Bilişim Dünyası 10 KASIM 2014 / 09:46

Veriyi korumak için dört duvardan çok daha fazlası

Küresel BT pazarında yerini alan İngiliz Zenium Technology Partners, Türkiye’deki veri merkezi için 2014 yılını kapsamlı yatırımlarla geçiriyor. Bu ‘ilk’ yatırım hamlesinde hedef 2015 yılına kadar 'Istanbul One' yapısının tamamlanması. “Toplam 12 bin metrekarelik kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük veri merkezi bu olacak" diyen Zenium Technology Partners Ticari Direktörü Julian King, 3 ana binadan oluşacak ve Tier III+ seviyesinde hizmet sunacak merkezle ilgili bilgiler paylaştı:

Neden ilk adım Türkiye pazarı?

Zenium yeni bir şirket ve İstanbul da 2014 baharından beri inşaatı süren ‘Zenium Istanbul One’ bu konuda ilk platformumuz. Birçok ülkeyi ve şehri inceledik ama Türkiye’nin ve özellikle İstanbul’un potansiyeli bizim için önceliği oluşturdu. Nüfus, BT sektörünün ve telekom sektörünün gelişimi öncelikli kriterler. Örneğin Türk bankacılık sektörü bölgeye rehberlik yapıyor ve bu da net ihtiyaç demek. Bu yeni bir konsept ve herkesin önceliği iş sürekliliğini sağlamak. Bu açıdan dünyanın diğer finans merkezleri Londra, Paris, Singapur gibi kentler de potansiyel demek. ‘Toptan satış’ kavramıyla veri merkezi pazarının dinamiklerini değiştireceğimize inanıyoruz. Ekip üyeleri olarak 20 yılı aşkın zamandır veri merkezi alanında çalışma yapıyoruz. Yani sektörün en başlardaki halini biliyor, farklı ülkeler ve farklı ihtiyaçları net görebiliyoruz. Biz tüm BT sistemi için gereken tüm altyapıyı sağlıyoruz. Böylece şirketler kendi veri merkezlerini kurmak için ekstra masraf yapmak, maliyet yükü ile karşılaşmak zorunda kalmıyor. Veri merkezi yapısını onlara sunuyoruz ve şirketler kendileri yatırım yapmak yerine, bizden alan alabiliyor. Yani birkaç yıllarını bu konuda yatırım planlaması ve ardından konumlama çabaları ile geçirmeleri gerekmiyor.

Bulut bilişim sektöründen ilgi bekliyor musunuz?

Elbette burada müşterimiz isterse bulut hizmeti sunabilir. Çok pratik bir konsept var. Bina, altyapı, ağ yapısı, jeneratör gibi tüm temel yapıların bu alanda yerini almasını sağlıyoruz. Müşterilerimiz de cihazlarını getiriyor ve alan kiralama sistemi ile yerini alıyor. Veri merkezi için bütünüyle uygun bir alanı onlara sunuyoruz. Bina bizim olduğu için kiralama ve konumlandırmada hızlı davranabiliyoruz. Örneğin müşterimiz için yer az geldiğinde daha fazla yer alabiliyorlar. Bu yönüyle kurumsal beklenti ve taleplere hızlı yanıt veriyoruz.

İstanbul’dan sonra gündeminizde hangi şehir var?

İstanbul’da büyük bir yatırım yapıyoruz. Bu nedenle önceliğimiz İstanbul’da hedeflerimizi yakalamak. Bahar dönemiyle Ümraniye’deki merkezimizde inşaat başladı. Bu yıl önceliğimiz İstanbul’daki binayı tamamlamak. Bu bina yerel düzenlemelere ve uluslararası kriterlere de uygun olacak. Sonuçta faaliyet gösterilen her ülkede bunlara dikkat edilmeli. İkinci durağımız ise Ankara olacak. Potansiyel büyük ama zamanlama konusunda acelemiz yok. Orta vade diyebiliriz.

Şirketlerle nasıl bir strateji ile bağlantı kuruyorsunuz?

