahibi olmak hem artı, hem eksi getiriyor, artısı; müşterinin her ihtiyacına çözüm sunabiliyorsunuz, uyumluluk sorunu ortadan kalkıyor. Kötü tarafı ise; bu kadar ürüne hâkim olmanız gerekiyor; ciddi bir teknik birikim gerektiriyor ve tüm ekibinizin A’dan Z’ye bu donanımda olması gerekiyor. Çözüm satmak kolay değil; zorlu bir süreç. Türkiye’deki Çin ve Amerikan menşeli şirketlerin piyasayı domine etmesi söz konusu; bunu da altın yaldızlı ürünlerle yapmıyorlar. Bir kuruma gidip test ortamı yaratıp gerekliliğini de artılarıyla test ortamında sunmanız gerekiyor, bu da en az 6 ay gibi bir süreç. Kamu ve özel şirketler bu yöntemi izliyor artık. Eski anlayışla yani paket satışıyla devam ettiğinizde buralarda yer almanız çok güç. Biz de yeni yapılanmamızda; bu anlayışa, bu bakışa, bu vizyona sahip insanlarla devam ettik” vurgulamasını yapan Harun Sönmez, personel tercihlerinde satışçı da olsa teknik geçmiş aradıklarını belirtti.

Sönmez, “D-Link Türkiye, D-Link International bünyesinde çalışıyor ve D-Link International Singapur’da bulunuyor, merkez ise Tayvan’da. Bu arada, D-Link Rusya’nın 46 şubesi var; satış anlamında değil, çözüm anlamında. Bizim de amacımız bu; son kullanıcıya doğrudan dokunmak için. D-Link Türkiye’nin merkez ofisi Ankara’da ama İstanbul’da da ofisimiz bulunuyor ve bu ofisi çok önemsiyoruz; sorunları layıkıyla çözebilecek bir ekip bulunuyor. İstanbul ofisinde ayrıca çağrı merkezimiz de var; pazardaki ürünlerimizin diğer çağrı merkezlerinde desteği verilemezse burası devreye giriyor. Biz doğru çözümü sunmaya çalışıyoruz; tüm ekibimle bunun peşindeyiz. Sorumluluklarımızı layıkıyla yerini getirmeye çalışıyoruz” dedi.
D-Smart’ın ana tedarikçileri olduklarını dile getiren Harun Sönmez Metronet’in de destek verdikleri müşterilerinden olduğunu söyledi. Sönmez ayrıca müşterileri arasında; TOKİ ve hastaneleri, Türk Telekom, Digitürk, Türksat, TÜBİTAK bünyesindeki Ulaknet, Bilkent Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Eskişehir Vergi Dairesi’ni de saydı. Deniz Kuvvetleri’ni özellikle vurgulayan Sönmez, buranın tüm ağının D-Link olduğunu kaydetti.

D-Link’in küresel pazarda ilk 3 sırada yer aldığını söyleyen Harun Sönmez sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Marketi domine ettiğimiz alan; kablosuz teknolojiler; Gartner Raporu’nun 2012 ilk çeyrek verilerine göre kablosuz ağlarda tüm dünyanın yüzde 27,6’sına sahip; yani lider. Cihazın üzerindeki kapılar (port) sınıflandırmasında ise yine ilk çeyreğe göre 3. sırada. Türkiye’deki durumumuz hiç buraya yakın değil. Yapılanmamızda; idari ve teknik durumları evirirken aynı zamanda küresel anlamdaki markamızın bu algısını paralel olarak yansıtmaya çalışıyoruz. ‘Biz size ürün satmaya çalışmıyoruz, hangi sınıf ürün peşindeyseniz aşina olduğunuz ürünün yanına koyalım, aynı testleri yapalım, kurulumu konuşalım, teknik desteği verelim. Biz bu alanların hepsinde yanınızda olalım’ diyoruz. Son kullanıcının yanında olmak anlayışı bizim için hâkim. Geçmişte bayilerin inisiyatifinde yürüyen anlayışı artık kendimiz kuruyoruz. Yanımızda bayimiz de oluyor ama cümleyi biz kuruyoruz, bayimizin de elini güçlendiren bir durum bu.”

