Bilişim Dünyası 17 OCAK 2016 / 13:00

Yeni sanayi devrimine hoş geldiniz

Bütünsel bir değer zinciri olan Endüstri 4.0; Ar-Ge, mühendislik, fikir paylaşımı, faaliyet, kalite kontrolü gibi birçok başlığı içeriyor. Talep ise belirleyici unsur.  Yani kişiselleştirilmiş ürün ve çözüm taleplerini, doğru sunumlarla karşılamak şart. 

Bant sistemi artık tüm sektörlerde devre dışı kalıyor. Öyle ki, bir otomobil üretimi esnasında sizin tercihiniz olan renk ve detaya sahip üretim mümkün. Gelecek, bu şekilde bireyselleştirmede ve bu, uzun bir planlama dönemini gerekli kılıyor. Bu yorumu yapan Hitachi Data Systems Avrupa, Ortadoğu ve Afrika CTO'su Bob Plumridge, kitlesel ‘standart’ üretimden çıkışın kolay bir adım olmadığını kabul ediyor. Endüstri 4.0 ise veri analitiğini ve bu analitik üzerinden tahminleri baz almakla kalmıyor, tüm bunlar ışığında uygun sunumlar getiriyor. Burada önemli olan tüm veriye sürekli sahip olabilmek, bunları doğru analiz metodolojisiyle üretim süreçlerinde kullanma becerisi geliştirmek. Yani birçok başlıkta analiz ve testlerin paralel ilerlemesi gerek. İşte yeni üretim devriminin detayları: 

Üretim hatları bu yapıda nasıl bir dönüşüm sergileyecek? 

Bir üretim tesisi üretim için tüm araçlara sahip olmayabilir. Bu da işbirliklerinin artması demek. Lojistik ve gelişmiş büyük veri analitiği bu başlıkta önem kazanacak, bireyselleştirilmiş ürünler öne çıkacak. Bu olgu aslında bugün de var, ama hem bazı sektörlerle sınırlı hem de bu tarz üretim için bugün biraz beklemeniz gerekiyor. Ayrıca bu tarz bir üretimde bugün yatırım maliyeti yüksek. Endüstri 4.0 ise garanti zamanda, garantili kalite ve özelleştirilmiş ürün için uygun ve böylece işbirlikleri, hiç olmadığı kadar öne çıkacak, Endüstri 4.0 bunu bir gereklilik haline getirecek. 

Yani ‘Endüstri 4.0 bir ekosistem’ diyebilir miyiz? 

Evet, tek bir pakette üretim, lojistik, bakım gibi yapıları sunabilmek, tüm adımlarda tüketiciyi dinlemek lazım. Böylece sektörler ve şirketler arasındaki işbirliği kavramı değişiyor. Misal, İstanbul’da yoğun trafik senin için dert olsa da, bizim için 'geleceğe yönelik çözüm fırsatları’ demek. Ayrıca emin olun, Londra’da park edecek yer bulmak, İstanbul’dakinden çok daha zor. 

Bu saptamayı örnek alırsak, peki ya gelecek nasıl şekillenecek?

Akıllı arabalarımız, dijital ödeme sistemlerimiz, park ekosisteminde buna uygun yapılar varsa, Londra’da arabayla evime gidebilir, ben eve giderken, arabama da ‘git bir yere park et’ komutu verebilirim. Komşumun evinin önü boşsa oraya park edebilir ve ben de bunun karşılığında komşuma belli bir ücret verebilirim. Komşum arabasıyla yaklaşınca, benim arabam da otomatik olarak oradan çıkar, bir sonraki park noktasını aramaya koyulur. Ertesi sabah kahve makinemi espresso için harekete geçirmem, arabam için bir uyarı olur. Arabam bu çağrıyı alır ve ben kahvemi bitirip kapıdan çıktığımda beni bekler. Bu, çevresel beklentileri de gerektiren bir dönüşüm.  

Endüstri 4.0, İK’yı nasıl etkileyecek?  

Toplumlarda bu yeni devir ile birlikte insanların işlerini yitireceği korkusu var, bunu görebiliyoruz. Endüstri  4.0’da üretimde daha geniş bir küreselleşme olacak. Dünyanın üretim tesisi Çin bile belli başlıklarda üretimini dışa kaydırabiliyor, Vietnam’dan birçok ürün alıyor. Bu küreselleşmenin bir sonucu. Yani istihdamın üretimdeki değişimden etkilenmesi, yeni bir olgu değil. Gelecekte ise makinelerin yazılımla iletişimi sayesinde destek sistemleri uçtan uca kontrolü sağlayacak. Servis, onarım gibi başlıklar bu dönemde öne çıkacak. Yani tek başına üretim yetmeyecek. Üretimi, performans ve SLA ile zenginleştirmek önem kazanacak. Tahminleme çerçevesinde onarım olacak. Böylece hangi parçayı ne zaman değiştirmek gerektiğini bileceğiz. Makineler bize her şeyi söylüyor. Endüstri 4.0’ın temeli olan makinelerin mesajlarını takip etmek de bu nedenle önemli. 

