Bilişim Dünyası 11 AĞUSTOS 2014 / 09:46

Yarım yüzyıl ve değişim sürüyor

 

50 yılı geride bırakan “mainframe” teknolojileri, her ölçekte şirketi hedefleyerek ilerliyor. Bulut bilişimin gelişimi de bu potansiyeli pekiştiriyor.

IBM Mainframe yapısı 50 yaşında. Temelde ‘ana bilgisayara bağlı bilgisayarlar öbeği’ olarak tanımlanabilen mainframe, donanımsal ve yazılımsal bütünlük oluşturuyor. 1964 yılında IBM’in, o zaman 5 milyar dolarlık bir Ar-Ge bütçesi ile hayata geçirdiği bu yapının küresel bazda olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir kullanıcı kitlesi var. Büyük ölçekli kurumların kullanım alışkanlığının ardından, bunu küçük ve orta ölçekli işletmelerde de konumlandırdıklarını söyleyen IBM Türk Power Systems & System z Sistemler ve Teknoloji Grubu Satış Müdürü Kadir Yılmaz, daha önce mainframe kullanmayan Tarsus Belediyesi’ni buna örnek gösterdi. Böylece ölçek anlamında en üst seviyedeki bankalar ve savunma sanayii gibi veri hassasiyeti olan büyük kamu kuruluşları dışında, daha farklı müşteri kitlesini de hedef alarak çalışma yapıldı. IBM Türk System z Yazılım Satış Müdürü Çiğdem Timurçin, küresel bazda olduğu gibi, Türkiye’de de büyük bankaların bu sistemi kullandığı bilgisini verdi ve temel gerekçeyi şöyle anlattı:

“Verisi kıymetli sektörler, güvenli yapı tercihleri ile mainframe kullanıyor. Dünyada da Türkiye’de de finans sistemi bu yapı üzerinde çalışıyor diyebiliriz. Günlük hayatta mainframe’e neredeyse her para çektiğimizde, her eczaneye ve doktora gittiğimizde, yani farkında olmadan hepimiz dokunuyoruz aslında. Örneğin mobil bankacılık işlemlerinde çok farklı noktalarda işlevsellik, arka tarafta mainframe sistemlerle mümkün oluyor. Güvenliğin yanında, bu yapının bir özelliği de kesintisizlik. Paralel ve sürekli işleyiş burada öne çıkıyor.”

Veriyi hareket ettirmeden analiz

Büyük veri gerçeği de mainframe yapısını ön plana çıkartıyor. Çünkü büyük veri, mobil veri, iş analitiği gibi uygulamalarda mainframe üzerindeki veriyi çok hızlı ve performanslı biçimde kullanma imkanı var. Tüm veri tek bir sistemin içinde ve hızlı, performanslı biçimde, başka herhangi bir dağıtık sisteme ihtiyaç kalmadan, bunu tek elden ve performanslı biçimde mainframe üzerinde işleme imkanı var. “Büyük veri ve analitiği birlikte düşünmek gerek” diyen Timurçin, şunları kaydetti:

“Verinin hareket etmesini önleyerek bir çözüm sunduğunuzda doğrudan maliyet boyutunu da adreslemiş oluyorsunuz. Veriyi hareket ettirmeden, doğrudan operasyonel işlemin içinde o analitik kabiliyeti sağlamak, yani ‘gerçek zamanlı analitik’ gerek. Bu, karar verme süreçlerinde hız ve maliyet kontrolü demek olacak. Gelecekteki ihtiyaçları böyle düşündüğünüzde, mainframe’ler hem donanım teknolojisi hem işletim sistemi yapısı hem veri tabanı yönetim sistemi ile bunları yapmaya yetkin.”

Bulut bilişim de ilgiyi pekiştiriyor

Mainframe bu yönüyle hız, veri kaybını minimuma indirme ve veriyi olduğu yerde analiz, performans ve bunun sürekliliği gibi avantajları sunuyor ve sadece büyük ölçekli değil her sektörde her ölçekte şirketin bu döngüde işlem yapabilmesi de gerekiyor. Bu yeni iş ihtiyaçları da artık her ölçekte şirketi mainframe teknolojilerine iten temel sebepler.

Türkiye’de bankacılık sektörü, seyahat ve ulaştırma sektörü büyük ölçüde mainframe yapısını uzun yıllardır kullanıyor. Küresel bazda sigortacılık sektörü de bu yapıyı kullanıyor ve bu da Türkiye pazarı adına potansiyel demek. Yine yurtdışında kamu ve güvenlik birimleri başta olmak üzere birçok farklı sektör mainframe yapıda yerini alıyor. Çünkü Timurçin’in de vurguladığı gibi, finans, kamu ve ulaştırma gibi süreklilik, yüksek güvenlik ihtiyacı olan sektörler çeşitleniyor. Timurçin bu gelişimi şöyle tanımladı: “Bulut uygulamaları öne çıkıyor ve bunların temelinde sanallaştırma var. Kullanıcıya uygulamaya sistem kaynaklarını sunmak ise mainframe ve yapı, bu yönüyle günümüz ihtiyaçlarına da yanıt veriyor. Bulut ilgisinin artışı da mainframe ilgisini pekiştiriyor.”

Mainframe farkındalığını artırmak için geçtiğimiz yıl sosyal medya üzerinde yapılan bir kampanyanın sonuçları ışığında, bu tarz çalışmalar devam edecek. Müşterilerde önce farkındalık yaratma hedefiyle ilerlediklerini söyleyen IBM yetkilileri, bulutla bütünleştirmenin önemine işaret etti ve “Bu yılki bir hedef kitlemiz de yönetilen servis sağlayıcılar (MSP)” dedi. Bir taraftan da, eskiden bu sistemleri doğrudan sattıklarını, ama son iki yıldır çözüm ortakları ile birlikte de pazara gittiklerini belirten Yılmaz, iş ortakları sayısının bu eksende artırılmasının gündemde olduğunu vurguladı.

Yazılım evleri ve internet servis sağlayıcılarla (ISP) yapılan çalışmalarla da ekosistem sürekli büyüyor. Timurçin, “Küreselleşme ilgisi olan yazılım evleri bu konuda işbirliğine sıcak bakıyor. Çünkü yazılımlarını mainframe üzerinden de çalışır hale getirmeleri, onların dünyaya açılmaları için fırsat” yorumunu ekledi.

Madem eğitim şart…

Gençlere erişim adına mainframe odaklı çalışmalar ve akademik girişimler var. Halen 70 ülkede bin kadar üniversitede mainframe dersleri veriliyor. Türkiye’de de Yıldız Teknik Üniversitesi ile başlayan ve diğer büyük üniversitelerde ilgili bölümlerde devam edilen program mevcut. IBM kullanıcısı müşteriler de bu derslere katılım sağlayarak destek veriyor. Ayrıca geçtiğimiz aylarda küresel bazda yapılan bir açıklama ile bu eğitim çevrimiçi olarak isteyen herkese ortak bir platformda açık ve ücretsiz hale getirildi.

 
ETİKETLER : IBM