Dosya Büyük Veri ve Pazarlama Stratejileri 04 EKİM 2015 / 22:14

Veri analizine ilgi artıyor

Yenilikçi teknolojilerin gelişimi ve kullanımı hayatımızın her alanını etkilemeye devam ediyor. Mobilite ile can bulan veri kullanımı, hayatın vazgeçilmezi arasında bulunuyor. Gündelik yaşantıda kullanımı kolay ve her yerden ulaşılabilir olan cihazlar aracılığıyla hızla veri artışı yaratılıyor. Kişisel yaşamda bu verilerin depolanması ön plana çıkarken, profesyonel hayatta ise bu verilerin doğru kullanımı ve sınıflandırması önem arz ediyor. Kurumlar artan veriyi doğru yöneterek iş verimliliğini sağlıyor. 2020 yılında, toplam sayısal verinin 35 ZettaByte olması bekleniyor. Geçen on yıldan beri veri tabanı sunucularının sayısı 6 kat artarak, 32 milyona çıktı. Hali hazırda, e-posta, fotoğraf, video, müzik dosyası, XML ve benzeri şekilde ortaya çıkan verilerin yüzde 80’i yapısal değil. Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit’in IDC verilerine dayanarak verdiği bilgilere göre gelecek on yıl içinde veri hacmi 40 kattan fazla büyüyecek. Gelecek dönemde, özellikle sağlık, finans ve kamu kuruluşlarının büyük veri ve analizi üzerine hummalı olarak çalışmaları bekleniyor. Türkiye’de bu alanlarda yatırım gerçekleştiren birçok kurum bulunuyor ve yatırımların hız kesmeden devam edeceği düşünülüyor. Uzmanlar, ABD’nin sağlık sektörünün yıllık 300 milyar dolarlık büyük veri katma değerinde iş hacmine sahip olduğu belirtiyor. Büyük veri sadece iş hayatına ya da kişisel hayat özelinde önem teşkil etmiyor. Büyük verinin en çok önem oluşturduğu noktalardan birisi de ulusal güvenlik. Verinin sınıflandırılması ve yönetimi ile iş hayatına sağlanan katma değerler, konu devlet güvenliği olduğunda daha çetrefilli bir hal alıyor. McKinsey’in bir raporuna göre 2010’da ABD ve Avrupa’daki toplam saklama kapasitesi 30 ExaByte ama üretilen veri 1,2 ZettaByte. Bu durumda üretilen ama saklanmayan, saklanmadığı için de işlenmeden yok olan veri oldukça fazla. Artık büyük veri ve analitiğinin daha çok konuşulur olacağı aşikar. Bu alanda, fark yaratacak ve ufukları zorlayacak çalışmaların olması kaçınılmaz. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de verinin nabzı paralel gelişmelere sahne olacak. Büyüyen veri yığınları, “kendi cihazını getir” gibi kurumsal kavramlarla daha artıyor. İç ve dış tehditlerin güvenliğini sağlamak kurumlar için çok önemli. Verilere güvenli olarak ulaşabilmek ve yönetebilmek, büyük veriyi kontrol altında tutabilmek için gerekiyor. Büyük veri güvenliğini sağlamak için öncelikle ihtiyaçların doğru olarak belirlenmesi ve verilerin yapısına bağlı çözümlerin kullanılması gerekmektedir. Doğru çözümleri doğru alanlarda konumlandırmayı başaran kurumlar, büyük verinin sağlayacağı fırsatlardan yararlanacaklar.

 

Hedef iş sürekliliği

Kurumlar geleneksel iş yapış şekillerinden yenilikçi ve zamana uyum sağlayan bir yapıya doğru evriliyorlar. Hali hazırda bir ön yargı söz konusu olsa da kurumlar değişimin gerekliliğinin farkındalar. İhtiyaçların giderilebilmesi adına, yenilikçi teknolojilerden yararlanılması gerekiyor. İş sürekliliğini sağlamak ve verimliliği artırmak için doğru çözümlerin kilit noktalarda konumlandırılması gerekiyor. Bunun en gerçekçi örneği geleneksel yapısını bozmamış ve zamana uyum sağlamış kurumlar arasında görülebiliyor. Zaman içerisinde aradaki farkın daha net olarak anlaşılacağını düşünüyoruz. Tabii bu değişimin sadece büyük ölçekli kurumlar özelinde değil, küçük ve orta ölçekli firmalar nazarında da yayılım göstermesi önemli. Türkiye’deki kurumların büyük çoğunluğunun KOBİ olduğu biliniyor. Büyük veri ve analitik çözümlerinin bu firmalara büyük avantajlar ve fırsatlar yaratacağı öngörülüyor.

 
ETİKETLER : 1040