Yani İK’nın iş yapış biçimi ve öncelikleri değişecek mi?

Evet. Eskiye kıyasla yapılacak iş sayısı aslında artacak. Kurumların bu değişimin farkında olması, İK ile bunu doğru paylaşması ve İK’yı bunun için uygun biçimde eğitmesi gerekli. Herkes ‘Endüstri 4.0’ konuşuyor, ama kimse bu konuda tam olarak ne yapması gerektiğini bilmiyor. Japon Kaizen felsefesi, yani ‘süreklilik ve sürdürülebilirlik’ her açıdan Endüstri 4.0’ın temel felsefesi. Sistemlerin analiz yetkinliği belirleyici. Üretim tesislerinde robot da aynı insan gibi çalışıyor, karmaşık bir yazılımı temel alıyor, yapay zekaya sahip. Yaptıklarını analiz ediyor ve bu doğrultuda neyi daha iyi yapabileceğini görüyor. Yapay zeka (AI) sayesinde daha önce insanların yaptığı işleri, sürekli daha iyi yapabilme imkanına sahip. İşte bu nedenle İK’yı geliştirmek önemli. Bu da toplumu, ihtiyaçları daha iyi anlamayı gerektiriyor. Örneğin tatil rezervasyonunu, araba kiralamayı internetten yapıyor, kendi arabanızı bu yapı ile başkaları ile paylaşıyorsunuz. Bunlar, eskiden alışık olmadığımız uygulamalar ve böylece çok farklı iş modelleri hayatımızda yerini alıyor. Bu açıdan bakınca, Endüstri 4.0’da makinenin konumunun gelişiminden daha fazlası, ürünün uçtan uca tüm ekosistemini kapsayan bir yenilik söz konusu. 

Düzenleyici yapılar bu değişime ne kadar hazır? 

Hazır değiller. Düzenlemeler zaten her zaman gelişimin gerisinde kalır. Bu nedenle düzenlemeler, başarılı sonuçların çizdiği yolda ilerleyecek. 

Sorumlu olduğunuz EMEA bölgesini ve Endüstri 4.0 farkındalığını nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Her şeyin temelinde ‘ne kadar dijitalleymiş çözüm görmek istediğiniz’ var. Bu beklenti, düzenlemelerin de kökeni. Mesela düzenlemelerin izin verebilmesi ışığında, sağlık başlığında çok şey yapılabilir. Bu tarz sistemler, daha yetkin bir anlayışı olan ve bilgiye nasıl önem vermesi gerektiğini bilen ülkelerde önem kazanacak. Örneğin otomotiv sektörü, bağlantılı sürüş, otomatik araç yapıları yüksek trafik yoğunluğu olan ülkelerde öne çıkacak. Bir ülke kriteri de yaşlı nüfusun oranı olacak. Belli bir yaşın üstündekilerin trafiğe çıkmaması gerek ve bu kitle için akıllı otomobiller önemli olacak. Kişi her zamanki gibi trafikte olabilecek yaşı kaç olursa olsun. Bu araçlarda sağlık konusunda detayların konumlandırılması daha fazla faydayı beraberinde getirecek hem birey hem kamu için. Yani yaşam kalitesi gelişecek. Kamunun bu tarz yatırımları yapması ve getiri hesabı da böylece öne çıkacak. Önemli olansa, bu tarz teknolojileri kullanmakta ne kadar istekli olduğunuz. 

Toplanan veriyi en doğru depolama yöntemi ne olabilir? 

Verebileceğim tek yanıt ‘güvenli’ olması. Her yenilik, beraberinde güvenlik odaklı soru işaretleri ile gelecek. Kişisel PC’de virüs yıllar önce nasıl büyük bir riskse, bugün üretim hattındaki bir makinede güvenlik açığı artık daha büyük bir alarm demek. Güvenli veri depolama konusunda dev yatırımlar, bu konuda Ar-Ge çalışmalarımız var. Sensörden veri merkezine uzanan bir güvenlik zinciri var artık.