Bilişim Dünyası 14 AĞUSTOS 2016 / 11:32

Türkiye’nin çıkışı KOBİ’lerde!

Ventures & Mentors League CEO’su Ufuk Batum, ayakta durabilmenin tek yolunun; yeni fikir, tasarım, nitelikli ürün ve hizmet geliştirmekten geçtiğine dikkat çekti. 
Girişimcilik ve yenilikçilik kavramlarını açıklayarak konuşmasına başlayan Ufuk Batum, “1990’larda yaşanan dönüşüm ve ortaya çıkan yeni teknolojiler dünyayı çok daha rekabetçi küresel bir köye dönüştürdü” ifadesini kullandı ve şunları aktardı: “Her ülke, şirket, ‘startup’, hatta birey dünyaya artık çok daha entegre yaşıyor, çalışıyor, üretiyor. Düşünce kalıpları değişti, iş modelleri yenilendi. Yarın tekrar tekrar yenilenecek! ‘Startup’ların bugün doğru yaptığı, uyguladığı model yarın uyumsuz veya başarısız olacak. Her an ‘pivot’lama ihtiyacı var. Müşteri beklentileri her daim yükseliyor. İşte böylesine sıkı bir rekabetin yaşandığı bir ortamda ayakta durabilmenin tek yolu yeni fikir ve tasarım, nitelikli ürün ve hizmet geliştirmekten geçiyor. Malzemeden bilişime, uzay çalışmalarından hizmet sektörüne kadar her alanda sıra dışı olmak artık bir zorunluluk. Bu bağlamda ‘çevik startup’lara ve KOBİ’lere ihtiyacımız var.”
 
Girişimcilik meselesinde en kıymetli varlık; nitelikli insan
Ventures & Mentors League’in hangi ihtiyaçlardan doğduğunu ve verdiği hizmetleri detaylandıran Batum, “Şirketlerimiz, KOBİ’lerimiz üretimde harika ama pazarlamada, satışta, iş geliştirmede iyi sayılmaz” dedi ve konuşmasına şöyle devam etti: “ ‘Startup’lar, KOBİ’ler, şirketler gelip yeni pazarlara, ülkelere açılmak, yatırım bulmak için bizden destek alıyor. Teknoparklar, TTO’lar, üniversiteler de girişimcilik alanında kendi kapasitelerini artırmak için bizim üzerimizden yeni uzmanlar, danışmanlar ve mentorlar ile buluşuyor. Kurduğumuz bu ağın ismi; Ventures & Mentors League (Girişim & Mentor Ligi). Girişimlerin, mentorların, yatırımcıların birbirini bulduğu, beraber çalışıp Türkiye’yi sıçrattığı bir platform. Girişimcilik meselesinde en kıymetli varlık; nitelikli insan. Şu üç kavram olmazsa olmaz: ‘Yetenek, iklim, ekosistem’. Bir de KOBİ’lere yönelik bir ‘TANI’ uygulamamız var. Şirketlere girip yarım gün içerisinde nitelikli görüşmeler yapıp, 5 temel, 21 alt alanda yaklaşık 180 soru sorarak o şirketin anlamlı bir fotoğrafını çekiyoruz. Sonra KOBİ’lerin sahipleri, üst düzey yöneticileriyle beraber çalışarak bir ‘tanı’ koyuyoruz. Şirkette kârlılığa, sürdürülebilir büyümeye ve ihracata odaklanıyoruz. Çünkü Türkiye’nin çıkışı KOBİ’lerde!”
 
Birkaç ay içinde turist ve yatırımcı akımı başlayacaktır
Ufuk Batum, küresel rekabette üniversitelerin, özel sektörün, sanayinin durumunu anlatarak “Rekabet her daim hızlanıyor. Bugün dünden daha sert ve sıra dışı bir rekabet söz konusu. Bilgi ve deneyim her 4-5 yılda iki katına çıkıyor. Bu tam bir çılgınlık! Türkiye bu mücadelenin gereğini ve önemini yeni yeni anlamaya başladı. Dünya çapında oyunculara ve markalara ihtiyacımız bulunuyor. Güney Kore’nin dünyanın en büyük 100 markası listesinde 5 markası varsa, bence buradan dersler çıkartmamız gerekiyor. Üniversitelerin değişimin temel aktörü, motoru olmasını bekliyoruz ancak birçoğunun toplumun gerisine düşmesi düşündürücü. Daha değişimci, girişimci ve yenilikçi üniversitelere ihtiyacımız var. Rekabetçilik alanında bir şeyler yapmaya oldukça geç başladık. Fakat hızlı ve pratik bir toplum olduğumuzu söylemeliyim. Yola geç çıkmamıza rağmen; Türkiye’yi merkeze koyduğumuz şu geniş coğrafyanın parlayan yıldızıyız. Çözmemiz gereken sorunlar yok değil. Bunları 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimine rağmen söylüyorum. Bugün seçmen sandığa rahat gidebiliyorsa, bankaların önünde parasını çekmek için bekleyen kuyruklar oluşmuyorsa, basın ve iletişim çalışıyorsa doğru bir iklimden bahsedebiliriz. Herkese, her şeye rağmen umutlu olmamız için bence bardağın önemli bir kısmının dolu olduğunu fark etmeliyiz. Birkaç ay içinde turist ve yatırımcı akımı başlayacaktır” değerlendirmesini yaptı.
 
