Bilişim Dünyası 02 ŞUBAT 2015 / 09:26

Türkiye’den yazılım markası istiyoruz

Ar-Ge çalışmaları ile Metric, iş zekâsı ve analitik alanında ihracat için kolları sıvadı. Bu hedef, insan kaynağında da büyümenin devamını sağlayacak.

Finans, sigorta, telekom başta olmak üzere otomotiv, hızlı tüketim ve perakende sektöründe önde gelen şirketlere iş zekâsı ve iş analitiği çözümleri sunan Metric, çalışmalarına uluslararası boyut kattı. Hem de kendi Ar-Ge projeleri ile… Bunun bir örneği olarak British American Tobacco (BAT), çoklu ülke, çok dilli raporlama ve iş analitikleri altyapısını Metric danışmanlığında oluşturdu. Bu uygulamalar BAT’ta 8 ülkede daha uyguluyor. Böylece Metric, BAT Türkiye ile çalışma yaparken, BAT Türkiye de bu çözümle, faaliyet gösterilen diğer ülkelere destek veriyor. SAP Türkiye'nin BusinessObjects konusunda en büyük iş ortağı olduklarını söyleyen Metric Genel Müdürü Gökhan Arıksoy, 2014 yılı değerlendirmesini ve 2015 yılı stratejilerini paylaştı:

Nasıl bir 2014 yılını geride bıraktınız? 

Finansal olarak güçlü olduğumuz için sermayemizi yatırıma yönlendirebiliyoruz. Bu bazı adımladı atmamızı kolaylaştırıyor. 2007’de kurulduk, sadece iş zekâsı ve iş analitiği üstüne çalışıyoruz. SAP Türkiye'nin BusinessObjects konusunda Gold Partner seviyesine ulaşmış ilk iş ortağıyız. Bu da bize ‘daha fazla kaynak’ olarak dönüyor. 2014’te insan kaynağımız büyüdü ve 40 kişiden 70 kişiye ulaştık. Bu sayının daha yükselmesinin önündeki engel ise Türkiye’de yetkin İK bulmanın zorluğu. Bu aslında tüm sektörün sorunu. Bu nedenle Metric Akademi programımızı hayata geçirdik.

Bu program ne zaman hayata geçti ve neleri kapsıyor?

2013 sonunda. Üniversitelerin kariyer günlerinden bağımsız bir yapı kurguladık. Her 6 ayda bir bu başlıkta ilan açıyor ve aday topluyor, onlara şirketi ve çalışmalarımızı anlatıyor, ardından bu adayların bazılarına programımıza katılma önerisi sunuyoruz. Bunlar üniversitede son dönemi olan öğrenciler oluyor. Onları programa alıyor, 6 ay ile 1 yıl arasında teknoloji eğitimleri ve sunum teknikleri, müşteri ile görüşme gibi iş hayatında gereken eğitimleri veriyor, onları iş hayatına hazırlıyoruz. Bu dönemin sonunda iki tercih yapabiliyorlar: Ya Metric dışında kariyere devam ediyor ya da Metric'te göreve başlıyorlar. Program İstanbul üniversiteleri ağırlıklı. Ama haftada 3 gün ofisimize gelmeleri gerekliliği karşısında Anadolu’daki üniversitelerde okuyan, ders programı buna uyan öğrenciler de katılıyor.

2015 yılı planlarınız neler?

Büyümemiz sürecek. İnsan kaynağımız 150’lere ulaşacak ve yazılım geliştirme ekibimizin gücü artacak. 2014’te iki tane Ar-Ge projesi başlattık TÜBİTAK’la. Bu projelerin ikinci fazlarını yapacağız. Türkiye’den bir yazılım markası çıkmasını istiyoruz. Yazılım başlığında mühendislik kadar, satış ve pazarlama tarafına da odaklanmak, ürün geliştirme kadar, bakım başlığında da gelir elde edebilmek gerek. Bunun için her ölçekte şirketin bakışının gelişmesi, ürün satın almak kadar hizmet alma bilincine de ulaşması gerek. Sonuçta hizmet, ürüne asıl değeri katan faktör. Türkiye’de gelişmesi gereken bir konu da yerel yazılımın desteklenmesi.

Bunun için neler yapılabilir?

