e-toplum 02 EYLÜL 2012 / 10:58

Modernizasyon pazarı büyüyor

Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı ve aynı zamanda Savunma Sanayi İhracatçıları Birliği Kurucusu Lütfi Varoğlu görüşlerini paylaştı.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı ve aynı zamanda Savunma Sanayi İhracatçıları Birliği kurucusu Lütfi Varoğlu, hem müsteşarlığın hem de birliğin çalışmalarını anlatırken günümüz savunma sanayi eğilimleri hakkında vizyoner görüşlerini paylaştı.

» Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndan başlarsak, buradaki yeni projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin verdiği görevler doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyon projelerini gerçekleştiriyor. Şu anda Ar-Ge projeleri dahil yaklaşık 300 tane proje kurumumuzda yönetiliyor. Türk Savunma Havacılık ve Güvenlik Sanayi yaptığı bütün projelerle ilgili Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nı yetkilendirdi. Kuruluşumuzdan beri imzalamış olduğumuz anlaşmaların toplam bedeli 27 milyar dolar. Her geçen gün de artıyor.
Yeni dönem projeleri arasında İnsansız Hava Aracı’nın yeni motorunun yapılması, silahlandırılması var. Milli Gemi - ‘MİLGEM’ gibi bazı projelerimizin devamı geliyor. Uydu konusunda da; Uydu Fırlatma Merkezi kurulması kararı çıktı. Bu son dönemde çıkan Ar-Ge kararlarından biri de; özellikle 4. Nesil baz istasyonlarının Ar-Ge çalışmasıyla yapılması. O konuda şirket seçimi yapılmadı ama Türkiye’de Ar-Ge yapılarak baz istasyonlarının Türkiye’de üretilebileceğini düşünüyoruz. Tanklarla ilgili olarak da; çok önceden imzaladığımız prototip geliştirme çalışması Altay Projesi’nde de yavaş yavaş seri üretim kısmı konuşulmaya başlandı.

» Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Uluslararası İşbirliği Dairesi olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Biz bir anlamda; Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın aslında dışa bakan yüzüyüz. Uluslararası kurumlarla, birçok ülkeyle münasebetimiz var. Münasebetler çerçevesinde; her türlü hazırlık, çalışma, bunların gerçekleştirilmesiyle ilgili sorumluluklarımız var. Türkiye malum; hem bölgesel olarak çok ilgi çekiyor hem de savunma sanayinde bugün ürünlerimizle artık konuşulabilir, ihraç edebilir bir noktaya geldik. Bünyemizin ağırlığını tamamen ihracat odaklı bir yapıya döndürdük. Kendi içimizde de yapılanmayı 3 bölgeye ayırdık; Amerika-Avrupa, Ortadoğu - Afrika ve Uzak Doğu -Asya. Gelişmekte olan ülkeler D-8 Grubu ile ortak yürüttüğümüz çalışma grubumuz var. İkincisi Arap Ligi; yani KİK-Körfez İşbirliği Konseyi. Bunun dışında; NATO’nun bütün alt çalışma gruplarıyla çalışmalarının koordinasyonunu yapmaya çalışıyoruz. AB’nin aslında savunma alanındaki satın alma, tedarik organı olan OCCAR’a Türkiye’nin üyeliğini koordine ediyoruz çünkü orada 6 tane kurucu üye var. Biz de Türkiye olarak üyelik başvurusunda bulunduk, onun koordinasyonu var. Afrika Forumu ile çalışmalarımız bulunuyor. Bir de dış ilişkilerle ilgili hem Dışişleri Bakanlığı hem Ekonomi Bakanlığı gibi DEİK- Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi ile yakın temastayız. Ekonomik İşbirliği toplantılarına, KEK - Karma Ekonomik Komisyon toplantılarına da katılıyoruz.

Amacımız şirketleri ihracat kavramında birleştirmek

» Savunma Sanayi İhracatçıları Birliği’nin çalışmalarından da söz edebilir misiniz?
Naçizane kurucuyum. 30 küsur ihracatçı birliği var, iki sene önce Ekonomi Bakanlığı ile bu durumu paylaştık. Bizim sektörümüz aslında boyut olarak küçük. 1 milyar 100 milyon dolara ulaştık. Öte yandan diğer sektörlerdeki katma değerlerle kıyaslanmayacak kadar da büyük. Çalışmalarımızı ihracat odaklı sürdürmek çok önemli. İhracatçılar Birliği’nde de amacımız SASAD üyesi olan, ihracat yapan şirketlerimizi ihracat kavramında birleştirmek.

» Savunma teknolojilerindeki yeni eğilimler konusunda sizin düşünceleriniz nedir?
Dünya tamamen siber, sanal sistemlere artık yoğunlaşıyor. Eskiden internetin çıkışı dahil tamamen savunma sanayi merkezli, askeri sistemlerden dönüşen sivil sistemlerdi. Artık dünyada özellikle 80’lerin sonlarından itibaren daha ucuz, daha kolay, daha erişilebilir, daha rahat geliştirebilir olması nedeniyle sivil sistemler daha öne çıktığı için, askeri sistemler de göreceli tehditler azaldığı için, daha çok sivil sistemlerin hegemonyasına geçildiğini görüyoruz. Sivil alanların, gelişen teknolojilerin, bu sefer askeri sistemlere uygulanması dediğimiz yeni bir eğilim gelişti. Bir anlamda iki türlü birbirine etki eden; sivil ve askeri teknolojilerin geçişini, yaklaştığını görüyoruz. Ben şunu görüyorum; kara deniz ve hava araçları için göreceli olarak parası daha sınırlı olan, finansal kaynakları daha sınırlı  ülkeler için modernizayon çağındayız. Çünkü bundan 20-30 sene önceki sistemleri modernize etmezlerse güçlerini koruyamayacaklar. Yeni bir sistemi almaları için de finansal güçleri yok. Yani bu pazar ki ben biraz ihracat tarafından baktığım için daha net söylüyorum, burada modernizasyon pazarı büyüyor. Bugün bilişim sektörü daha çok işin içine girmeye başladı. Sektörler iç içe geçti.

» Siz Türkiye’yi savunma alanında nerede görüyorsunuz?
Türkiye çok önde olan büyük oyuncuların ligine yaklaşmaya çalışıyor. Zaten rakamlar şöyle; ihracatta kısa vadede 4-5 adım yukarıya doğru çıktık, daha çok ihracat yapan ülke konumuna geldik. İthalatta da 4-5 adım geriledik. Bu; “doğru yoldayız” demek. Rakamlar da doğru ve ama bu yaptığımız ürünleri iyi satabilmemiz, profesyonelce pazarlayabilmemiz ve doğru teşvik mekanizmaları sağlayabilmemiz gerek. Devletin arkasında durduğu sistemler halinde satabilmemiz gerek. Arkasında durulmalı. Rekabetçi bir sektör, siyaseten önemli bir sektör. Bence Türkiye doğru yolda ilerliyor ama alacağımız daha çok yol var. Profesyonel olmamız lazım.
ETİKETLER : Sayı:886