Bilişim Dünyası 24 ARALIK 2012 / 01:02

Yenilikler için fizibilite zamanı

OKI’nin Türkiye’deki 10’uncu yılı, Japonya merkez yöneticilerini Türkiye ekibi ile biraraya getirdi. OKI’nin hedefleri ve Türkiye pazarına bakışını görüştüğümüz OKI Başkanı Hideichi Kawasaki, 1881 yılında kurulan şirkette Ar-Ge çalışmalarının hiç bitmediğini söyledi. Kawasaki, Türkiye pazarını şu sözlerle değerlendirdi:
“Birçok farklı ürünümüz var ve bu ürünlerin potansiyelini kendi gözümle görmek için İstanbul’a geldim. Türkiye, güçlü büyüdüğümüz bir pazar ve ülke GSMH’sı bunu destekliyor. Ayrıca OKI Türkiye’nin 10’uncu yılını kutluyoruz. Türkiye’de sadece yazıcı pazarında varız, ama aslında çok farklı ürünlerimiz var. OKI Türkiye de bunları pazara sunmak istiyor ve bu konuda görüşmelerimiz, daha yoğun biçimde sürecek. Türkiye’de nokta vuruşlu yazıcı (SIDM)  pazarında yüzde 45’in üzerinde pazar payı ile lider konumdayız. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin pazarı da bizim için önemli. (Not: Söz konusu ülkelerin oluşturduğu BRIC ülkeleri, Türkiye dahil edildiğinde T-BRIC ismini alıyor ve bunun Türkçe okunuşunun anlamının ‘kutlamak’ olduğunu söylediğimizde, Kawasaki, bu bilgiyi Japonya’da da kullanacaklarını belirtti.)

Küresel satışların gücü
OKI, küresel bazda tüm ürünlerinde cirosunun yüzde 70’ini Japonya’dan, kalan yüzde 30’u ise diğer ülkelerden elde ediyor. Mali yılı Mart ayında bitecek, yeni mali yılı Nisan ayında başlayacak olan OKI’de, Kawasaki şimdiden 2013 yılını tahmin etmenin zor olduğuna işaret etti, ama 2011 ile 2012 yılı arasında şu kıyası yaptı, 2013 tahminlerini şöyle sıraladı:
“Ciro olarak yüzde 5 civarında büyüdük. Küresel bazda satışlar daha iyi gidiyor. Tabi ki büyümeyi istiyoruz. Ama Japonya’da ekonomi durağan. Bunun da etkisiyle yüzde 5-10 aralığında bir büyüme tahmin ediyoruz.”
OKI’nin sadece Türkiye değil, küresel satışlarında da yazıcılar ön sırada. Ama ATM makinesi gibi farklı ürünleri de bulunan OKI, Kawasaki’nin verdiği bilgiye göre bu ürünle özellikle Çin pazarında hızlı büyüme sergilemiş. Bu ve benzeri çözümlerinin potansiyelini görmek için Türkiye ziyaretini yaptığını hatırlatan Kawasaki, Türkiye pazarında orta ve uzun vadede yerini alabilecek OKI çözümleri ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“ATM cihazımız, şehir hayatında yararlanılabilecek altyapısal çözümlerimiz, Japonya pazarında yüzde 20’nin üstünde pazar payına sahip olduğumuz acil durum sistemimiz var. ATM ihtiyaç ve talebinin Türkiye’de yüksek olduğunu gördüm. Fonksiyonları zengin ATM’leri kullanmayı seviyorsunuz. Biz de ATM’lerimizle bu pazarda yer almak istiyoruz. Ama bu, hemen alınıp hayata geçirilecek basitlikte bir karar değil. Bankaların denemeler yapması, yazılım kurgusunun oluşturulması, sahada testlerin hayata geçirilmesi gibi birçok adımı atmak şart. Bu yüzden kararlı bir biçimde ilerlemeye devam edeceğiz. İstanbul’da gördüğüm kadarıyla her yerde ATM’ler var ve bunlar yoğun kullanılıyor. Biz bu pazara sonradan gireceğiz, ama bizim ATM’miz çok farklı fonksiyonlara sahip.”

Banka şubesi gibi ATM cihazı
OKI’nin ATM cihazlarını diğer ATM cihazlarından ayıran temel özellikleri küçük, kompakt yapıları. Kawasaki bunun, ATM için ödenen alan kirası maliyetini azalttığına dikkat çekti. Bu cihazların diğer ATM’lere kıyasla daha hızlı işlem yaptığını belirten Kawasaki, “Para yatırma ve çekme işlemi hızlı” derken, bu hızı cihaz kadar, arkasındaki yazılımın da sağladığına dikkat çekti. Kawasaki, ATM cihazlarının detaylarını şöyle anlattı:
“ATM’ler, şube içindeki para sayma makinesi hızında para sayıyor. Farklı para birimleri tek makinede buluşabiliyor ve buna ‘Currency Exchanger’ özelliği diyoruz. Bir ATM, üç farklı para birimini yönetebiliyor. Genelde ATM’lerde parayı yatırma ve para çekme işlemleri için farklı mekanizmalar vardır. OKI ATM’lerinde ise ikisi bir yapıda: Bir tarafta müşteri para yatırırken, para yatırılan kasadan bir başka müşteri çekim yapabiliyor. Bu, her bir ATM için kendi gelir-gider kasasının oluşması demek ve özellikle şehir merkezinden uzaktaki ATM’ler için önemli bir özellik. Bu yapıya ‘recycling’ diyoruz. Böylece ATM’lere bankalar tarafından yapılan para servisi azalabiliyor, bankalar açısından tasarruf sağlanabiliyor.”