Dosya Çevreci Yaklaşım ve Teknolojiye Yansımaları 01 HAZİRAN 2015 / 09:17

‘Artık çok geç’ olmadan: Sürdürülebilir yaşam için ‘Yeşil İnovasyon’

Sürdürülebilir bir dünya için çevre dostu ürünler geliştirmek; gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için bir gereklilik halini aldı. Sürdürülebilir çevre politikaları, pazarlama unsuru olarak kullanmaktan öte, çevreye duyarlı bir sosyal sorumluluk projesi, aynı zamanda işletmelerinin uzun vadeli giderlerini azaltıcı bir yatırım olarak görülmeye başlandı. Karbon ayak izinin düşürülmesi özel sektörün en büyük hedefleri arasında. Enerji kaynaklarının hızla tükenmesi nedeniyle son yıllarda enerji verimliliği konusu da gündemimize oturdu. Artık kamu bu konuda düzenlemelere gitmeye başlarken, her alanda özel sektör çevre dostu BT’ye yatırım yapıyor ve doğaya saygılı, ekolojik, konforlu, enerji tüketimini azaltan, verimliliği artıran teknolojiler ön plana çıkıyor. Üniversitelerde ve teknoparklarda ümit verici çalışmalarla karşılaşıyoruz. Çevre kirliliğine bir bütün olarak bakıldığında da; kirliliğin ortadan kaldırılması yerine kirlenmenin önlenmesi en akılcı çözüm olarak beliriyor. Gelişmiş ülkelerde eko-inovasyon standartları belirlenirken ‘Yeşil İnovasyon’a büyük yatırım yapılıyor, üniversitelere büyük fonlar sağlanıyor, tüm ekosistemi kapsayan çevreci politikalar üretiliyor, geriye dönüşüm her şekilde teşvik ediliyor.  Standartlar, mevzuatlar konusunda gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında alınacak çok yolumuz olduğu bir gerçek. Henüz çok kirletici endüstrileri terkedemedik. Çevreciliğin hükümet politikası olarak ele alınması ve her alanda şart koşulması nefes alabilmek için bir gereksinim…Bu noktada Ar-Ge faaliyetlerinin ve merkezlerinin artırılması, Ar-Ge sürecinin ekonomik kayıp olarak değil, ürün kalitesi ve kararlılığı olarak görülmesi şart. Ve elbette evrensel açılımlarla birlikte kamu, üniversite, özel sektör, sanayi, STK iş birliği çok büyük önem taşıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli, yenilikçi ve yeşil üretimin önemini konuşmalarında vurguluyor ve TÜBİTAK’ın da kritik teknolojilerde Ar-Ge yapan, diğer araştıma alanlarında da Ar-Ge yaptıran bir yapıya bürünmesi gerektiğinin altını çiziyor. Başta güneş enerjisi olmak üzere diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yapılacak yatırımların artırılması hedef koşulmalı. Öncelikle insanın bireysel duyarlılığı ve isteği, üretici ve tüketici firmaların maliyet ve kâr hesabı yaptığı kadar çevreye etki hesabı yapması, resmi otoritelerin ise uygulanabilir yaptırımları, teknolojinin yarattığı çevre kirliliğinin azalmasında da etkili rol oynayacak. Ancak teknolojiyi canlı yaşamımızın bir parçası haline getirirsek, daha mutlu ve sürdürülebilir bir toplum için yaşanacak bir gezegen yaratmanın parçası olabileceğiz.   

 
ETİKETLER : 1024