e-toplum 14 EKİM 2012 / 14:34

Pixel pixel yenilendi

320 bin film karesini tek tek incelediler. Taa 1962’den kalan filmde çok hasar, çizik, leke, çatlak vardı. Bunları tek tek sayısallaştırdılar: Her bir karede soldan sağa 4,096 pixel + yukardan aşağı 2,160 pixel = Tek bir karede 8.8 milyon pixel. Bütün hasarlar satır satır giderildi. Kare, aslından daha yeni oldu.
Bu restorasyon, 60 yıl önce çekilen, o zamandan beri en destansı filmlerden (belki en destansı!) “Arabistan’lı Lawrence” (Lawrence of Arabia) için yapıldı. Eh, bunca zamandan sonra biraz estetik, biraz botox gerekiyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nda Arapları Osmanlı’ya karşı ayaklandırmakla görevli İngiliz subayı T.E.Lawrence’in Arabistan macerası, hiç bir sayısal katkı olmadan, gerçek çöllerde, gerçek deve sürüleriyle, gerçek savaş sahneleriyle çekilmişti. O dönemde, bugünkü masabaşı bilişim sihirbazlıkları yoktu. Ama, İngiliz yönetmen David Lean, filmi 35 değil, 65 mm formatında çekmişti. Ve bu, perdede “inanılmaz” bir netlik ve gerçeklik sağlamıştı. İlk gösterimiyle başyapıt oldu. 10 Oscar’a aday gösterildi. 7 Oscar kazandı. Ne tuhaf ki Lawrence rolündeki Peter O’Toole Oscar’ı alamadı. Film, Türkleri gaddar ve zalim “tanıttığı” için Türkiye’de uzun yıllar gösterilemedi.
Sony’nin film restorasyon sorumlusu Grover Crisp’in, filmin negatifindeki kareleri tek tek incelemesi 3 ay sürdü. Sonra, bu 320 bin kare, 8K adlı bir sistemle yine tek tek sayısala dönüştürüldü. Bu da 6 ay sürdü.
Yazılım teknolojisindeki gelişme sayesinde bir film karesinin restorasyonu için bugün, tek bir pixel üzerinde bile “iyileştirme” yapılabiliyor. 2006 gibi “eski” bir tarihteyse, örneğin, çöldeki kumun rengini “açmak” için göğün rengini de açmak gerekiyordu. Bugün, tek bir kum tanesinin rengiyle dahi oynanabiliyor. Bu sayede bu şahane film, çekildiği zaman bile var olmayan bir renk ve ayrıntı cümbüşüne dönüştü. Bir yorumcu, “Film, aslından da iyi oldu” diye yazdı.
Filmin kendi öyküsü de tuhaf. Esasen 3.5 saatti. Ocak 1963’te 20 dakikası kesildi. ABD’de televizyonda gösterilmek için 15 dakikası daha kesildi. Her nasılsa, 35 dakikası “bilinmeyen bir şekilde” kayboldu. 1987’de bu kısım bulundu. Ama seslendirme bozulmuştu. Oyuncular tek tek bulundu. Hepsi stüdyoya davet edildi. Yeni seslendirme yapıldı. Bütün bu işlem, 26 ay sürdü. Oysa David Lean, filmi 10 ayda çekmişti!
1988’de film, baştan banyo edildi. Ortaya pırıl pırıl bir kopya çıktı. Ben o yıllarda yaşadığım Londra’da sinemada izlediğimde, görüntü zenginliğine inanamamıştım. Şimdiki yeni sürüme daha da inanamayacağım. Filmi “ilk kez” görecek Y-Kuşağı ise filmi “olağan” bulacak!
ETİKETLER : Sayı:892