Finans ve telekom sektöründe düzenlemeler, verilerin dışarı çıkmasını engelliyor. Bizim önceliğimiz de potansiyel oluşturan kurumlarla bağlantı kurmak, onlara bu yaptığımızı, onlarla nasıl çalışabileceğimizi anlatmak. Bu yönüyle işbirliği odaklı bir anlayışımız var. Görüştüklerimizin dönüşleri de olumlu. Çünkü onlar için önemli bir maliyet avantajı sunuyor, sahiplik maliyetini en aza indiriyor, onlara operasyonel sorumluluğu bırakıyoruz. Entegratörler de potansiyel müşteri.

İşbirlikleriniz olacak mı bu veri merkezi yapısında?

Biz hep işbirliği içinde çalışırız ve iş ortaklarımız olur. Burada da farklı olmasını beklemiyoruz. Sonuçta bunlar tüm paydaşlar için bütünsel fayda demek. İş geliştikçe burada da benzer bir yapının oluşmasını bekliyoruz. ‘Yatırımlarda işbirliği’ felsefesi ile hareket ediyoruz ve iş ortaklıklarına hazırız. Ama tesis yatırımını bütünüyle biz yürütüyoruz. Araziyi Ocak ayında satın aldık. Bu yolda ilk adım İstanbul, sonrasında belki Ankara ve ardından farklı Avrupa kentlerine ilerleyebiliriz. Eylül ayında Avrupa’da bir satın almayı da duyurduk. Frankfurt'ta bir veri merkezi aldık ve bu portföyümüzde önemli bir adım. Küresel müşteri tabanımızın beklentilerine baktığımız zaman, bu satın alma önde gelen Avrupa veri merkezi noktalarında gücümüzü pekiştiriyor. Hedefimiz ise her yıl 2-3 veri merkezini hayata geçirmek. Bu satın almadan sonra, sonraki duraklarımıza karar verebileceğiz. Burada müşterilerimizin dönüşleri de belirleyici.

Onların dönüşleri stratejinizi nasıl etkiliyor?

Gelecekteki adımlarımız daha çok müşterilerimizin bizden beklentileri ve bizi başka nerelerde görmek istedikleri ile bağlantılı olacak. Bu yüzden onlarla güçlü ilişki kurmaya önem veriyoruz. Bu iyi bir strateji. Gereksiz risk almak yerine müşteri beklentisini dinliyorsunuz. Yani büyüme rotamızda yönü müşterilerimiz belirleyecek. Bu nedenle yeni pazarlara girmekten, bir pazarda ilk olmaktan çekinmiyoruz. Çünkü gereksiz risk almıyor, müşteri beklentisine yanıt veriyoruz. Ayrıca bu sektörde 20 yıllık bir deneyimimiz var. Çok farklı pazarlarda gelişimi ve ihtiyaçları gördük,  görmeye devam ediyoruz. Bu yüzden nasıl bir strateji çizmemiz gerektiğini biliyoruz.

Peki ya Türk bankalarının bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda önce onları eğitmemiz ve bu yapı konusunda farkındalıklarını oluşturmamız gerektiğini, bunun da belli bir zaman alacağını bilerek ilerliyoruz. Ama yine biliyoruz ki, ilk örnek hayata geçtikten sonra diğerleri de bu yapıya sıcak bakacak. Bu İstanbul, Londra, New York fark etmez, dünyanın her yerinde aynıdır. Herkes önce inceler, bilgi alır, ilk gönüllüyü bekler. Sonrasında zincirleme reaksiyonla herkes bu yapıda yerini almaya sıcak bakar. Önemli olan faydaları net biçimde anlatmak. Finans sektörünün hassasiyetleri göz önüne alınınca bu önemli ve onlara yardımcı olmaya hazırız. Bu gibi yatırımlarda küresel bazda bankalar arasında bilgi paylaşımının önemli olduğunu biliyoruz. Örneğin Türkiye’de birçok uluslararası banka faaliyet gösteriyor. Bu da tek merkezden dünyaya yayılmak için fırsat.

 
ETİKETLER : 995