Girişimcilikte yeni bir faza, yeni bir versiyona geçmeliyiz: Arayüzler V3.0
‘İklim’in çok önemli bir kavram olduğuna vurgu yapan Batum, “Eğitim kalitesinden gençlerin yaşam şekline, gelişmiş bir bankacılık sisteminden mentor havuzuna, Ar-Ge kültüründen finansa erişime, açık inovasyondan şeffaflığa, fikri mülkiyet haklarından serbest piyasaya kadar hemen her şey doğru bir iklimin oluşumunda önemli yer tutuyor. İşte Türkiye 2001 krizinden beri doğru bir yatırım ve girişim iklimini kurmaya başladı. Tabii daha birçok yeniliğe ihtiyaç bulunuyor. Toplumların gücü zor zamanlarda daha iyi anlaşılır. Şirketlerin de gerçek yeteneği kriz yönetimlerinde gizlidir. Biliyorsunuz Türkiye ortamında yetişmiş nitelikli girişimciler ve üst düzey yöneticiler uluslararası şirketlerde aranan profil oluyor. Şirketlerimiz, KOBİ’lerimiz, markalarımız halen olumlu olan iklimden istifade ederek geleceğe bakmalı” dedi. Bu iklimi oluşturan önemli aktörlerden biri olan Ufuk Batum, değerlendirmesine şöyle devam etti: “Türkiye’de var olan hemen her girişimcilik ekosistemine katkı sağladım. Bazılarını kurdum, programlar geliştirdim, bazılarının kurulmasına ön ayak oldum. 2 binden fazla şirketle çalıştım, birebir mentorluk desteği verdim, girişimci-yatırımcı eşleşmeleri yaptım, önemli üniversitelerde dersler verdim, binlerce nitelikli gençle eğitimlerde, sohbetlerde buluştum. Örneğin sadece geçen yıl 145 uçuş yapıp 350 bin kilometre yol kat ettim. Bu işler tutkusuz, heyecansız, isteksiz yapılmaz. Sonuçta bu alanda iyi tanınan, bilinen bir kişiyim ama yetmiyor. Bana da, başka aktörlere de yeni görevler düşüyor. Girişimcilikte yeni bir faza, yeni bir versiyona geçmeliyiz: Arayüzler V3.0”
 
İyi ‘yönetişime’ ve ‘yalın’ düşünmeye, uygulamaya önem vermiyoruz
Batum, Türkiye’deki engelleri ve zorlukları şöyle aktardı: “Öncelikle açık inovasyonu bilmiyoruz; paylaşmayı, hızlı karar almayı, beslenmeyi de. ‘Rekaberlik’ (Coopetition) kavramında bir hayli gerideyiz. Rakiple bile çalışabilme, iş birliği yapabilme kültürünü hızlıca geliştirmeliyiz. KOBİ’lerin sermaye birikiminde sorunlar var. Öyleyse daha çok beraber çalışma, ortak olma, hatta şirket birleşmelerine ihtiyaç duyuyoruz. Son olarak; toplumun başarısızlığa karşı bakışını değiştirmemiz gerekiyor. Ar-Ge’de, inovasyon ve girişimcilik süreçlerinde başarısızlık doğal bir sonuçtur. Başarı ile başarısızlık iş dünyasında kardeştir! İş dünyasında mutlak doğru, her zaman iyi karar diye bir şey söz konusu değildir. Hatalar da olacak; toplum olarak bunlardan daha az korkmalıyız. Türkiye’de kamu desteklerinin önemli olduğunu ancak odaklı olmadığını düşünüyorum. Uygulanan programların ‘startup’ları sıçratmaktansa girişimcileri adeta bu desteklere bağımlı kılan boyutu var. Girişimcilerimiz pazar odaklı değil, ürün/üretim odaklı. Mükemmel ürünü yapana kadar piyasadan uzak duruyor. O ürün de hiçbir zaman çıkmıyor; para, pul, kaynak yetmiyor! Yetse de müşteri o mükemmel ürünü istemiyor zaten! Bir de hem özel sektörde, hem de kamu ve üniversitelerde iyi ‘yönetişime’ ve ‘yalın’ düşünmeye, uygulamaya önem vermiyoruz.”