Dosya 08 ŞUBAT 2010 / 12:21

Üretim sektörü bardağın yarısını dolu görmeyi tercih ediyor

Üretim yapan sektörlerin büyük bir bölümü 2009 yılına çok iyi başlamamıştı. Krizin etkisini en yakından hisseden sektörlerden biri üretim sektörü oldu. Üretim yapan sektörlerin yine neredeyse tümüne yakınında 2009’un ilk 6 aylık döneminde üretimde ve ihracatta azalmalar ya da ciddi daralmalar yaşanmıştı. Ama yılın sonlarına doğru üretim sektöründe üretim ve satışlarda biraz da olsa nefes alındığı görüldü. Sektörlerde bu yıla dair temkinli bir umut gözlemleniyor.

Tekstil sektörü 2010’dan umutlu
Kriz tekstili beklendiği kadar kötü vurmadı. İç pazarda çeşitli kampanyalarla piyasa canlandırılmaya çalışıldı. İhracatta ise Uzakdoğu’nun bıraktığı boşluklar doldurulmaya uğraşıldı. Alternatif pazar bulma çabaları hızlandı. Türkiye ekonomisinin hep lokomotifi olagelmiş tekstil sektörü 2010’da toparlanma için umutlu. Sektör 2009’u en azından kötünün iyisi bir yıl olarak görüyor. İhracatta ise Türkiye’nin doğusu ile Afrika ülkelerinde artışlar oldu. Buralardaki artışlar diğer pazarlardaki özellikle Avrupa’daki düşüşü dengeledi. Bundan sonra sektörde şirketlerin miktar değil, kar amaçlı çalışması, 2010’da verimliliği artırarak, karlılıklarını yukarı çıkarmaları, basit mal rekabetinden ziyade, moda üreten tasarım yapan teknolojiyi etkin kullanan bir noktaya gelmesi bekleniyor. Diğer bir hedef ise Türk şirketlerinin kendi markaları ile yurtdışında mağazalaşması. Diğer yandan yaklaşık 2.5 milyon kişinin çalıştığı sektör, 2009’da yüzde 20 gibi büyük bir istihdam kaybına uğramıştı. Maliyetlerin artması, karların azalması, siparişlerdeki düşüş nedeniyle üretim kapasitesini azaltmak zorunda kalan şirketler elemanlarına kapıyı göstermek zorunda kaldılar. Ancak yılın son üç ayında krizin etkilerinin azaldığı yönünde sinyaller alınınca, istihdamda 2010 beklentileri iyileşme gösterdi. Yine 2010’da makine alımı gibi iyileştirme yatırımları da sektörde şirketlerin gündeminde.
uretim_sektoru2Tekstil gibi dinamik ve hızlı bir sektörde ayakta kalmanın ise tek bir yolu var. Operasyondan an be an haberdar olmak. İşi sürekli kontrol edebilmek. Müşterilerin beklentilerini takip etmek ve ölçmek. Taleplerin ne yönde değişeceğini öngörmek ve o yönde konumlanmak için de  müşterileri çok iyi tanımak. Diğer yandan karlılığını artırmak isteyen şirketler, üretim süreçlerini mümkün olduğunca akıcı ve kısa süreli kılmak durumunda. Eldeki kaynakları en iyi şekilde kullanmalılar, tedarik ve stok süreçlerini olabildiğinde etkinleştirmeliler. Ve de daha az maliyetle üretim. Tüm bu saydıklarımız da teknolojiyle, bilişimle olabilecek şeyler.

Plastik sektörü Avrupa’nın zirvesini hedefliyor, teknoloji yatırımları artıyor
Plastik sektörü krize rağmen 2009’a iyi bir başlangıç yapmıştı. Sektör krizle birlikte yeni pazarlar arayışına girdi ve sektör şirketleri Rusya, Ukrayna, İran, Pakistan, Hindistan, Çin ile Orta Afrika ve Latin Amerika ülkelerindeki pazarlara yöneldi. Bu da ihracatın artırmasını sağladı. Türk plastik sektörü için 2015 yılında plastik işleme kapasitesi açısından Avrupa’nın zirvesine yerleşmek istiyor. Sektör de geleceğe yönelik varmak istediği hedeflere ancak teknolojiye yatırım yaparak ulaşabileceğinin bilincinde ve buna göre hareket etmek istiyor. Plastik sektörünün 2010 hedefi yüzde 10 büyüme. Küresel ekonomik kriz ve iç pazardaki daralmaya rağmen Türk plastik sektörü, 2009 yılında küçülmedi. Hedeflerini tutturan plastik sektörü, 2009 yılında 5,1 milyon tonluk üretim yaparak Avrupa beşincisi olmayı sürdürdü.   PAGEV Başkanı Selçuk Aksoy,  sektörün 2010 hedefinin yüzde 10 büyüme ve 5,7 milyar doları direkt olmak üzere 11,2 milyar dolarlık ihracat olduğunun altını çiziyor. Sektörde teknoloji kullanımı halen yeterli düzeyde olmasa da büyük hedefler paralelinde teknoloji yatırımlarında artış gözlemleniyor.

