Bilişim Dünyası 25 NİSAN 2016 / 09:40

Yolların aslanı artık hızıyla değil, Ar-Ge’si ile fark yaratıyor

Otomotiv iç tasarımlarındaki yeni nesil kesim makinelerinde haberleşme araçlarını 2000’lerden beri kullanan Lectra’nın çözümü Vector, yerleşik zekâsı ile makine davranışlarını izliyor, prediktif bakım arızalarını öngörüyor. Türkiye ise ihracatının lokomotifi olan otomotivde küresel gelişimi yakalamalı, yetkinliğini mühendisliğe de aktarmalı.
 
Kumaş, deri, teknik tekstiller ve kompozit gibi yumuşak malzemeler kullanan endüstriler için bütünleşik teknoloji çözümleri sunan Fransız şirketi Lectra, üretim tasarımı, geliştirme ve imalat süreçlerini otomatikleştiren, kolaylaştıran ve hızlandıran yazılımlara sahip. Otomotiv sektöründe araba koltukları ve iç tasarım, hava yastıkları gibi başlıklarda, ayrıca mobilyacılık, havacılık ve uzay, denizcilik, rüzgar enerjisi ve koruyucu ekipmanlar gibi çeşitli sektörlere yönelik ürün tasarımı, ürün geliştirme ve üretim süreçlerini hızlandırmaya ve optimize etmeye destek veriliyor.
Lectra Türkiye ve Ortadoğu Direktörü Burak Süsoy’un verdiği bilgiye göre Lectra, otomotiv sektöründe uzun yıllardır büyük otomobil üreticileri ve onların tedarikçileri ile işbirliği içinde. “Lectra’nın araç koltukları, araç iç dekorasyonu ve hava yastıklarına yönelik özel teknolojileri sektör profesyonellerinin karşılaştıkları güçlüklerle daha rahat başa çıkabilmelerine yardımcı oluyor” bilgisini veren Burak Süsoy’a göre, IoT ve M2M uygulamalarında gelişim, özellikle otomotiv sektöründe Lectra çözümlerine yönelik ilgiyi geliştirecek. Çünkü elektronik haberleşme olgusu bugüne kadar daha ziyade insanlar arası ya da insan-makine arası iletişim için kurgulanırken, bugün bu hizmetlerin bazılarında insan ya hiç devrede değil ya da izleyici konumunda. Yani Süsoy’un dikkat çektiği gibi, artık makineler doğrudan birbirleri arasında iletişim kuruyor. “Her yıl gelirinin yüzde 9’unu Ar-Ge’ye yatıran bir firma olarak, otomotiv iç tasarım alanında yeni nesil kesim makinelerimizde bu tür haberleşme araçlarını 2000’li yıllardan beri kullanıyoruz” bilgisini veren Burak Süsoy, buna örnek olarak Vector kesim makinesi serisini gösterdi. Yerleşik zekâsı ile makine davranışlarını izleyen, Lectra’nın çağrı merkezleri ile gerçek zamanlı iletişim sağlayarak, üretimi en üst düzeye çıkartan Vector, akıllı hizmetler paketinin bir parçası olan prediktif bakım arızalarını öngörüyor. “Vector özel hizmet çözümleri, bu yönüyle sadece bir makine değil, kesimhaneyi mükemmeliyet düzeyine çıkaran bir çözüm” yorumunu yapan Burak Süsoy’un dikkat çektiği gibi, böylece makinalar arası iletişimi izleme imkânı ile, henüz arızalar oluşmadan müdahale edip, kaliteyi ve müşteri memnuniyetini hep aynı seviyede tutabilmek mümkün. Özellikle gecikmenin büyük cezalara ya da kayıplara yol açtığı otomotiv gibi bir sektörde, VectorAuto’nun dahili bilgi yönetim ve önceden uyarı sistemlerinin üreticilere avantajlar sağladığını vurgulayan Burak Süsoy, otomotiv sektöründeki ilgiyi, küresel fırsatlar ve Türkiye’nin potansiyelini anlattı:
 
Otomotiv sektörü bu tarz yeniliklere hazır mı?
Otomobil üreticileri rekabet güçlerini koruyabilmek için ürünlerini en mükemmel hale getirmek adına sürekli yeni yollar arıyor. Bu nedenle de tedarikçileri üzerinde ciddi baskı uyguluyorlar. Otomobil üreticileri, müşterilerini çekmek ve ellerinde tutmak için model ve çeşit sayısını artırıyor. Tedarikçileri de sürekli azalan fiyatlar karşılığında esneklik ve yüksek kalite sağlayabilmek zorunda. Günümüz koşullarında, bilinçli üretici ve tüketici gerçeği ile yenilikleri takip etmek, hatta öncü olmak kaçınılmaz ve yenilikçi yaklaşımlarımızla bizlere görev düşüyor. 
 
