e-toplum 28 EKİM 2012 / 12:11

Tasarımda “Vay canına!” etkisi

İKSV İstanbul Tasarım Bienali, iki ayrı mekanda, iki ayrı kavramsal çerçevede ilk kez “tasarım” konusunda bu kadar kitlesel bir etkinlik olarak düzenlendi.
Hem, tasarımın endüstriyel boyutuna dair örnekler... Hem, tasarımın çok daha sosyal ölçekli mimari-toplumsal boyutuna dair örnekler... Üstelik, İstanbul başta olmak üzere başlatılan “kentsel dönüşüm” projelerinin en hararetle tartışıldığı bir sırada. Bu ikinci konunun “Musibet” başlığı altında 165 tasarımcı ve mimar tarafından ele alınma gerekçesi: “Kerameti kendinden menkul meşruiyet düzlemlerini sorgulamak.”
Bizi daha yakından ilgilendiren birinci konu ise, tasarım-inovasyon ilişkisi: Yerli ve yabancı 120 tasarımcı ve 60’dan fazla mimarın projeleri...
Şimdi, Alman elektronik cihaz devi Braun’un -tasarım çevrelerinde efsane gibi tanınan- tasarımcısı Dieter Rams’ın on ilkesini hatırlatma zamanı:
İyi tasarım nasıl bir şeydir?
• İnovatiftir.*Ürünü faydalı kılar.*Estetiktir.*Ürünü anlamaya yarar.
• Göze batmaz.*Olmayanı var göstermez.*Uzun ömürlüdür.
• En ince ayrıntıya kadar düşünülmüştür.*Çevrecidir.
• İyi tasarım, asgari tasarımdır.
Seri üretime tasarım eklemek, Sanayi Devrimi’yle ortaya çıkan bir kavram. Bu tür seri üretime “ilk” örnek: 1709’da İngiliz Abraham Darby’nin (1678-1717), Coalbrookdale’deki demirhanesinde tasarladığı kazanını, çoğaltmayı başarması... Şimdi müzede duran kazana bakınca, “bunu nesi tasarım?” der insan ama, 1700’ler için yenilikçi bir üründü.
Fransız Michael Thonet (1796-1871), daha önce kimsenin aklına gelmeyeni yaptı: İskemlenin ayağı ve arkalığındaki çubukları buharda yumuşattı. Kalıba koydu. Yuvarlak şekiller verdi. Sonra fırınladı. Ortaya bir “tasarım” iskemle çıktı.
Bugünkü anlamda “tasarım”ın, İngiltere’de Christopher Dresser’ın (1834-1904) ilk kez bir çaydanlığı “tasarlayarak” seri üretime geçmesiyle başladığı kabul edilir. Elbette Dresser’dan önce de estetik kaygılarla üretim yapılıyordu. Ancak bu ürünler kitlesel boyutta değildi. Almanya’da 1907’de devlet eliyle mimari-tasarım amaçlı kurulan Deutscher Werkbund’u (Alman Çalışma Federasyonu) anmak gerek: Sonra Bauhaus tasarım “okulu”na dönüştü. Nazilerce “dejenere” bulundu ve kapatıldı. 1949’da yeniden açıldı.
İstanbul Tasarım Bienali’nde, BİT’i kullanan bugünkü tasarımcıların, neleri nasıl yapabildiğini görmek “Vay canına!” dedirtiyor.
ETİKETLER : Sayı:893

22 Yıl Önce Bu Hafta

 
 
 
 
  Web Analytics