Kimya ihracatı patladı
Ekonomik krizde en yüksek ihracat düşüşü yaşayan sektörlerden biri kimya idi. Sektör son dönemde ise aynı hızla toparlanıyor. Ekim ayında ekonomik krizden çıkış sinyalleri vererek ilk defa artıya geçen kimya sektörü ihracatı, Kasım ayında küçük bir gerileme yaşasa da yükseliş eğilimini sürdürmüştü. 2009 ‘un Aralık ayı ise adeta kimyasal patlamanın gerçekleştiği ay oldu. Kimya sektörü Ar-Ge’nin ön planda olduğu bir sektör olmasıyla da teknolojiyi yoğun ihtiyaç duyan bir sanayi. Sektörde son birkaç yılda bilişim yatırımlarında artık var, bunun önümüzdeki dönem daha da artacağı öngörülüyor.

Otomotivde iki senaryo var
Türkiye ekonomisinin her zaman en önde gelen sektörü otomotiv olmuştur. Birçok yılı ihracat  şampiyonu kapatan sektörden bugün de aileleriyle birlikte 10 milyon kişi ekmek yiyor. Otomotiv sektörü geçtiğimiz yılı küresel krizin ağır gölgesi altında geçirmişti yılın ilk döneminde. 2010 yılı için sektör genelinde iyimser senaryonun yanında çok iyimser olmayan, temkinli senaryo da var. Temkinli senaryoya göre yıl sonuna kadar 17 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirileği düşünülüyor. İyimser tablo ise bu rakamın 20 milyar doları bulacağı yönünde. Hükümet 2009 yılında sektöre bazı teşvikler verdi. Sektör bu teşviklerin 2010`da da devam etmesi gerektiğini dile getiriyor. Alınan önlemlerle sektör, bir önceki yıla oranla binek otomobillerde yaklaşık yüzde 13 büyüdü. 2009 yılında binek otomobil pazarında 369 bin 819 adet araç satışı gerçekleştirildi. Binek ve hafif ticari araç toplam pazarında ise 557 bin 126 adet araç satışı gerçekleştirildi. Diğer yandan otomotiv yan sanayi de geleceğe umutla bakmak için beklentilere sahip. Sektör “Uzak pazarlar için desteklenmeliyiz” diyor, Bursa ve Kocaeli’ndeki  yan sanayinin Amerika, Uzakdoğu ve Kuzey Afrika gibi uzak pazarlara navlun bedelleri nedeniyle mal satamadığı belirtiliyor. Hurda teşviki önemseniyor. Piyasada 3,5 milyon araç 20 yaş ve üzerinde. Yüzde 10’u değişse üretilecek ilave 350 bin yeni araç demek. Sektör ‘Bugün artık küresel markaların üzerinde Türk otomotiv yan sanayisinin bir parçası var. Sektör artık altyapısını tamamladı ve olgunlaştı’ görüşünde.

Gıdada belirleyici
unsurlar fiyat ve müşteri
Krize rağmen gıda sektörü 2009 yılını yüzde 3’lük büyüme ile kapattı. Tarıma dayalı hammadde fiyatlarında aşırı bir yükselme olmaması sektörün elini krize karşı rahatlatmıştı. Bu durumu
fırsat olarak gören üretici şirketler, fiyatlarını aşağı çekerek tüketiciyi kazanmaya çalıştı. Sektörün perakende ayağında da işler kötü gitmedi. 2010 yılında piyasaların rahatlayacağı beklentisine paralel olarak hedefler yine yüksek. Birçok uzmana göre ise sektörün önümüzdeki yılki performasını etkileyecek en büyük etken emtia fiyatları. Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre, sektör 10.5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi.
200 milyar dolarlık üretim kapasitesine ulaşan sektörün 2010 büyüme hedefi ise en kötü senaryoya göre yüzde 3 olarak belirlendi. Gıda  büyümeye aday sektörlerin başında geliyor. Kısacası, 2010 yılı için sektör umutlu. Bu sektörde küçülme rakamları gibi bir durum olmayacağı öngörülüyor. 500 bin kişinin istihdam edildiği sektörde önümüzdeki günlerde yine fiyata dayalı rekabetin yaşanacağı düşünülürken, müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi ve analizi önemini artırıyor. Bunları daha verimli yapabilmek için buna yardımcı olacak bilişim teknolojilerinin daha çok kullanılacağı yorumları yapılıyor.
ETİKETLER : Sayı:757