Ya araç sahiplerinin bu yeniliklere hazırlık seviyesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Değişen tüketici ihtiyaçları, otomotiv firmalarının ürünlerini nasıl geliştireceklerini ve tüketicilerin kendi markalarına olan bağlılıklarını nasıl sağlayacaklarını da etkileyen bir dizi karmaşık soruya yol açıyor. Tüketiciler açısından ise araç kullanmayı her ne kadar seviyor olsa da, araçların satın alım maliyetleri ile operasyonel ve bakım maliyetleri, yani toplam maliyetler, satın alım önünde en büyük engel olarak görülüyor. Daha ucuz, yakıt verimliliği daha yüksek araçlar ve uygun ödeme koşulları sunulması, tüketicileri araç satın almaya teşvik eden birincil faktörler. Araç üreticileri bu doğrultuda toplam maliyeti azaltan modeller geliştiriyor olsa da, halen tüketicilerin ulaşım alanındaki beklentilerine cevap verebilmek ve satın alımlarını sağlamak için gelişim fırsatları da var.
Toplam maliyetin yanı sıra trafik nedeniyle konfor da tüketicilerin satın alım süreçlerini ve hangi markadan alacakları kararını etkiliyor. Bu nedenle araç üreticileri ürünün yanı sıra aynı derecede sunacakları yaratıcı ve hayatı kolaylaştıran hizmetlerle de her noktada müşteri deneyimini geliştirmeye odaklanıyor. Örneğin bugün bir aracın toplam üretim maliyetinin yüzde 5’ini araç koltukları oluşturuyor ve giderek farklılaşan müşteri talepleri doğrultusunda bu oranın artması söz konusu olabilir. Toplam maliyet ve konfora ek olarak, pek çok yeni unsur da tüketicilerin araç satın alım kararlarında markaların farklılaşmasını sağlıyor. Güvenlik teknolojileri başta olmak üzere araç içi ve dışı özellikler, alternatif motorla çalışan araçlar tüketicilerin satın alım sürecini farklı şekillerde etkiliyor.
 
BİR ÜST SEVİYEYİ HEDEFLEMELİYİZ
 
Türkiye pazarının bu konuda gelişimi ne seviyede?
Türkiye ihracatının lokomotifi otomotiv sektörü küresel değişimlerin farkında, ancak bir değişim ve devinim sürecinin başladığını söylemek zor. Biz ülke olarak halen ‘geleneksel’ diyebileceğimiz ve metal işlerinin ağırlıkta bulunduğu, işin emek yoğun kısmında çok iyi durumdayız. Ancak bizi bir üst seviyeye taşıyacak özellikle elektronik, mekatronik alanlarında Ar-Ge çalışmalarının daha yoğun olması gerek. Daha çok geri dönüş alabilmek adına daha fazla katma değer yaratabilmeliyiz ki bu da bir otomobilin içerisinde küresel olarak dünden daha fazla öneme haiz olan araç içi yazılımlar, araç iletişim sistemleri, akıllı koltuklar, araç içi deri döşeme gibi noktalara uzanmaktan geçecek. 
 
KATMA DEĞER, GÖZDEN KAÇMIYOR
 
Küresel otomotiv sektörünün ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Otomotiv sektöründeki üretim, küresel bir değer zinciri etrafında örgütleniyor. Gerek üretici açısından gerekse satın alımdaki rolü ile tüketici açısından fiyat ve performans ölçütü vazgeçilmez bir karar kriteri. Bu nedenle üreticiler açısından bakarsak, maliyeti artırmadan farklılaşmaya, sadece üretim aşamasında değil, tasarımdan itibaren tüm süreçlere odaklanmaya başlandı. Örneğin, Lectra olarak dünya otomotiv sektöründeki liderler; DesignConcept Auto’nun görselleştirme araçları ile endüstri tasarımcıları, aynı 3D modeli kullanarak farklı döşeme stilleri yaratabilmekte, bitmiş ürün simülasyonları ve ilintili gerçekçi animasyonlar oluşturup müşterilerine yeni kavramlar sunabilmekte. Görsel olarak doğru sanal prototipler temel alınarak, ürünlerin pazarlanmasına ilişkin kararlar çok sayıda fiziksel prototip üretilmesine gerek olmaksızın verilebiliyor. Böylece numune üretiminin ve üzerinde yapılacak her değişimin yaratacağı ek maliyetler ortadan kalkarken, kalıpların kalitesi ve bu aracın genel üretim zincirine dahil edilmesi, kalıp geliştirme sürecini hızlandırıyor. Gerçekten katma değer sağlayan ürün ve çözümlere de yerel ve küresel firmalar kayıtsız kalmıyor.