Dosya Dijital Evrim ile Endüstri 4.0 18 HAZİRAN 2016 / 07:04

Ülke olarak Endüstri 4.0'ı yakalamamız şart

Dijital dönüşüm, kurumların rekabet avantajı elde etmek üzere girmeleri gereken kaçınılmaz bir olgu ve bunu bir süreçten öte, bir strateji olarak görmek gerek. Bu dönemde şirketlerin bilinen teknoloji altyapılarına, veriye erişilebilirlik de eklenecek. Dijital dönüşümün yarattığı etkinin bu kadar büyümesine sebep olan faktörlerin başında; verinin artması, hızlanması ve çeşitliliğinin fazlalaşması geliyor. Şirketler, bu değişimin altında kalmamak için dijital dönüşümlerini tamamlamak üzere öncelikle doğru iş ve yatırım planı hazırlamalı, buna uygun dönüşümlerine yön vermeli.
Fujitsu Türkiye Servis Direktörü Cengiz Yeker’in de belirttiği gibi, son birkaç yılda hayatımıza giren yapay zekâ, robotlar, sensörler, nesnelerin interneti, bulut bilişim gibi kavramların günlük yaşamımızda somut etkilerini gözlemlemek mümkün. Mobilite, bulut bilişim ya da büyük veri Endüstri 4.0’da da belirleyici. “Ancak Endüstri 4.0 ile birlikte “ezber bozmak” olarak tanımlayabileceğimiz “yıkıcı inovasyon” (disruptive innovation) ya da insansız fabrikaları ifade eden “karanlık fabrika” (lights-out manufacturing) gibi yeni kavramlara hazır olmamız gerek” hatırlatmasını yapan Cengiz Yeker’e göre, ülke olarak Endüstri 4.0'ı yakalamamız şart.  
 
Türkiye, önceliklerini ve odak noktalarını belirlemeli
“Türkiye'de kurumların dijital dönüşümleri maalesef dilediğimiz düzeyde değil” eleştirisini yapan Cengiz Yeker’e göre, bu konuda altyapılarının geliştirmesi, yüksek nitelikli insan gücünün Endüstri 4.0’a adapte olabilmeleri amacıyla insan kaynaklarından dijital altyapılarına kadar yepyeni bir bakış açısına ihtiyaç var. Bu bakış açısının da Ar-Ge ve inovasyonla desteklenerek oluşturulması gerek. Neler yapılabileceğini ise Yeker şöyle anlattı:
“Öncelikle, devlet ve sanayi kuruluşları işbirliğinde, Endüstri 4.0 farkındalığının, vizyonunun, strateji ve yol haritasının vakit kaybetmeden oluşturulmasını önemsiyorum. Endüstri 4.0 sürecinde olan ülkeler, odak alanlar ve odak inisiyatifler tespit ediyor, bu alanlarda çalışmalar yapıyor. Ülkemizde de benzer bir şekilde Endüstri 4.0 stratejisini en kısa sürede belirlemek, odak alanları tespit etmek ve bu anlamda teşvik ve destek yöntemlerini uygulamak gerek. Ülkemizde faaliyet gösteren küresel şirketlerin kamu ve özel sektörle işbirliği halinde olması ve küresel deneyimlerin Türkiye’ye transfer edilmesi gerek. Eğitim, kurs ve seminerler de bu sürecin hızlandırıcısı olur. Ar-Ge teşviklerinin yapılması da önem taşıyor. Burada Fujitsu gibi güçlü teknoloji firmaları ve entegratörlere büyük işler düşüyor. Fujitsu olarak KOBİ’lerin bu yolculuğunda onların inovasyon ortağı olmak istiyoruz. Ekosistemi doğru kurmaya çalışarak ve üzerimize düşen görevi yerine getirerek başarı hikayeleri yaratmayı amaçlıyoruz.”
 
İnsana her zaman ihtiyaç olacak
Dijital dönüşüm tüketici ile pazarlama ekiplerinin ilişkilerini tümden değiştirdi. Her bir tüketici kurum için tekil olduğunu düşünmeyi, kendine özel çözüm ve ürünler sunulmasını istiyor. Artık reklamdan değil içerikten söz etmek daha büyük anlam ifade ediyor. Dolayısıyla şirketlerin bu dönüşüm sürecinde müşteri odaklı olması kaçınılmaz zorunluluk. Dijital değişime ayak uyduran şirketler ve ülkeler, küresel rekabet ortamında sürdürülebilir bir büyüme yakalayabilecekler. Bu yorumu yapan Yeker, İK yapısında gelişim beklentilerini de şöyle özetledi:
“Endüstri 4.0 bir süre önce 46’ncısı düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun da gündemindeydi. Orada tartışılan konuların başında, Endüstri 4.0’ı oluşturan teknolojilerin istihdamı, iş kalitesini ve eşitliği nasıl etkileyeceği geliyordu. Şu anda dünyada her 10 bin çalışana karşı robotlaşma oranı 66 adet seviyesinde ve bu oranın beş yıllık süreçte en fazla iki katına çıkması bekleniyor. 2020 itibariyle hayatımıza ileri robotik, otonom ulaşım, yapay zekâ, makine öğrenmesi, gelişmiş malzemeler, biyoteknoloji ve genom bilimi gibi kavramlar girecek. Bu gelişmeler, hem yaşamımızı hem iş yapış şekillerimizi değiştirecek. Bazı meslekler tamamen yok olacak, bazıları daha fazla gelişecek, bugün hiç bilmediğimiz meslek dalları da ortaya çıkacak. Ancak en önemlisi; insana her daim ihtiyaç olacak. Çalışanların sahip olması gereken üç temel yetenek arasında başı yaratıcılık çekiyor. Diğer önemli iki yetenek de “duygusal zeka” ve “teknolojik okur yazarlık”. Yetenekli insanları şirketlere çekme ve uygun ortamı sağlama daha da büyük önem taşıyor.”