Bilişime konu her ürün ailesine sahibiz
Sönmez, 800 kalem ürünleri olduğunu yeniden ifade ederken “Hangi ürünümüz yok demek daha doğru. Bilişime konu her ürün ailesine sahibiz; sadece yazıcımız, ekranlarımız, televizyonumuz yok.” dedi. Dünyanın en geniş ‘anahtar’ ailesine sahibiz. xDSL modemler, VoIP tarafı, ‘green ethernet’, ‘depolama’ ailemiz çok önemli. Kablosuz haberleşmeye konu olabilecek tüm çözüm ailesi bizde mevcut. Kablolu çözümlerimiz de var. ‘Power line’ geniş bir ürün ailemiz. Bebek kamerasından profesyonel çözümlere kadar çok geniş IP kamera ürünlerimiz ve onların kayıt cihazları var. Tüm bu donanımlarımızla birlikte yazılım çözümlerimiz bulunuyor. Yazılım çözümlerimizi ücretsiz sağlıyoruz; bizim yazılımlarımız ömür boyu ücretsizdir. Herkesin bütçesine ve ihtiyacına göre ürünümüz mevcut. Çok önemli bir noktada duruyoruz; ihtiyacına göre ve olası, ilerde olabilecek ihtiyaca göre. Mesele ciro yapmak değil, layıkıyla hizmet vermek ve bu anlayış farkındalığını yaratmak. Bu anlayışla doğru iş yapma peşindeyiz” açıklamasını yaptı.

Ar-Ge’nin burada geliştirilmesi için çaba içerisindeyim
D-Link’in en önemli farklarından birinin de tasarım olduğunu vurgulayan Harun Sönmez, her yıl ‘designer ödülü’ kazandıklarını söyledi. Önümüzdeki dönem hedeflerini vizyonlarıyla sağlam adımlarla ilerlemek olarak kaydeden Sönmez, “2012 yapılanma yılı oldu ama sağlam duruşumuz sayesinde geçen yıla göre ikiye katlayan ciro elde ettik. 2013’te bu yılın hedefini ikiye, üçe katlamayı planlıyoruz. Hedef; önümüzdeki 3 yıl içinde küreseldeki Gartner rakamlarına ulaşmak. Perakende sektörüne de daha fazla özen göstereceğiz. Perakende sektöründe ev kullanıcılarının gereksinimleri öne çıkmaya başladı. Telekom projelerine odaklanmış durumdayız, kamu projelerine eğiliyoruz.
3G ve 4G; 60 kalem ürünümüz var; operatör bağımlı şu anda. 2013 hedeflerimizden biri markette satılabilir hale getirmek. Tüm ürünlerimiz Türkçeleşmiş durumda. Ar-Ge’nin burada geliştirilmesi için çaba içerisindeyim. Bu bir yerde gereklilik. Hedeflerimizi tutturduğumuzda ekibimi  Ar-Ge yapar duruma getirmek istiyorum. Bir yandan da kablosuz teknlojilerde sosyal sorumluluklar peşindeyiz. Marka algısıyla beraber insanlara doğruyu da anlatmaya çalışıyoruz. Teknolojiyi ne yazık ki bilmeden kullanıyoruz; fikir sahibi oluyoruz bilgi sahibi olmadan. Daha geniş kapsama alanı daha cazip olarak sunuluyor. Sadece teknoloji sunmak değil sağlık da önemli. Sen sattığın ürüne inanmıyorsan müşterini kandırıyorsun demektir. Üretici olarak; öncü olmak, teknoloji üretmek, aynı zamanda sorumluluklar da getiriyor ve bunu da sağlamaya çalışıyoruz. Türkiye’de bu anlayışımızla kalıcı bir şekilde teknolojide rekabetçi bir ortam sunabilmek niyetindeyiz. Ayrıca ‘Tamir Merkezleri’ kurmak gibi hedeflerimiz var. Adana, İzmir ve Trabzon’da şubeler açmayı planlıyoruz. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Eğitim Merkezi kurmak derdindeyiz. Eğitmenleri Tayvan’da biz eğiteceğiz. Ankara ve İstanbul ofislerimizde verdiğimiz eğitimlerimiz de herkese açık. Sektörde; öncelikle altyapıyı kurmak gayretindeyim. Dolayısıyla ürünlerin önce standartlarının ne işe yaradığını anlatıyoruz” dedi.