e-toplum 25 TEMMUZ 2010 / 18:00

Tabloda arkeoloji

Bir tablonun sahte olup olmadığı nasıl anlaşılır? O sanatçıyı tanıyan bir uzman inceler. Ressamın tekniğiyle tabloyu karşılaştırır.
Yukardaki cümle epeydir geçerli değil. Bir tabloya sadece bakarak sahteliğini-gerçekliğini anlama devri bitti gitti çoktan. Şimdilerde bu işler teknolojiyle anlaşılıyor.
Londra’da 30 Haziran’da açılan ve sonbahara kadar sürecek “Sahteler, Hatalar, Buluşlar” sergisinde konu:  Tablo arkeolojisi. Toprakta kazı yapar gibi, tabloda görünen resmin altında başka katmanlar ve yap-bozlar aranıyor.
• En eski yöntem: Mor ötesi ışınla bakmak.
• Röntgenini çekmek.
• Kızılötesi ışınla bakmak. Bunu insan gözü göremediği için özel bir kamerayla resmi çekilir. Işın, tablodaki boyanın içine ne kadar girerse, ortaya o kadar bir resim çıkar.
• Elektron mikroskopla boya örneklerini incelemek. Hangi boya ne zaman kullanılmış? Buna göre tablonun tarihlemesi daha doğru yapılabilir.
• Gaz kromatografisi kullanmak. Boyaların hangi maddelerden yapılmış olduğunu gösterir. Buna bakarak, boyanın tarihi anlaşılır.
• Kütle (mass) spektrometresiyle tablodaki katmanları incelemek.
Görünen resmin altında neler var?
Bütün bu fenni yöntemlerden amaç şu: Tablo, gerçekten o sanatçıya mı ait? Evet ise, o halde tabloyu nasıl daha iyi koruruz?.. Yok, eğer o sanatçıya ait değilse kime ait olabilir? Veya tabloya acaba zaman içinde müdahale oldu mu? Evet ise, tablonun orijinal durumu nedir?
Örneğin, İtalyan ressam Lorenzo Monaco’nun (1400’ler) bir tablosunda karşılıklı iki rahip duruyor. Cüppeleri gri. Tuhaf bir renk.
Acaba neden gri diye incelenmiş.
Bir de bakmışlar ki tabloyu bir zamanlar satın alan bir tarikat, kendi rahipleri gri cüppe giydiğinden, beyazı griye “boyatmış.” Bu anlaşılınca, tablo temizlenmiş.  Altından orijinal beyazı çıkmış.

Dedektif öyküsü gibi.
Başka bir örnek: “Eski” bir tabloda yapılan incelemede, bir mavi dikkat çekiyor. Bu, 1704’te keşfedilen Prusya Mavisi. Oysa tablo “daha eski.” Olacak şey değil. Biraz daha inceleyince tablonun “eskitilmiş” olduğu, ama yeni zamanda yapıldığı anlaşılıyor.
Çok daha kurnazca bir sahtekarlık:
Tahta üzerine çok ustalıkla çizilmiş bir erkek ve kız çocukla babası. Uzmanları rahatsız eden bir şeyler var.
Ama en önemlisi, babanın başlığındaki desenler. Bir moda tarihçisi diyor ki: “Bu, 1913’te kullanılmaya başlanan bir tasarımdı. Tablonun yapıldığı dönemde böyle bir desen dokunamazdı.”
Bu itirazdan hareketle uzmanlar teknik inceleme yapınca anlaşılıyor ki tablo, 1920’lerde yapılmış. Ama pek ustalıklı bir “eski” eser olarak. Eh, onun da bir kıymeti var elbette.
ETİKETLER : Sayı:781