Hem kamu hem de özel sektör tarafından yapılması gerekenler var. Örneğin Türkiye’de de ileri teknoloji geliştirme bölgeleri olmalı, yüksek teknoloji üretenler için teşvikler sunulmalı. Kamunun özellikle ileri teknoloji üreten yatırımcıya bakışında iyileşme var. Teknoloji bölgeleri ve Ar-Ge projeleri yoluyla verilen teşvikler, katma değer yaratıyor. Daha yapılacak şeyler var, ama kamunun adımlarıyla bu noktaya gelmek bile önemli. Ayrıca yerel firmaların da bizim gibi teknoloji üreticilerine şans tanımaları gerek. Sonuçta bu desteğin ülke ekonomisine katkısı büyük. Bunun örneği Alman ekonomisi. Türkiye ekonomisinin de kendi içindeki bilişim şirketlerini desteklemesi gerek. Örneğin Ar-Ge projelerimizden birini Aviva’ya, birini BAT’a sattık. İki şirkette tüm stratejik performans yönetimini bizim Ar-Ge projemiz üstünde geliştiriliyor.

İki Ar-Ge projesinin odak noktaları hakkında detaylar paylaşır mısınız?

Bu konuda başvurularımızı 2013 sonunda yaptık ve20 14 başında projeler başladı. Odak noktaları yine iş zekâsı ve iş analitiği. Ancak bunlar, mevcut çözümlerin içinde karşılanmayan bazı noktaları tamamlayacak ürünler.

İş zekâsı ve analitik çözümler; gerek IoT, gerek M2M, gerek büyük veri ekseninde nasıl bir değişim gösteriyor?

Üç fazda ilerleme var. İlki geleneksel raporlama altyapıları. Yani geçmiş verilere bakarak rapor üretmek. İkinci aşamada prediktif, yani önceden tahmini hedefleyen yapılar var. Örneğin 8 aylık verilerinizle ürettiğiniz rapora, eksik 4 aylık veri de geçmiş verilere bakılarak, sektör ve iş alanındaki bazı verilerle varsayımlar üretilip ekleniyor ve 12 aylık bir perspektif sunuluyor. Üçüncüsü de preskriptif dediğimiz sistemler. Bunlar da hem 9 aylık mevcut verilere hem 3 aylık tahminlere bakıyor ve size bir öneri yapıyor. Bunlar üstün işlem yeteneği olan teknolojiler ve siz iş zekâsı verilerini yorumlayıp bir hamle kararı verene kadar sistem size öneride bulunabiliyor. Hatta bunun entegrasyonunu yaparsanız, veriyi kullanarak misal bir kampanya da üretebiliyor. Bu noktada bir şirkette tüm insan kaynağı, elindeki veriyi daha iyi analiz ederek proaktif olmaya hazır olmalı. İşte bu, tüm sektörlerde işleyişi değiştirecek bir gelişim. Tüm sektörlerde büyük veri kullanımı artacak. Yapısal, yani veri ambarınızdaki veriyi ve yapısal olmayan, yani sosyal medyada, e-postada olan verilerin hepsini kapsayan büyük veri çözümleri olacak.

Türk şirketlerinin iş zekâsı çözümlerine ilgisi nasıl?

Telekom, bankalar, sigorta şirketleri ve endüstri şirketleri gibi rekabetin yoğun olduğu, hızlı ürün veya çözüm çıkartması gereken sektörler teknoloji uyumu konusunda daha önde gidiyor, müşteri sadakatini korumak, bunun için farklı katma değerler sunabilmek gibi amaçlarla çalışmalar yapıyor. KOBİ’lerinse teknoloji yatırımları hala düşük. Ama gerek kamunun e-dönüşüm odaklı zorunlulukları gerek iş yaptıkları şirketlerin talebi ile onların da bakışı değişecek.

Yurtdışı önemli bir fırsat oluşturuyor

İş zekâsını yüzde 30-40 ile, ortalamanın üstünde büyüyen bir iş alanı olarak tanımlayan Gökhan Arıksoy, SAP’nin bu başlıkta en büyük iş ortağı olduklarını belirtirken, ikinci konunun ise kendi ürünleri olduğunu vurguladı. BAT Türkiye’nin kendilerine önemli bir fırsat sunduğunu, bölgedeki farklı ülkelere adım attıklarını belirten Arıksoy, şöyle devam etti:

“Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı bir şirketin bu desteği önemli. Ayrıca bizim de yurtdışında seçtiğimiz bazı ülkeler var. Bu ürünlerle oralarda da çalışmalarımız olacak. Çünkü bu ülkelerde de benzer boşluklar var ve bunları doldurabileceğimizi öngörüyoruz. Bu iki seviyeleri yurtdışı yayılımı hem bunu sağlayan şirket, hem SAP, hem de kendi iş zekâsı çözümlerimiz adına önemli bir fırsat demek.”

 
ETİKETLER : 1007