e-toplum 13 OCAK 2014 / 14:00

İnternete bağlı mısınız bağımlı mı?

Teknolojinin bize getirdiği yeni bir bağımlılık türü neredeyse 20 yıldır konuşuluyor. Çevrimiçi olmanın kaçınılmaz olduğu modern dünyada, internete bağımlı olmamanın yolu çevrimiçi ve çevrimdışı hayatı dengede tutmaktan geçiyor.

İnternet bağımlılığının ilk göstergesi internet başında geçirilen uzun saatler ve günlük hayatımızı aksatması. Özellikle internet kullanımına sınırlama getirememe, sosyal zararlarına rağmen internet ve bilgisayar kullanımına devam etme, internete ulaşımın kısıtlandığı durumlarda yoğun endişe duyma gibi belirtilerle kendini gösteren bu bağımlılık türü 1990’lı yılların ortalarından beri psikiyatri literatüründe yer alıyor. İnternet bağımlılığı 1995 yılında Goldberg tarafından tanımlandı.

Her ne kadar akademik dünyada “internet bağımlılığı” ya da “patolojik internet kullanımı”nın varlığı/yokluğu konusunda ateşli tartışmalar sürmekteyse de, kimi insanların internet kullanımına bağlı olarak iş, okul ve aile hayatlarında birtakım sorunlar yaşamaya başladıkları açık. Literatür tarandığında, dünyanın her yerinden, özellikle de yüksek teknolojiye sahip gelişmiş ülkelerinden bu konuyla ilgili sayısız vaka bildirimi ve araştırma rapor edildiği görülüyor.
Prof.Dr. Özcan Uzun’un belirttiğine göre, tipik bir internet bağımlısı haftada 40-80 saat arasında bilgisayar başında kalıyor ve hiç aralıksız yirmi saate kadar bilgisayar başından kalkmayabiliyor. Uyku döngüsü bozulan hasta uyarıcı madde kullanmaya, aşırı kahve ve kolalı içecekler tüketmeye başlayabiliyor. Fiziki aktivitenin giderek azalmasına bağlı obezite, sırt ağrısı ve duruş bozuklukları gelişebiliyor.
İnternet bağımlılığı henüz boşanma veya şiddet nedeni olarak istatistikî açıdan gösterilmese de Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Doç. Dr. Tuncer Okay’ın TBMM Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu’na sunduğu “İnternet Bağımlılığı” başlıklı raporundaki verilerden yola çıkarak, sosyal medyanın etkilerinin toplumsal hayatta her geçen gün daha fazla hissedildiği, bilgisayar kullanıcılarının çoğunun bilgisayar kullanımı konusunda eğitimsiz olduğu, ev işleriyle meşgul olan kişilerde internet kullanım oranının arttığı, çoğunluğun sosyal paylaşım sitelerinde zaman geçirdiği söylenebilir. Prof.Dr. Ayşegül Durak Batıgün ve Yrd. Dr. Nevin Kılıç’ın (2011) Türkiye’deki üniversite öğrencileri arasında yaptıkları çalışmada, öğrencilerin yüzde 18,9’unun internet bağımlısı olarak tanımlanabileceği belirtiliyor. Bunun yanı sıra, emekliliği takiben görülen aşırı internet kullanımı vakaları da bildiriliyor.

Çevrimiçiyle çevrimdışı hayatı dengede tutmak gerekiyor
İnternet bağımlılığı üzerine araştırmalar yapan psikolog Dr. Kimberly Young internet başında geçirilen süreden çok internet başında geçirilen sürenin çevrimdışı hayata etkisi ve sonuçlarına bakmak gerektiğini vurguluyor. Young’a göre, esas olan çevrimiçi hayatla çevrimdışı hayatı dengede tutmak ve günlük hayatımıza engel olacak şekilde takıntıya dönüştürmemek. Young ayrıca tıpkı diğer bağımlılıklarda olduğu gibi internet bağımlılarının da kariyerini tehlikeye atabildiğini, kullanım oranları ile ilgili yalan söyleyebildiğini belirtiyor. İnternet bağımlılarının en çok genç ve zeki erkekler olduğunu da dikkat çekiyor ve ekliyor:
“Genellikle kendine az güveni olan ve sosyal medya ve pornografiden çok ‘World of Warcraft’ gibi oyunlara düşkünlüğü olan kişilerden oluşuyor. Bu kişiler farklı karakterlere bürünebildikleri için çevrimiçi oluyorlar.”

Sosyal ağlarla sosyalleşme mi sosyal izolasyon mu?
Stanford Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma ise kişinin internette zaman geçirmesinin iş hayatını olumsuz etkileyişini ve hayatında belirli aktiviteleri yönetemez duruma gelmesini ilk belirtiler olarak gösteriyor. Öte yandan birey internette sosyal ağlarda yalnızlığını giderirken, gerçek hayatta sosyal çevresiyle çok daha az zaman geçirerek aslında yalnızlaşıyor. Kraut ve arkadaşları tarafından bilgisayar ve internet kullanma olanağı verilen ve rastgele seçilen ailelerde yapılan, iki yıl süren araştırma, haftada en az birkaç saat internette zaman geçiren aile bireylerinin bile yalnızlık hissinin arttığını ortaya koydu. Young’un incelediği 396 bağımlı vakasının yüzde 56’sı internet kullanımıyla birlikte sosyal izolasyona maruz kalmış durumda. Çoğu internet bağımlılığı vakasında, bireyler cinsel ihtiyacını da çevrimiçi sohbet odalarında veya pornografik içeriklerle gideriyorlar.

Tedavinin ilk aşamasında dijital detox
Pensilvanya’daki Bradford Bölgesel Medikal Merkezi’nde eylül ayında ilk kez hastane bazlı internet bağımlılığı tedavi merkezi açıldı. İnternet bağımlısı olan 4 kişi gönüllü olarak 10 günlük hasta tedavi programına tabi tutulacak. En az 72 saat telefon, tablet ve bilgisayardan uzak duracak internet bağımlıları ardından terapi ve seminerlerle internet tutkusunu kontrol altına almaları için destek görecek.İnternet bağımlılığı tedavisinin amacı ‘kişinin sağlıklı bir şekilde internet kullanımını sağlamak’ olarak açıklayan Young, bilgisayar kullanımının vazgeçilmez olduğu modern hayatta hep çevrimdışı olmak mümkün görünmediğini de ekliyor. Öte yandan, ABD’deki internet bağımlılığı tedavisi 14 bin dolarlık maliyete sahip ve sağlık sigortası karşılamıyor.
ABD’de ‘Restart’ adlı internet bağımlılığı merkezleri tüm sayısal teknolojilerin düzgün kullanımı ile ilgili destek veriyor. Bağımlılık merkezi, video oyunları, sohbet, Facebook, Twitter gibi sitelerde uzun zaman geçirenlere 45 günlük bir tedavi programı sunuyor. Bağımlılık belirtilerinden üçünün bulunması halinde kişinin interneti istismar ettiği, beşi varsa bağımlı olduğu tespit ediliyor.
Şu an ABD’de Massachusetts, Philadelphia ve Chicago’daki internet bağımlılığı tedavi merkezlerinde kurulan ‘internet bağımlıları için sosyal destek grupları’ da hastalara hizmet veriyor. Bunun yanı sıra internet kullanımında en üst sıralarda yer alan Uzakdoğu’da Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkelerde tedavi amaçlı merkezler bulunuyor.

İnternet bağımlılığının belirtileri

Patolojik internet kullanımı olanlarda davranışsal bir dürtü kontrol bozukluğu bulunmasından ve bu dürtü kontrol bozukluğunun da kimyasal bir madde alımını içermemesinden hareketle bu tanıma en çok uyan patolojik kumar oynama tanı ölçütlerini patolojik internet kullanımına uyarlayan Young’ın ve “internet bağımlılığı” için ilk ciddi tanı ölçütlerini oluşturmuş:
• İnternet ile ilgili zihinsel uğraş (sürekli interneti düşünme gibi)
• İstenilen keyfi almak için giderek daha fazla oranda internet kullanma ihtiyacı duyma
• İnternet kullanımını kontrol etme, azaltma ya da tamamen bırakmaya yönelik başarısız girişimlerin olması
• İnternet kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi durumunda huzursuzluk, çökkünlük ya da kızgınlık hissedilmesi
• Başlangıçta planlanandan daha uzun süre internette kalma
• Aşırı internet kullanımı nedeniyle aile, okul, iş ve arkadaş çevrelerinde sorun yaşama
• Başkalarına internette kalma süresi ile ilgili yalan söyleme
• İnterneti problemlerden kaçmak veya olumsuz duygulardan uzaklaşmak için kullanma.